SIĞIR IRKLARIMIZ

Sığır ırklarımız Yerli sığır ırklarımız ve Kültür Sığır Irklarımız olarak 2 ana başlıkta incelenebilir.

2.1. YERLİ SIĞIR IRKLARIMIZ

Yerli sığır ırklarımızı Yerli Kara, Boz ırk, Doğu Anadolu Kırmızısı ve Güney Doğu Anadolu Kırmızısı olarak sayabiliriz. Bu 4 yerli ırkımızdan başka ülkemizin değişik bölgelerinde farklı adlarla adlandırılan yerli sığır ırklarına da rastlanılmaktadır. Ancak bu ırkların çoğunun sayıları azalmış ve kaybolmaya yüz tutmuşlardır.

2.1.1. YERLİ KARA

Orta Anadolu bölgesinde yetiştirilen Yerli Kara sığırlar bu bölgenin iklim ve çevre şartlarına adapte olmuşlardır. İlkel bakım, besleme ve barındırma koşullarında yetiştirilir. Baş vücuda oranla biraz iridir. Boynuzlar hilal şeklinde olup zayıf ve kısadır. Anadolu’ya adapte olmuş ırklar içerisinde en ufak yapılı olanıdır. Deri rengi genelde siyah olup meme bölgesinde beyaz veya açık tonlu kısımlar görülebilir. Deri ince yapılıdır. Bacaklar ince ve kısadır.

Boyunda genellikle ince kıvrımlar mevcuttur. Göğüs dar, butlar genellikle zayıf ve incedir. Kemikleri ince yapılı ve bacaklar kısadır. Tırnak yapısı ufak, sert ve oldukça dayanıklı bir yapıdadır. Süt verimi oldukça az olan bu ırkın meme yapısı küçük ve cılızdır. Meme başları ince ve kısadır. Yerli Kara sığır ırkının en önemli görülen özelliklerinden birisi çok uysal olmasıdır. Az ot ve az samanla beslenerek kanaatkar olduğunu da ispatlamıştır.

Resim 2.1. Yerli Kara bir inek

Laktasyon süreleri 200 gün, süt verimi 700-900 kg, süt yağı oranı % 4 civarındadır. Bakım ve besleme şartları iyileştirilirse süt verimi 1200 kg’a kadar çıkabilir. Ergin canlı ağırlıkları dişilerde 200 kg, erkeklerde 300 kg civarındadır. Beside günlük canlı ağırlık artışı yaklaşık 900 g kadardır.

2 .1.2. BOZ IRK

Yayılma alanı ülkemizin Trakya, Güney Marmara, Kuzey Ege ve Orta Anadolu’nun batı bölgeleridir. Bu bölgelerin iklim ve çevre şartlarına adapte olmuş ve fakir gıda ile yetinen bir ırktır. Sayıları oldukça azalmış olan bu ırkımızın doğal yaşam alanları genelde dağlık bölgelerdeki orman içleri ve engebeli arazilerdir. Bu tür alanlarda hiçbir insan müdahalesi olmadan beslenip üreyebilmektedirler. Oldukça gelişmiş bir sindirim sistemine sahiptirler. Düşük kalitedeki yemleri iyi değerlendirebilirler. İklime uyma kabiliyetleri çok yüksektir. Ani iklim ve yem değişikliklerine, her türlü olumsuz doğa şartlarına, açlığa, yetersiz beslenmeye, hastalık ve parazitlere karşı dayanıklıdırlar. Güçlü ve sert tırnaklara sahiptirler.

Resim 2.2. Boz ırk bir inek.

