SÜRÜ YÖNETİMİ VE KAYIT TUTMA

Bir süt sığırcılığı işletmesinin amacı mümkün olduğu kadar az girdi kullanarak daha fazla üretim ve kar sağlamaktır. Amaç kazançlı ve sağlıklı, ortalama ömrü uzun bir sürü yaratmaktır. Bu amaca hizmet edecek uygulamalar sürü yönetimi olarak nitelendirilir. Sürünün idaresinde, yavrunun doğumundan başlayıp, dana, düve ve inek oluncaya kadar ki aşamalarda neler yapılması gerektiği konusu üzerinde durulacaktır.

10.1. DOĞUM

İneklerde gebelik normal olarak 270-280 gün sürer. Doğum, 3-5 gün erken veya geç olabilir. Doğum tarihi yaklaşan inek, işletme şartları elverişli ise ayrı bir doğum bölmesine alınmalıdır. Eğer bu sağlanamıyorsa, hayvanın bulunduğu bölme temizlenir. Altına temiz ve bol altlık serilir. Doğum bölmesi, en az 3.5 m x 3.5 m ölçülerinde ineğin rahat edebileceği, bol altlıklı bir yer olmalıdır. Doğum bölmesi ne kadar büyük olursa, inek o kadar rahat eder ve kendiliğinden doğum yapma şansı artar. Doğum bölmesinde biriken gübre ve ıslanan altlık sık sık değiştirilmeli, doğum bölmesinin kuru ve temiz olmasına dikkat edilmelidir. Her doğumdan sonra bölme dezenfekte edilmelidir.

Gebeliğin sonlarına doğru meme büyümeye ve şişmeye başlar. Doğuma birkaç gün kala sağrı kaslarında gevşeme olur ve sağrı kasları çöker. Doğuma müdahale için acele edilmemelidir. İlk defa doğum yapacak düveler 2-4 saat sancı ve ıkınma, 1-2 saatte yavrunun gelmesi için, inekler 1-3 saat sancı ve ıkınma, 1 saat civarında da yavrunun gelmesi için vakit sarf edebilirler. İneklerde normal doğum olma ihtimali yüksek, güç doğum olma ihtimali düşüktür.

Resim 10.1.Güç doğuma müdahale edilmesi

Doğum döl yolundan içi su dolu bir kesenin görülmesi ile başlar. Buzağı çok büyükse, doğum kanalı açılmamış yada yeterince kaygan değilse, buzağı anormal pozisyonda geliyorsa, inekte süt humması başlangıcı varsa ve sancılar yeterli değilse doğum güç olabilir. Bu gibi durumlarda Veteriner Hekim çağrılması uygun olur.

Doğumdan sonraki 1-2 saat içinde yavru zarları dediğimiz eşi düşer. Doğumdan sonra en geç 24 saat içerisinde yavru zarlarını düşürmeyen hayvanlara Veteriner Hekim tarafından müdahale edilerek yavru zarları alınmalıdır. Yavru zarları alınmadığı takdirde hayvanda önce iştahsızlık başlar, sonra geçen zaman içerisinde çürüyen yavru zarlarının emilmesi sonucu zehirlenme belirtileri görülür ve bu durum hayvanın ölümüne kadar gidebilir. Doğum yapan inekler kilo kaybederler. Bu kayıp laktasyon başından itibaren 30 gün içinde mutlaka durmalıdır.

10.2. DOĞUM SONRASI YAVRUNUN BAKIMI

Doğan buzağı hemen nefes almaya başlamalıdır. Bunun için buzağının ağız ve burun etrafı temiz bir bezle silinmelidir. Çevre ısısına uyum sağlaması, solunum, dolaşım ve sindirim sistemlerinin harekete geçirilmesi için anası tarafından yalanarak kurutulması gereklidir. Ağız ve burundaki mukoza artıklarının iyi temizlenebilmesi için gerektiğinde buzağı arka ayaklarından tutularak ters yüz edilip sert olmayacak şekilde iki kez silkelenir. Böylece üst solunum yolları ve akciğerlere kaçabilecek yavru zarları ve yavru suları temizlenmiş olur. Doğum sonrası çoğu kez göbek bağı kendiliğinden kopar. Bu durumda göbek bağının içine tendürdiyot dökülerek enfeksiyona karşı tedbir alınır. 

