KIRAZ YETISTIRICILIGI (2. BÖLÜM) - Ismail ERYILMAZ, Ziraat Yüksek Mühendisi

Kiraz

A-BAHÇENIN BAKIMI

1 - TOPRAK ISLEME

Toprak isleme genel olarak, topragin havalandirilmasi,yabanci ot mücadelesi, gübrelerin topraga karistirilmasi, nemin muhafaza edilmesi, kis yagislarinin faydasini artirmak, sulamadan sonra kaymak tabakasini kirmak, bazi zararlilarla mücadeleye yardimci olmak amaciyla yapilan bir islemdir.

Bu amaçlar gözönüne alindigi zaman toprak isleme lüzumlu bir uygulama olarak düsünülebilir. Ancak gelisen sulama teknikleri ve bitki besin maddelerinin suyla birlikte verilebilmesi,toprak islemeyi bir zorunluluk olmaktan çikarmistir. Gene de klasik sistemlerin bir müddet daha devam edecegi düsünülerek,onlarla ilgili bazi esaslarin gözden geçirilmesi faydali olacaktir.

Çiftçilerimizin çok büyük bir kismi, eskiden beri “toprak islemeli” tarimi benimsemis ve uygulamistir. Toprak islemeli sistemde, sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçe pullukla sürülür. Bu sürümde amaç derin sürüm degil;yüzlek sürüm olmalidir. Yaprak artiklarini topraga karistirmak ve kiraz sinegi larvalarini öldürmek amaciyla önerilir bir islemedir. Iki- üç soklu ve derin batan pulluklarla degil de;dört- bes soklu ve az batan pulluklarla yapilmalidir. Traktör sürücüsü devamli derinligi kontrol etmeli; isleme derinligi 10- 12 cm’yi geçmemelidir. Bu sürümle beraber ,ihtiyaç varsa fosforlu gübreler ile ahir gübresi de verilmelidir.

Sürümün hep yüzlek önerilmesinin sebebi, kiraz köklerinin derin sürümden rahatsiz olmalarindan dolayidir. Orta bünyeli bir toprakta, köklerin aktif kismi 20 cm. derinliktedir. Dikim derin yapilmissa bile, (kökler bogulmadiysa) zamanla kökler rahat oksijen alabilmek için, bu yükseklige yönelirler. Derin sürüme tepki, tepe dallarda erken yaprak dökümü, solgunluk, seyrek ve küçük yaprak, kalitesiz meyveler seklinde kendini gösterir.

Toprak islemeli sistemde, ihtiyaç duyulan azotlu gübrenin yarisi ile, potasyumlu gübre uygulamasi ile beraber,ilkbaharda ikinci toprak islemesi yapilir. “geyik dönemi” dedigimiz, çiçeklerin dökülüp de meyvenin görüldügü dönemde de azotun diger kismi verilerek; sulama düzeni kurulur. Daha sonra yabanci ot kontrolü ve sulama sonrasi kaymak kirma amaciyla toprak islemeler yapilir.

Toprak isleme aletleri seçimi önemlidir. Sonbahar islemesi için çoklu- az batan pulluklar veya disk-harrow kullanilabilir. Bahar ve yaz islemelerinde; disk-harrow veya pulluk tabani olusturmayan, yüzlek islemeye uygun, çelik pimli rotawatörler kullanilabilir.

Baslangiç yillarinda, bahçeyi çok temiz tutmaya çalismak aslinda bazi yönlerden sakincalar yaratir. Birinci sakincasi,agaçlarin aletlerle yaralanmasidir. Ikinci sakincasi ise, günesin radyasyon etkisidir. Radyasyon etkisi özellikle kumlu veya günes isigini yansitan topraklarda daha fazla problemdir. “Güney-bati yanigi” diyebilecegimiz, kabuk ve gövde yaralanmalarini artirir. Bu yüzden bitkiyle rekabet etmeyecek sekildeki otluluk bir problem sayilmamalidir. Ot mücadelesi için toprak isleme yerine otlarin biçilerek, toprak yüzeyinde birakilmasi daha iyi bir uygulamadir.