Vücut rengi açık gümüşiden koyu kül rengine kadar değişir. Boğaların göz etrafında gözlük gibi koyu bir halka, merme dediğimiz burun ucunun üst sınırında siyah bir halka vardır. Kulakların içi siyah kıllarla kaplıdır. İnekler boğalara göre daha açık renkli olurlar. Genellikle boyun, döş, göğüs, omuzların alt kısımları ve bacaklar vücudun diğer yerlerine göre daha koyudur. Boynuzlar uzun ve yukarı doğru hilal şeklindedir. Buzağılar açık kahverengi doğar, büyüdükçe renk griye dönüşür. Beden sağlam yapılıdır. Sağrının kuyruk sokumuna yakın kısmı oldukça dardır. Ergin canlı ağırlıkları dişilerde 300-350 kg, erkeklerde 400 - 450 kg civarındadır.

Meme yapıları küçük olup süt verimleri düşüktür. Asabi karakterli olan bu ırkımızın sağımı güçtür. Laktasyon süresi 180-240 gündür. Laktasyon süt verimi ortalama 800-1000 kg ve süt yağı % 4 civarındadır. Beside günde yaklaşık 700 - 900 g canlı ağırlık artışı sağlayabilmektedir. Çevre şartlarının iyileştirildiği durumlarda hem süt, hem de et verim kabiliyetlerini artırabilirler.

2.1.3. DOĞU ANADOLU KIRMIZISI (DAK)

Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesinde yüksek rakımlı alanlarda yetiştirilirler. Sert kış şartlarına dayanıklıdırlar. Uygun olmayan ahır şartlarına, yetersiz bakım ve beslemeye, salgın ve paraziter hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Bu şartlarda yaşamaya ve verim vermeye devam ederler. Mayıs ayından itibaren meraya ve yaylalara çıkarılırlar. Genellikle yılın 6 ayını merada geçirirler. Kalitesiz yemleri gayet iyi değerlendirirler.

Doğu Anadolu Kırmızısında renk sarı - kırmızıdan koyu kestane rengine kadar değişir. Vücudun değişik yerlerinde, genellikle memede, karın altında, kuyrukta, kuyruk ucunda ve burun ucunda beyaza kadar değişen açık renkte lekeler görülebilir. Boğalarda vücudun ön tarafı, başın bazı kısımları, boyun göğüs ve bacaklar daha koyu renklidir. Boynuzlar kısa ve öne yöneliktir. Doğu Anadolu Kırmızısında en göze çarpan özellik göğüs bölgesinin dar olmasıdır. Belden sağrıya doğru yükselme, sağrıdan kuyruğa doğru alçalma görülür. Genellikle sağrı dar, keskin, sivri ve düşüktür. Vücudun arka tarafı ön tarafından daha yüksektir.

Resim 2.3. Doğu Anadolu Kırmızısı sürüsü

Ergin canlı ağırlıkları dişilerde 300 - 350 kg, erkeklerde 400 kg civarındadır. Makineli sağım için uygun değildir. Laktasyon süresi 205 gün ve laktasyon süt verimi ortalama 900-1000 kg ve süt yağı % 3,5 civarındadır. Doğu Anadolu Kırmızısı ülkemizin en önemli sığır eti kaynağıdır, erken yaşta besiye alındıklarında kaliteli et verirler. Böyle beslenmiş hayvanların etleri gevrek ve lezzetlidir. Besi döneminde günlük 700-800 gr canlı ağırlık artışı sağlarlar. Et randımanı % 53 civarındadır.

2.1.4. GÜNEY ANADOLU KIRMIZISI (GAK)

Yayılma alanı Torosların güneyinde kalan Akdeniz bölgesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Ülkemizin en iri yapılı ve süt verimi en yüksek yerli ırkıdır. Uzun yıllardan beri bu bölgelerde yetiştirildiklerinden dolayı Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinin mevcut koşullarına, özellikle sıcak iklimine iyi adapte olmuşlardır. Kene ve kan parazitlerin meydana getirdiği hastalıklara dayanıklıdır. Bakım ve beslemenin düzenli olmadığı İlkel şartlarda yetiştirilebilirler. Uzun mesafeleri rahatlıkla yürürler.

Bulundukları bölgelere göre Halep Sığırı, Kilis Sığırı, Çukurova Sığırı ve Dörtyol sığırı diye dört alt gruba ayrılır. Halep ve Kilis Sığırı, Çukurova ve Dörtyol sığırlarından daha iri yapılı olup, süt verimleri de daha yüksektir.