Normalde inekler buzağıları yalayarak kuruturlar. Bazı durumlarda ve özellikle ilk doğumunu yapan hayvanlar, buzağıyı yalamak istemezler. Bu durumda ananın burun bölgesine yavru sularından sürülerek, buzağının ananın önüne bırakılması gerekir. Bu suretle ananın buzağıyı yalaması sağlanır.

Resim 10.2. Ananın buzağısını yalayarak kurutması

İnek buzağısını yalayarak kurutmazsa buzağı temiz bir bez veya kağıt havlu ile silinerek veya saç kurutma makinesi ile kurutulur. Buzağının altına kuru ve temiz bir yataklık konur. Buzağılarda emme refleksi 2-20 dakika sonra başlar. Yeni doğan buzağı genelde bir saat içerisinde ayağa kalkar ve anasını emmeye çalışır. Doğum sonrası ilk 4 saat içerisinde 2 litre kadar kolostrum dediğimiz ağız sütü buzağıya mutlaka içirilmelidir. Buzağıya soğumuş ağız sütü verilmemelidir. Ağız sütünün içerisinde çeşitli mineral maddeler, vitaminler ve bağışıklık maddeleri vardır. Ağız sütünün içerisindeki mineral maddeler buzağının bağırsaklarının temizlemesine yardımcı olur. Buzağı anasını ememiyorsa, ağız sütü temiz bir kovaya sağılıp temiz bir biberona doldurularak içirilir. Ağız sütü kovada içirilecekse parmak buzağının ağzına verilerek emdirilir ve el ağız sütünün içerisine sokularak buzağının ağız sütünü içmesi sağlanır. Verilen ağız sütü 37 °C de vücut ısısında olmalıdır. Doğumdan sonraki ilk 3 gün buzağılara mutlaka ağız sütü verilmelidir. Ağız sütündeki koruyucu maddelerin emilebilirliği ilk 24 saatten sonra azalır ve 36 saat sonra ise önemli değeri kalmaz. Yeni doğan buzağıya ilk 24 saat içerisinde buzağı septisemi serumu uygulanmalıdır.

10.3. BUZAĞILARIN BARINDIRILMASI

Sağlıklı ve gelecekte işletmenin ihtiyacı olan hayvanların yetiştirilmesi, yeni doğan buzağılara sağlanacak hijyenik, havadar ve bol ışıklı, sağlık şartlarına uygun barınaklarla mümkün olabilmektedir. Genel olarak buzağı barınakları için aranan temel şartlar, yapımı kolay ve ucuz, kullanılması ve bakımı ekonomik, temizlenmesi ve dezenfeksiyonu kolay olması şeklindedir. Buzağıların binalar dışında açık havada tutulmaları yaz aylarında ve ılıman iklim bölgelerinde mümkündür. Kışın ise buzağıların soğuk, rüzgar, yağmur ve kardan korunması gereklidir. Buzağılar doğumdan başlayıp sütten kesilene kadar diğer hayvanlardan uzak bir yerde tutulmalıdır. Buzağılar, buzağı kulübelerinde ve ahır avlusunda barındırılabilir. Kulübeler, tavanı ile üç tarafı kapalı ve önü açık yapılardır. Açık olan yönünde yanları tel kafes veya çıtalarla kapalı bir gezinti yeri şeklinde düzenlenmelidir. Buzağılar için ideal ısı 10-15 °C dir. Hava cereyanı olması buzağılar için zararlıdır. Buzağılar 3-3,5 aylıkken sütten kesilir. Buzağıların doğumdan birkaç gün sonra  kulaklarına numaraları vurulmalı, 1-6 haftalık yaşlarda da boynuzları köreltilmelidir. Sütten kesilen buzağılar 1-2 ay dişi ve erkekler bir arada grup halinde tutulmalı daha sonra dişi ve erkekler ayrılarak ayrı gruplar oluşturulmalıdır.

10.4. BOYNUZ KöRELTME

Buzağılarda boynuz köreltme iki şekilde yapılır.

