Kunduracılarıyla ünlenen kasabamız…
Karadiğin
M.Yavuz Çolak
Vet. Sağ. Tek.

Karadiğin

4 Temmuzda Karadiğin’deyiz. Anadolu’nun her köşesinde hummalı bir çalışmayla altın başaklı buğdayların hasad edildiği günlerdeyiz. Bu yıl ürünlerimiz oldukca bereketli. Dalları basmış meyveler, bağ ve bahçeler insanlara gülümsüyor. Çayırbağı’nın içinden geçerken bu düşünceleri çağrıştıran bahçelerin arasından süzülüp Karadiğin’e varıyoruz. Büyükçe bir kasaba olmasına rağmen sokaklar bomboş. Belediye Başkanlığına çıkıyoruz, hoş-beşten ve tanışma faslından sonra anladım ki Kasaba İnsanları, özellikle genç nesil Konya’da ayakkabıcılık sektöründe çalışarak üretime katılmaktaymış. Hergün belediye otobüsleriyle Ayakkabıcılar Sanayiine gidip çalışan insan sayısının 300 kişiden fazla olduğunu öğrenince sokakların neden tenha olduğu anlaşılıyor. Aklımdan geçeni hemen Belediye Başkanı’na soruyorum. ‘Madem Karadiğin’le ayakkabıcılık bütünleşmiş, iş alanları kendi kasabanızda kurulabilse hem maliyet ve hem de taşıma açısından kazanımlarınız yüksek olmaz mı?’ dediğimde, kendisi de bu sektörün içinden gelen Başkan Sami Yıkılmaz, düşüncelerimizi paylaştığını ancak insanların yatırımlarının şehir merkezinde değer bulduğunu ifade ederek sektör ve sorunları hakkında bilgiler verdi. Yazımın ileriki bölümünde bu konuya yeniden döneceğiz…

Karadiğin

Karadiğin, İlimizin güneybatısında, şehir merkezine 28 km mesafede, 2171 nüfusuyla Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı dört kasaba belediyesinden biri. Genç kuşak Konya’da çeşitli iş kollarında özellikle de ayakkabıcılıkta istikbal temin ederken, kasabada oturanların geçim endeksi de tarım ve hayvancılığa bağlanmış. Yani ana-babalar tarım ve hayvancılıkta, evlatlar şehirde hayatını kazanmakta. Tarım alanları kıraç ve hububat tarımına mahkum durumda, kısmen nohut tarımı da yapılıyor. Sebze ve meyve üretimi kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olup zaten yeterli sulak alan yok…

1999 yılında Belediye İdari yapılanmasına geçen Karadiğin hakkında, tarihi özelliğiyle ilgili yazılı bir kayda ulaşamadık. Adını nereden aldığı, ilk köyün ne zaman kurulduğuyla ilgili bilgiler rivayete dayanıyor. Kasabanın en yaşlılarından olan 84 yaşındaki Hacı Mehmet Altay amcamızın bilgisine başvurduk. Mehmet Amca’nın ifadesine göre: Karadiğin’i eskiden yayla olarak kullanan Konya’dan kalkıp gelen yerli halkın kurduğunu, o dönemlerde İpsikaya, Hacı Ali Köyü ve Obasla adıyla anılan yerleşim alanlarının da yer aldığı bölgede bugün sadece Karadiğin ayakta kalmış. Çanak-çömlek ve mezarlardan, ören yerlerinden varılan sonuca göre buralarda çok eski devirlere uzanan medeniyet izlerinden sözedilebilir. Yöre, macera arayan definecilerin ilgisini herzaman çekiyormuş…