Güney Anadolu Kırmızısı kirli sarıdan kırmızı tarçıniye kadar değişen renkler gösterirler. En çok görülen tarçın rengidir. Vücudun ön kısmı arka kısmından daha koyu renklidir. Başta göz etrafı, yüzün yan kısımları, boyun ve kürekler vücudun esas rengine göre biraz daha koyucadır. Bazen göz kapakları, boynuz, tırnak ve burun ucuna kadar tamamen sarı hayvanlara rastlanır. Genel olarak burun etrafında vücut renginden daha açık bir halka vardır. Bacakların iç yüzeyleri, memeler ve karın altı vücuda nazaran daha açık renktedir. Vücudun ön kısmı arkaya nazaran daha koyudur. Boynuz ve tırnaklar siyaha yakın gri renklidir. Kuyruk püskülü siyah renklidir.

Resim 2.4. Güney Anadolu Kırmızısı ineği

Asil ve zarif görünümlüdür. Boyun ince ve uzun, sırt gevşek, beden dar ve sağrı yüksek yapılıdır. Sağrı cidagodan daha yüksektir. Yaş ilerledikçe gerdanda kıvrımlı ve sarkık bir deri yapısı gelişir ve özellikle erkeklerde hörgüç benzeri bir oluşum meydana gelir. Vücut harmonisi bozuk olduğundan sallantılı yürür.

Laktasyon süreleri kısa olup yedi ay kadardır. Sağımın yapılabilmesi için buzağının emmesi ya da hiç olmazsa ineğin yanında bulunması gereklidir. Bir diğer deyişle makineli sağım için uygun değildirler. Süt verimleri, içinde bulundukları bakım ve beslenme şartlarına göre ortalama 1500-2500 kg arasında değişir. Süt verimi yönünden varyasyon büyük olup 5000 kg a kadar süt veren ineklere rastlanmaktadır. Laktasyon süresi 240 gün olup sütteki yağ oranı % 3-3.5’dur. Ergin canlı ağırlıkları dişilerde 400 kg, erkeklerde 600 kg civarındadır. Beside günlük canlı ağırlık artışı 800-900 g arasındadır.

2.2. KÜLTÜR IRKI SIĞIRLARIMIZ

Ülkemize 1925 yılından beri getirilen, yerli Irklarımızla melezlenerek ülkemiz şartlarına uyum sağlayan ve yetiştiriciler tarafından benimsenen Holştayn, Montofon, Simental ve Jerseyler artık bizim kültür ırkı sığırlarımız haline gelmişlerdir. Bu 4 ırk dışında getirilen kültür ırkı sığırlar ya ülkemiz şartlarına adapta olamamışlar veya yetiştiriciler tarafından benimsenmemişlerdir.

2.2.1. HOLŞTAYN (SİYAH ALACA)

Alçak arazi sığırlarından olan siyah-beyaz alaca sığır ırkı değişik ülkelerde değişik isimlerle tanınır. Ülkemizde Holştayn veya Hollanda ırkı olarak tanınmaktadır. Dünyada yayılma alanı en geniş olan ve en fazla sayıda olan bir ırktır. Yeryüzündeki mevcudunun 100 milyondan fazla olduğu bildirilmektedir. Ülkemizde Holştayn yetiştiriciliği 1958 yılında başlamış ve o yıldan bugüne kadar yerli ırklarımızın melezlenmesinde yoğun olarak kullanılmıştır. Bugün ülkemizdeki kültür ırkı sığırların sayıca en fazla olanı Holştayn ırkıdır.