1. Kimyasallarla Boynuz Köreltme

2. Dağlayarak Boynuz Köreltme

10.4.1. Kimyasallarla Boynuz Köreltme

1-3 haftalık yaşlarda yapılır. Boynuz hücreleri düğmeye benzer çıkış halindeyken durdurulur. Boynuz düğmesi çevresindeki boynuzu meydana getiren  hücreler kimyasal maddelerle öldürülür. Bu amaçla hamur kıvamında merhem yada kalem haline getirilmiş sodyum hidroksit veya potasyum hidroksit kullanılır. Boynuz düğmesi henüz kafatasına yapışmamıştır. Daha çok derinin bir parçası halindedir. Boynuzsuzlaştırılacak hayvanda boynuz düğmesi etrafının kılları kırpılır ve buralara vazelin sürülür. Vazelin boynuz düğmesinden kayan yada akan hidroksitin deriyi yakmasını önler. Kalem haline getirilmiş potasyum hidroksitin kullanılması gayet kolaydır. Hidroksitin etkili olması için kalemin ucu yada boynuz düğmesi ıslatılır. Kalem boynuz düğmesinin üzeri ve etrafına bir miktar sürülür. Ancak deri kanatılmamalıdır. Kalem sürülen bölge kuruyuncaya kadar buzağılar diğer hayvanların yanına bırakılmamalıdır. Bir hafta veya on gün içinde oluşan kabuk düşecektir. Kalem yerine merhem de kullanılabilir. Bunda da aynı işler uygulanır, yalnız merhem boynuz düğmesinin üzerine küçük kaşıkla sürülür ve orada bırakılır. Uygulayan kişinin ellerini korumak için kalem bir kağıda sarılmalıdır.

10.4.2. Dağlayarak Boynuz Köreltme

3-6 haftalık yaşlarda uygulanır. Bu metot yüksek ısı ile boynuz düğmesi etrafındaki hücrelerin yakılmasından ibarettir. Dizayn olarak yüksek ısı kullanan bir lehim demirine benzer ve uç kısmı yuvarlak ve deliklidir. Buzağı sıkıca tutulur, boynuz etrafındaki kıllar kırpılır. 174-194 °C’ye kadar ısıtılan demirin uç kısmı boynuza değdirilerek boynuz düğmesinin alt kısmındaki boynuz üreten hücreler yok edilir. 10-20 saniye süreli dağlama yeterlidir. Boynuz düğmesinin etrafında yanma sonucu oluşmuş yaklaşık 2 mm derinliğinde bir halka meydana gelir.

Resim 10.3. Dağlayarak boynuz köreltme

10.5. DANALARIN SEÇİLMESİ VE BAKILMASI

Erkek ve dişi buzağılar 4-5 aylık yaşa kadar aynı bölmede tutulabilirler. Fakat 5-6 aylık yaştan sonra grupların oluşturulmasında yaş ve ağırlık yanında cinsiyet de göz önüne alınmalıdır. Dişi buzağıların hemen tamamı damızlıkta kullanılmak üzere, erkeklerin ise büyük bölümü veya tamamı et üretimi amacıyla büyütülür. Bu nedenle erkek ve dişilerin bakım ve beslenmelerinde farklı yollar izlenir. 6-8 aylık ve 8-10 aylık yaş grupları halinde ayrı bölmelerde tutulmaları, sürü içerisinde birbirlerini rahatsız etmemeleri ve daha iyi yem tüketimi açısından yararlı olacaktır. Bu dönemdeki dişi danaların bakım ve beslenmesi, hayvanların ilk aşım yaşında ırka özgü ilk damızlıkta kullanma ağırlığına ulaşmasını sağlayacak biçimde düzenlenir. Bu dönemde Esmer ve Siyah Ala ırkları günlük 550-650 g, Jersey ise günlük 400-500 g canlı ağırlık artışı sağlanacak şekilde beslenmelidir. Bu dönemde baklagillerden zengin bir çayır veya kuru kaba yem genç hayvanlar için çok uygundur. Çayırın yada kuru kaba yemin zenginliğine göre günde 0,5-2 kg kadar  da kesif yem verilmelidir. Çayır veya kuru kaba yemin zayıf olduğu hallerde ve 6 aylıktan sonra kesif yem miktarı 3 kg’a kadar çıkartılmalıdır. Kuru ot danalara günde 3-6 kg kadar verilebilir. Bu arada kalsiyum, fosfor ve tuz hayvanlara yeterince verilmelidir. 6 aylıktan büyük danalara buzağılık döneminde verilen yüksek proteinli kesif yem yerine iyi kaliteli kuru ot ve yonca olduğunda ham protein oranı % 12-13 olan kesif yem verilmesi yeterlidir. Hayvanların buzağılık ve danalık dönemlerini serbest ve açık ahırlarda geçirmeleri sağlam yapılı olmalarını sağlar. 11 aylık yaştaki danaya mıknatıs yutturulması yabancı cisimlere karşı alınacak bir önlemdir.