1940’lı yıllarda Konya’nın Kapu Camii yanındaki odun pazarına Karadiğinliler’in hakim olduğunu anlatan Hacı Mehmet Amca, o zamanlarda günlük hayvanlara yükleyip şehire götürdükleri odunları satarak geçimlerini sağladıklarını, sıkıntılarla geçen dönemler yaşadıklarını ve iki büyük kıtlık gördüğünü, ovanın dağılmasına rağmen bu kıtlık dönemlerinde dağlık yöre olan Karadiğin’in dağılmayıp ayakta kaldığını da ilave etti. Kasabanın ismi ile ilgili hem Belediye Başkanına hemde Mehmet Amcaya sorularımız oldu. En yaygın rivayete göre, çok eskiden oldukca sulak ve yeşil olan Meram’dan bakıldığında, görüntüsüyle ilgili olsa gerek “Kara Deyin” söyleminin zaman içinde “Karadiğin” telaffuzuna dönüştüğünü söyleyip daha farklı bir hikayesini duymadıklarını ifade ettiler. Odun ticaretinin cazibesini yitirmesinden sonra arayışa giren Karadiğin halkı Konya’da ticari yapılanmaya girişerek besicilik ve marangozlukta adından sözettirmeye başlamışlar. Konya’nın peynir, yağ ve yoğurt ihtiyacını karşılamaya talip olmuşlar ve ticareti geliştirmişler. Günümüzde bu özelliklerini sürdürüyorlar. Muhacir Pazarı ve Kadınlar Pazarında Karadiğin peynirleri damak tadına düşkün Konyalı müşterilerin özellikle aradığı ürünler konumuna gelmiş. Bu durum kasabada hayvancılığın iyi bir durumda olduğunu gösteriyor. 2000 baş sığır ve 4000 baş koyun varlığıyla istatistiki verilere göre oldukca iyi bir potansiyel. Fakat genç nesil Karadiğinliler için gözde meslek ayakkabıcılık. Konu üzerine Belediye Başkanı ile sohbeti koyulaştırıyoruz. Bu kadar çok insanın istihdam edildiği sektörün Karadiğin’de güçbirliğine neden gidemediğini, markalaşma üzerine kafa yorulabilirmiyi ve entegre tesisler kurulabilirmiyi değerlendirdiğimizde, handikapları olduğunu dile getiren Sami Başkan; Çin mallarının sektöre çok ağır darbe indirdiğini, rekabet şanslarının neredeyse yok olduğunu ve tedbir alınmazsa imalathanelerin birer birer ortadan kalkacağını dile getirerek güç birliğine çok ama çok ihtiyaç olduğunu ifade etti. Gerçekten de üretebildiğimiz, hem de en iyisini yapabildiğimiz bir malın pazarını başkasına kaptırmak, rekabet edemeyip başkalarının cazip pazarı haline gelmek insanın kanına dokunuyor. Ne olursa olsun, hangi alanda olursa olsun el-ele ve gönül gönüle vermeli, imkanlarımızı birleştirip büyümeli, daha ucuza maledip bunların karşısında dimdik durmalıyız. Tarım ve hayvancılıkta,sanayide yapısal sorunlarımızı gidermeliyiz. O zaman Çin, Avrupa ve Amerika hepsi vız gelir, yeterki gereğini yapıp gücümüzü birleştirelim…

Herşeye rağmen üreten ve Ülkemiz için katma değer yaratanların Allah yolunu açık etsin…

Karadiğin

Fotoğraflar çekip bilgiler topladığımız Kasabada ve arazilerde gezdik. Başkan ve ekibimizle İpsikaya bölgesine gittik. Hani her köy ve kasabanın bir yeşil alanı, bir cazibe merkezi olurya, işte İpsikaya’da Karadiğin’in Meram’ı. Tek su kaynağının ayak ucunda sebze ve meyve bahçelerinin uzandığı yeşil vadi. Yukarıdan kuşbakışı seyrediyoruz, Karadiğin ile Hatunsaray arasında uzanan yeşil kanyon doğrusu hoş manzaralar sunuyor insanlara. Ancak son yıllarda biraz ihmal edildiği içinde kuruyan çok sayıda ağaçlardan belli oluyor. Böylesi yeşil alanlara sahip çıkın Karadiğinliler, kaybederseniz kıymetini anlarsınız! Karadiğin’le adı bir anılan başka özellik var mı diye sorduğumda, ‘Kenevir Helvası’ var dediler. Kış aylarında, baranaların kurulduğu dönemlerde bolca yapılırmış. Cezerye benzeri bir tatlı olduğunu, ceviz, badem, fıstık ve kenevirle yapıldığını ve Karadiğin’e has bir tatlı olduğunu dile getirdiler. Mevsim özelliği şanssızlığıyla ıskaladık tadına bakmayı. Kış aylarında da yolumuz düşerse test edip sayfamızda tescilleyeceğiz Kenevir Helvası’nı. Sayfamıza çeşni olsun diye yazdık ve yolu Karadiğin’e düşenlere duyurulur...

Bize ev sahipliği eden, konukseverliğinden ve mütevaziliğinden etkilendiğimiz değerli Başkan Sami Yıkılmaz’a, personeline; değerli meslekdaşım ve mesai arkadaşımız İsmail Çeşmeci’ye ve Karadiğin’in bütün halkına en kalbi selamlar ve saygılar…

Facebook'ta Yayınla>
Soru / Yorum Eklemek İçin Tıklayınız
..:: Sorular / Yorumlar ::..
Henüz yorum eklenmemiştir. Yorum Eklemek için Tıklayınız.
Ne? nedir? Nasıldır? Nasıl yapılır? Ne zaman yapılır?
Copyright - Tarım Kütüphanesi - 2007