Holştaynlar renk olarak siyah-beyaz alacadır ve bu renkler bedenin her bölgesine dağılmış olup keskin sınırlarla birbirinden ayrılır. Holştaynlar sütçü yönden yetiştirilen kültür sığır ırklarının en iri yapılıları arasındadır. Bu ırkın Hollanda’daki tipleri etçi bir yapı göstermelerine karşılık Amerika’daki tipleri daha çok sütçü bir yapıya sahiptir. Boyun bütün sütçü ırklarda olduğu gibi uzundur. Deri ince ve yumuşaktır. Sağlam bir kemik yapısı vardır. Tüyler kısa ve parlaktır. Memeler büyük, yumuşak ve iyi şekillenmiş olup, önde karın altına ve arkada yukarıya doğru düzgün bir şekilde uzanarak bağlanmıştır. Süt aynası gibi sütçülük nişaneleri gayet belirgin olup süt damarları uzun, kıvrımlı ve kalındır. Çevreye uyum kabiliyetleri oldukça iyidir.

Resim 2.5. Holştayn ırkı bir inek

Dünyanın en sütçü ırkları arasında ün yapmış olmasına karşın bu ırkın başarısını sürdürebilmesi bakım ve beslenme şartlarının iyi bir düzeyde sağlanması ile mümkündür. Irkın soğuk şartlara dayanıklılığı iyi, sıcak iklimlere uyma kabiliyeti kötüdür.

Ülkemizdeki holştaynların laktasyon süt verimi ortalamaları 5.500-6.000 kg civarındadır, ancak 10.000 kg’ın üzerinde süt veren hayvanlara da rastlanmaktadır. Sütteki yağ oranı % 3.5-4’tür. Bakım ve beslenme şartları iyileştirilerek daha yüksek süt verim elde edilebilir.

Holştaynlar sadece süt üretim amacıyla değil, et üretimi amacıyla da beslenirler. İyi bakım ve iyi besleme şartlarında erkekler 800-1000 kg, inekler 600-700 kg ergin canlı ağırlıklara ulaşırlar. Beside günlük 1000 g’ın üstünde canlı ağırlık artışı sağlayabilmektedir. Dolayısıyla besi kabiliyeti yönünden de tatmin edicidir.

2.2.2. MONTOFON (ESMER)

Ana vatanı İsviçre olmasına rağmen değişik iklim, bakım ve besleme şartlarına uyum kabiliyetinin yüksek olmasından dolayı dünya üzerinde geniş bir alana yayılmıştır. Hem sütçü hem etçi bir ırk olarak kabul edilen Montofonlar, değişik iklim ve arazi şartlarına kolayca uyum sağlayabilmektedir. Otlama kabiliyetleri oldukça iyidir. Ülkemizde ise bütün bölgelerde, değişik iklim şartlarında ve yetersiz koşullarda başarı ile yetiştirilmektedirler. Montofonlar 8-9 yaşına kadar damızlıkta kullanılabilirler. 14-15 yaşına kadar damızlıkta kullanılan hayvanlara da rastlanmaktadır.

Resim 2.6. Esmer (Montofon) Irkı bir inek

Renk, gümüşi griden siyaha yakın koyu esmere kadar değişir. Sırtta açık renkte bir ester çizgisi vardır. Kulak içinde tüyler çoğunlukla uzun ve beyazdır. Burun ucu, kuyruk ucu, ve boynuz uçları siyahtır. Vücut sağlam yapılı, kuvvetli, adaleli, iri ve güçlüdür. Memenin yapısı ve memenin karın duvarına bağlantısı kuvvetlidir. Süt ve et verim yönlü kombine bir ırktır.

Ülkemiz şartlarında yetiştirilen Montofonlarda ergin canlı ağırlık dişilerde 400-450 kg, erkeklerde 500-550 kg, yıllık süt verimleri 3500-4000 kg kadardır. Sütteki yağ oranı ise % 3.6 civarındadır. Süt verimi yükseldikçe sütteki yağ oranı bir miktar azalır.

Esmer ırk sığırlar yüksek besi kabiliyetine de sahiptir. İyi bakım ve besleme şartlarında günlük canlı ağırlık kazancı 900-1000 g civarındadır. Montofonlar Holştaynlara göre daha kanaatkar hayvanlardır.