10.6. DÜVELERİN VE BOĞALARIN SEÇİLMESİ VE BAKILMASI   

11-12 aylık yaşını bitiren dişi danalar, düvelerin bölmesine alınır. Sürü içinde ırk özelliklerini taşımayan, yaşıtlarına göre küçük kalan ve çeşitli kusurları olan hayvanlar sürüden çıkarılır. Kültür ırkı hayvanlara iyi bakıldığı ve beslendiği takdirde 1 yaşında kızgınlık gösterirler. Fakat bu yaşta boğaya verilmeleri uygun olmaz. Henüz gelişmesini tamamlamayan ve belirli bir ağırlığa erişmeyen bir düvenin gebe kalması durumunda yavrusu iyi gelişemez ve kendisi de normal ağırlığına ulaşamaz. Düvelerin 15-16 aylık olmadan gebe kalmasına engel olunmalıdır. Boğaların damızlıkta ilk kullanma yaşı da düvelerde olduğu gibi çok erken olmamalıdır. Aksi halde gelişmesini tamamlamadan aşıma giren boğalar iyi gelişmezler. Boğalara 18 aylıktan itibaren aşım yaptırılmalı ve günde 1-2 defadan fazla aşım yaptırılmamalıdır. Tabi aşımda 50-60 baş inek için bir baş boğa yeterlidir. Suni tohumlamada bu sayı daha çoktur. Irklar arasında ilk damızlıkta kullanma yaşı farklıdır. Düvelerin uygun yaştan daha erken damızlıkta kullanılmaları hayvanın gelişmesinin önlenmesi ve ileriki dönemde verimlerinin düşmesi gibi bir takım olumsuzluklara neden olur. Bunlara ek olarak gebelik oranı düşer, yavru atma ve ölü doğum oranları yükselir. Ayrıca hayvanın yaşama süresi de kısalır. İlk damızlıkta kullanma yaşının geciktirilmesi de sakıncalıdır. Böyle bir uygulama, verimsiz dönem masraflarının artmasına neden olur. Ayrıca yağlanma nedeniyle döl verimi düşer, hayvanın ömür boyu vereceği laktasyon ve buzağı sayısı azalır. ömür boyu alınması gereken süt miktarı düşer. Damızlıkta kullanma çağına ulaşan hayvan, kızgınlık gösterdikten sonra tabi aşım yada suni tohumlama ile gebe bırakılmaya çalışılır. İlk tohumlamadan 2,5-3 ay sonra gebe olduğu tespit edilenler, gebe düvelerin olduğu bölüme alınırlar. Gebe kalan hayvan gebelik süresinin sonunda doğum yapar ve artık inek olarak tanımlanır. Düvelerde ve ineklerde buzağılık dönemlerinde boynuz köreltmesi yapılmamış ise uygun araçlar veya boynuz testeresi ile boynuzlar kesilir.

Resim 10.4 Boynuzu kesilmekte olan bir düve

10.7. KURUDAKİ İNEKLERİN BAKIMI

Doğumuna yaklaşık iki ay kalan ve günlük süt verimi sağım masrafını karşılamayan ineklerin süt üretimlerinin durdurulmasına kuruya çıkarma denir. Süt verimi iyice düşmüş inekler sağılmadıkları zaman süt üretimi kendiliğinden durur. Süt üretimi yüksek inekleri kuruya çıkarmak için, bir yandan sağım aralıkları uzatılırken, diğer yandan da kesif yem bir miktar azaltılabilir.

Kuru dönemde gereği gibi bakılıp beslenmeyen ineklerin süt humması, doğum güçlüğü, meme ve rahim hastalıkları ile çeşitli beslenme hastalıklarına yakalanma riski artar. Ayrıca doğacak olan buzağının sağlık durumunu bu dönemin bakım ve beslenmesi etkiler. Kuru dönemin gereğinden uzun veya kısa olması süt verimini düşürür ve beslenme hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Kuruya çıktığı ilk haftalar ve doğumun yaklaştığı son haftalar memelerin en hassas olduğu dönemlerdir. Kuruya çıkarılan ineklerin kuru dönemle ilgili koruyucu önlem ve tedavileri Veteriner Hekime yaptırılmalıdır. Kuruya ayrılacak ineklere kuru dönem meme içi ilaçları koruyucu olarak uygulanmalıdır.   

Kuru dönemde yapılan beslemede yemlerin yeterli düzeyde protein ve minerallere sahip olmasına dikkat edilmelidir. Bu dönemde ineklere yonca, kepek, pamuk tohumu küspesi ve soya küspesi verilebilir. Kurudaki bir inek iyi bir çayırdan ihtiyacı olan bütün besin maddelerini alabilir. Kış aylarında ise kesif yemle desteklenen kuru ot veya kuru yonca bu amacı karşılar. Kuru dönemdeki yemleme hayvan ne fazla yağlı, ne de zayıf olmayacak şekilde yapılmalıdır. Kurudaki ineklerin eksersize gereksinimi vardır ve bu sağlanmalıdır. Beklenen doğum tarihinden iki hafta önce diğer kurudaki hayvanlardan ayrılmalıdır. Kurudaki hayvanların sağılan ineklere verilen yemlere alıştırılması gereklidir.

10.8. SAĞILAN İNEKLERİN BAKIMI

Sağım, süt veren bir hayvanın memelerinde ürettiği sütün belirli aralıklarla memeden alınmasıdır. Bu eylemin tam ve doğru olarak yapılması, hayvan-sağımcı veya hayvan-sağımcı-sağım makinesi arasındaki uyuma bağlıdır. Sağılan ineklerde yemleme, süt verimine göre yapılmalıdır. Döl verimi kontrol edilmelidir. Doğum sonrası 60. günden sonra kızgınlıkları takip edilmeli ve kızgınlık görüldüğü zaman tohumlanmalıdır. Hastalıkların bulaşmasının önlenmesi ve iyi bir yavru elde etmek için suni tohumlama tercih edilmelidir. Hayvanın gebe kalıp kalmadığı Veteriner Hekime kontrol ettirilmelidir. Sağılan ineklerin süt kontrolleri 15 gün ara ile ayda iki kez yapılmalı, verdiği günlük süt ölçülerek kayıt edilmelidir. Böylece aylık süt verimi ve laktasyon süt verimi hesaplanmalıdır. 10 aylık süt veriminden sonra hayvan kuruya ayrılmalıdır.

10.9. GEBE İNEKLERİN BAKIMI   

Bir süt sığırı işletmesinde, sürünün bakım ve yönetiminin doğru yapılabilmesinin koşullarından biri de gebe ineklerin bilinmesidir. Her ne kadar, tohumlamayı takiben kızgınlık göstermeyen inekler gebe olarak kabul edilirse de bu her zaman doğru olmayabilir. Çünkü bazı inekler gebe olmadıkları halde çok iyi kızgınlık göstermezler ve kızgınlık belirtileri fark edilmeyebilir veya kızgınlığı izleyen kişi hata yapabilir. Gebe inekler diğerlerine göre daha uysaldırlar. Fakat uysallık gebelik belirtisi için sağlam bir ölçü değildir. Bunun yerine gebeliğin ilk dönemlerinde sütte ve kanda progesteron hormonu düzeyleri saptanarak, biraz daha ileri dönemlerde yani gebeliğin ikinci ayından sonra Veteriner Hekim tarafından yapılacak rektal muayene ile gebelik kesin olarak teşhis edilebilir. Gebe ineklere daha fazla özen gösterilmelidir. Gebe ineklerin ahırlara giriş ve çıkışlarda sıkıştırılması, küflü veya donmuş yemlerle beslenmeleri gibi nedenler yanında, bir takım hastalık etmenlerinin de yavru atmalara neden olduğu bilinmelidir. Yavru atan inekler, sürüden ayrılmalı, yavru atma nedeni araştırılmalı ve yavru atma nedeni ortadan kaldırılmalıdır. Döl verimi bir döngüdür. Hayvanın yaşamı süresince gebelik dönemi, kuru dönem, buzağılama dönemi, süt verimi dönemi, kızgınlık dönemi ve tekrar gebe kalma dönemi döngüsü devam edip gitmelidir.