2.2.3. SİMENTAL

Anavatanı İsviçre’dir. Bu ırkta renk sarı-beyaz veya kırmızı-beyaz alacadır. Ancak kırmızı-beyaz alacalara çok fazla rastlanılmaz. Baş genelde beyazdır. Baş kuvvetli, alın bölgesi geniş, kaslar özellikle butlarda gelişkindir. Sağlam bir kemik ve tırnak yapısı vardır. Et ve süt verimi yüksek kombine verimli bir ırktır.

Özellikle genç erkeklerin beside canlı ağırlık artışının yüksek olması nedeni ile son zamanlarda sığır yetiştiricileri tarafından tercih edilen bir ırk olmuştur. Simentaller 18-20 aylık yaşlarda sıfata alınırlar. Buzağılar doğumda 40 kg kadar gelirler. Bu ırkın güç doğum oranı ve erken yaşta ölüm oranı diğer ırklara göre yüksektir. Hayatları boyunca ortalama olarak 5 buzağı verirler. Ülkemiz şartlarında yıllık süt verimi 4000-5000 kg olup, % 4 yağlıdır. Ergin canlı ağırlık dişilerde 600-700 kg civarındadır. Irkın en önemli özelliği canlı ağırlık kazancı ve besi kabiliyetinin yüksek olmasıdır. Bu özelliklerinden dolayı süt danası eti üretimi için Holştayn ve Montofonlara tercih edilirler. Beside günlük canlı ağırlık artışı 1000 g ın üzerindedir ve et randımanı % 60 kadardır.

Resim 2.7. Simental bir inek

2.2.4. JERSEY

Anavatanı İngiltere ile Fransa arasındaki Jersey Adasıdır. Ülkemize ilk olarak 1958 yılında Amerika’dan Samsun-Karaköy Harasına getirilmiş ve Karadeniz Bölgesi Jersey yetiştirme alanı olarak tespit edilmiştir.

Jerseylerde renk açık kahverenginden siyaha kadar değişir, en yaygın renk geyik rengidir. Bazılarında beyaz alacalık görülebilir. Burun etrafında beyaz bir halka bulunması ve gözün dışarı doğru çıkık olması bu ırkın karakteristiğidir. Vücudun ön tarafı arka tarafa göre daha koyu renklidir.

Jerseyler sütçü sığır ırkları arasında en küçük yapılı olanıdır. Ortalama vücut ağırlığı 350-400 kg kadardır. Jerseyler ince yapılı zarif hayvanlar olup sütçü tipin en belirgin özelliklerine sahiptirler. Küçük yapılı olan bu ırkın en belirgin özelliği yemi en iyi bir şekilde süte çevirmesidir. Sıcak bölgelere uyum kabiliyeti diğer sütçü ırklardan daha yüksektir. Beden yapısının küçük olması ve ırk özelliği nedeniyle bu ırkın etçilik kabiliyeti az et verimi düşüktür.

Resim 2.8. Jersey ırkı bir inek

Düveler 15 aylık yaşta sıfata alınabilirler ve döl verimi kabiliyetleri iyidir. Meme yapısı ve meme bağlantıları gayet sağlamdır. Jerseyler yılda ortalama 4000-5000 kg süt verirler. Sütteki yağ oranı % 5-6 arasında değişir. Yüksek yağ oranı Jersey sütünün önemli bir özelliğidir. Sütteki kuru maddeler oranı da yüksek olup % 15 kadardır. Bu durum Jersey sütünün tereyağı ve peynir üretimi için uygun olduğunu gösterir.

Bu haber 54421 defa okunmuştur.

Sitemize reklam vermek için mail atınız.

Soru / Yorum Eklemek için Tıklayınız

..:: Sorular / Yorumlar ::..