10.10. TIRNAK BAKIMI

Sığırlarda tırnaklar ayda 6-7 mm kadar uzar. Merada otlayan veya serbest dolaşan sığırlarda tırnakta biraz aşınma olur. Tırnaklar çok uzadıkları yada biçimsiz bir şekil aldıkları zaman kesilerek düzeltilmesi gereklidir. Aksi takdirde tırnaklar kırılabilir ve topallığa yol açabilir. İyi yürüyemeyen bir inek, süt verimi yönünden en iyi performansı veremeyecektir. Devamlı ahırda bağlı bulunan hayvanların yılda iki kez, bazen meraya çıkarılan hayvanların tırnakları yılda bir kez kesilmeli ve düzeltilmelidir. Tırnaklar birbirine eşit ve düzgün şekilde kesilmelidir. Tırnak kesiminde hayvanın bütün tırnakları kesilip düzeltilmelidir. Süt inekleri tırnak sağlığı ve tırnağın doğal olarak aşınması açısından günde en az 500-1000 metre yürütülmelidir. İleri gebe hayvanlarda tırnak kesimi yapılmamalıdır.

Resim 10.5. Tırnağın kesilerek düzeltilmesi

10.11. KAYIT TUTMA

Hayvan başına verimi artırmak için çevre şartlarını ve genetik yapıyı iyileştirmek gereklidir. Bu amaca hizmet edecek bilgileri toplama ve bunları saklama işlemine kayıt tutma, tutulan kayıtlardan ihtiyacı karşılayacak şekilde yararlanmak da değerlendirme olarak nitelenir. Bir işletmede kaydedilmesi gerekli bilgiler şunlardır.

1-Buzağının kulak numarası, ırkı, doğum tarihi,

2-Ana ve babanın kulak no, varsa ananın laktasyonlara göre süt verimleri,

3-Doğum, sütten kesim, dana, düve, ilk aşım, kuruya çıkarma, doğum öncesi ve doğum sonrası ağırlıkları gibi gelişme bilgileri,

4-Tohumlama tarihi ve tohumlama tipi (tabii, suni veya embriyo transferi)

5-Sperması kullanılan boğanın kulak numarası ve tohumlama tarihi, embriyo transferi ise taşıyıcı ananın ırkı, kulak nosu ile donörün (veren ana ve babanın ırkı ve kulak nosu) ve transfer tarihi,

6-Gebelik kontrolü, doğum yaptığı tarih, doğumun normal olup olmadığı, doğum tipi (tekiz veya ikiz), yavrunun akıbeti, doğum sonrası hastalıklar,

7-Laktasyona girdiği tarih ve süt verimi kayıtları,

8-Kuruya çıkarma tarihi ve zorunlu çıkarıldığı durumda bunun nedeni,

9-Sağlık bilgileri (aşılama, hastalık ve uygulanan tedavi),

10-Aylık tüketilen kaba ve kesif yem miktarı kaydedilmelidir.

 

Bu haber 9161 defa okunmuştur.

Sitemize reklam vermek için mail atınız.

Soru / Yorum Eklemek için Tıklayınız

..:: Sorular / Yorumlar ::..

Henüz yorum eklenmemiştir. Yorum Eklemek için Tıklayınız
-Tarım Kütüphanesi - 2007