Yazan : ahmet Yazılış Tarihi : 14.4.2014 20:55:34
  dayımın 22 yaşında ineği var hala doğuyor

»Cevap vermek için tıklayın» 

-------------------------------------------------------------------------------

Yazan : mehmet ARSLAN Yazılış Tarihi : 29.9.2013 15:52:33
  internette yapmış oldugum gezintide Holştayn cinsi ineklerin 40 kg kadar süt verdilkeri yazıyor inanması güç gerçekten dogrumu,birde bu holşşyan cinsi inekler orta anadolu kuşagında yani kayseri sivas nevşehir gibi illerimizin iklim şartlarına uyum saglıyorlarmı cevap veren olursa memnun olurum allahısmarladık

»Cevap vermek için tıklayın» 

  Cevaplayan : ali taşpınar  Cevaplama Tarihi : 9.12.2013 11:19:43   
  evet bahsettiğiniz inekler sizin iklime uyum sağlayabilir. Ancak 40 litre süt veren ineğin ilk önce canlı ağırlığın 550-600 kğ.dan aşağı olmaması gerekir. 350-400 kğ canlı aırlığındaki bir hayvanın işkembesi ve cüssesi ne kadar olabilir ki ne yesin ne versin bunu düşünmek gerek.. İnek iri cüsseli olmalı ki günde 20-25 kğ. silaj 2-3 kğ saman 4-5 kğ yonca ve en az 2700 enerji ve 20 protein olan 12-14 kğ pelet yem verirseniz 40-45 litre süt alabilirsiniz. Bu sütü de laktasyonun yani doğumun ilk 5 ayında alırsınız. Hayvandan para kazanılacak dönem bu dönemdir. Bu dönemde sağlıklı bir buzağı ve yüksek süt verimi en yüksek kazancın olduğu dönemdir.Hayvan bu sürelçe normal şartlarda 2-3 aylık gebe olur ve buzağı büyümeğe başlayınca sütün yağ oranınıda yükselir ve buzağının da beslenme payı başlar

 
 
     

-------------------------------------------------------------------------------

Yazan : nuran hasırcı Yazılış Tarihi : 3.7.2013 22:18:59
  9 kara sığır inegim 4 aydır höursemediler napalım

»Cevap vermek için tıklayın» 

  Cevaplayan : abidin boran  Cevaplama Tarihi : 20.7.2013 10:08:11   
  bunun için yemler var tuzlu yalama kovası alın
 
 
     
  Cevaplayan : ali taşpınar  Cevaplama Tarihi : 9.12.2013 11:08:20   
  sağlıklı bir inek doğumdan sonra 20-30 gün arasında yeniden boğaya gelmeğe başlar. ancak tohumlamağa ve boğaya vermek için en az 30 gün geçmesi normaldir. Kimisi 2 ay falan der ama siz bunlara bakmayın 30 günde boğaya gelmişse tohumlayın. İleride tohum tutmama gibi sorunlar yaşanabilir bu nedenle hayvan pik dönemi bittiğinde yani doğan buzağı 5-6 aylık olduğunda annenin 3-4 aylık gebe olması her zaman sizin lehinize olacaktır. Eğer beslenme rasyonuzda bir problem yoksa hayvanların kızgınlık göstermemesinin sebebleri aşağıdaki gibi olabilir. bazen ineklere buzağı emzirilirse, inek buzağısı ile sürekli irtibat kurarsa bebeğini büyütmek onunla daha fazla ilgilenmek gibi annelik iç güdüsü ile geç kızgınlık gösterebilir. bir de inekleriniz bağlı sistemde ise kızgınlık gösterdiklerinde akıntı gelip gelmediğini göremeyebilirsiniz. Kızgınlık geçiren ineğin göz mercekleri büyür, sürekli bağırır ve hatta kızgınlığın başlangıcınsda ve kızgınlık sürecinde südü azalır. Bağlı sistemlerde hayvanın kızgınlığını tespit etmenin sn güzel yolu dedektör sistemidir. Detektör 8-10 aylık ergenlik dönemine girmeğe başlayan bir dananın boş bırakılmasıdır ve bu dana kızgınlık geçiren ineğin kokusunu alacağından o sığırın yanından hiç ayrılmaz ve sürekli onu rahatsız ederek dölmeğe çalışır. bence bu yolları deneyin. Dedektör sistemi hem açık sistemde hem de bağlı sistem deher zaman kızgınlık gösteren ineği tespit etmenin en güzel yoludur. Gecenin 11-12 sinde kızgınlık gösteren inek sabaha kızgınlığı geçerse o saatlerde kızgınlığı tespit etme imkanınız daha az olur. Siz dedektörden şaşmayın    
     

-------------------------------------------------------------------------------

Yazan : MUZAFFER KALE Yazılış Tarihi : 25.12.2012 14:01:31
  merhaba Ben yeni besicilikle uğraşmaya basladım. pazardan 2 tane inek aldım süt verimi 5 kilo veriyo en çok süt veren inek hangisidir.saygılar

»Cevap vermek için tıklayın» 

  Cevaplayan : abidin boran  Cevaplama Tarihi : 1.7.2013 18:34:46   
  holştain   
     
  Cevaplayan : ali taşpınar  Cevaplama Tarihi : 9.12.2013 11:11:21   
  5 kilo süt veren inek yerli kara sığır değilde kültür ırkı ise kesinlikle tohum tutmamış ve en az 2 yıldır sağım yapılan inektir ve bu vakitten sonra tohum tutsa bile anlamı olmaz. Hemen bıçağa gönderin. Eğer siz ineğe acırsanız inek kesinlikle size acımaz ve cebinize zarar verir   
     

-------------------------------------------------------------------------------

Yazan : BAHTİYAR Yazılış Tarihi : 10.12.2012 01:47:51
  SİMENTAL İNEKLER KIŞIN KAÇ DERCEYE KADAR SOĞUK ORTAMLARDA YAŞAYABİLİRLER .BU KONUDA BİLGİSİ OLAN VARSA BURADA PAYLAŞISA GÜZEL OLACAK ...ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER

»Cevap vermek için tıklayın» 

  Cevaplayan : osman  Cevaplama Tarihi : 21.12.2012 13:54:19   
  simentallarda normalde hayvan serbestse eksi 22 derecede hiç bir problem olmaz   
     
  Cevaplayan : abidin boran  Cevaplama Tarihi : 20.7.2013 10:09:49   
  20 22 civarında   
     
  Cevaplayan : ali taşpınar  Cevaplama Tarihi : 9.12.2013 10:53:30   
  evet sığırlar -20 - 30 derecelerdeki soğuklara bile dayanabilir. Ancak bu fasa fisodan başka bir şey değildir. Nihayetinde onlar da can taşıyor ve kışın ılık ortamdaki hayvandan elde edilen süt veya et randımanını soğuk şartlarda elde etmeğe çalışırsanız hayvanın soğuğa dayanabilmesi için daha çok proteine ihtaiyacı vardır buda yem miktarının en az % 30 artması demektir. Hayvanların -20 -30 gibi soğuklarda daha çok verim alınır, daha kaliteli et elde edilir gibi faso fisolar yem firmalarının ve kasapların uydurduğu bir fiyaskodur. Çünkü yem firmaları ne kadar çok yem satarlarsa o kadar çok para kazanacaklardır kasaplarda etteki yap miktarı ne kadar düşük olursa kıymağa daha fazla yağ koyacaklardır. senin cebinden ekstaradan çıkacak parayı onlar düşünmezler. Mümkünse hayvanlarınızı kışın kapalı barınaklarda tutmağa çalışın ancak kapalı barınak derken havalandırma sistemi mutlaka olsun. Asit ve idrar kokusu hayvanların ciğerlerinde rahatsızlık meydana getirmesin.   
     

-------------------------------------------------------------------------------

Soru veya Yorum Eklemek için Tıklayınız

Bu konuyla ilgili tüm soru ve yorumları görmek için Tıklayınız.


-Tarım Kütüphanesi - 2007