Son yillarda, modern sulama sistemlerinin kullanilmasiyla “islemesiz tarim” gündeme gelmistir. Bu konu sulama bölümünde genisçe anlatilacaktir. Ancak maliyetlerin azaltilmasi,isgücü kullaniminin azaltilmasi, kaliteli ürün elde edilmesi için gerekli olan modern sistemlere,kiraz çiftçileri süratle geçmelidir. Bu taktirde toprak isleme sadece kiraz sinegi larvalari için gerekli olmakta, bu konu ise ilaçlamayla halledilebilmektedir.

2- ARA TARIMI

Geleneksel kiraz tariminda,aralik ve mesafeler fazla; verim de geç basladigi için çiftçiler ara tarimi yapmak arzusunda idiler. Pek çok yerde pancar ve fasulye ekilmekteydi. Bazi bahçelerde ise elma, seftali gibi agaçlar dikilmekteydi. Bu durumda kirazin su ve besin istekleri, terbiyesi aksamakta idi. Modern meyvecilikte ise,zaten dikim sik yapildigi için, araya baska bir meyve agacinin dikilmesi yakisiksizdir. Hedef bir an önce istenilen terbiye sistemini oturtmak ve verim almak oldugu için; bunu geciktirecek uygulamalardan kaçinmak gerekir. Ancak çiftçinin baska bahçesi yoksa ve mecburen ara tarimi yapacaksa, esas bitkinin kiraz oldugu ve bütün uygulamalarin kiraza göre yapilacagi unutulmamalidir.

GÜBRELEME

Gübreler ve gübreleme, basli basina çok genis bir konu oldugu için, bu kisimda kirazlara iliskin açiklamalar verilmeye çalisilacaktir. Ancak bazi konular genel oldugu için onlara da sinirli olarak yer verilecektir.

Gübreleme; genel olarak eksikligi duyulan maddelerin bitkilere verilmesidir. Tanimdan da anlasilacagi gibi sadece toprak uygulamalari degil,yapraktan yapilacak uygulamalar da gübrelemedir.

Gübrelemenin istenilen etkiyi göstermesi için, bazi kurallara uyulmasi gerekir:

- Kullanilacak gübre amaca uygun olmalidir

- Bitkinin ihtiyaci kadar gübre verilmelidir.

- Gübre usulüne uygun verilmelidir.

- Gübre uygun zamanda verilmelidir.

Gübreler organik ve suni gübreler olmak üzere iki grupta incelenebilirler. Pratikte en kolay bulunan ve uygulanan organik gübre ahir gübresidir. Ahir gübresinin yanisira ticari isim ve ambalajlarla satilan bazi organik kökenli materyaller de önerilen sekilde kullanildiklarinda faydalidir. Kümes hayvanlarinin gübreleri ile ahir gübreleri yanmamis (olgunlasmamis ) olduklarinda faydadan çok zarar verirler. Hazir yanmis ahir gübresi bulunamiyorsa, çiftçi tarafindan yakilmali, yakildiktan sonra topraga verilmelidir.

Ahir gübresinin olgunlastirilmasinda her çiftçinin veya bölgenin belli aliskanliklari olmakla beraber, genellikle açikta yigin halinde bekletilmektedir. Bu ideal bir olgunlastirma degildir. En güzeli bahçenin uygun bir yerinde , briket veya tas duvarla basit bir gübre olgunlastirma yeri yapilmasidir. Böyle bir yer yapilabilirse, en altina sap-saman veya otlar serilir. Bunun üzerine bir römork ahir gübresi yayilarak sikistirilir. Gübre çok kuru ise nemlendirilir. Ahir gübresinin üzerine her römork için 50 kg. triple süper fosfat ile 50 kg. Amonyum Sülfat serpistirilir. Daha sonra ikinci römork dökülür, düzlenir ve sikistirilir. Üzerine tekrar triple süper fosfat ve amonyum sülfat serpilir. Böylece kolay yüklenip bosaltilacak yükseklige kadar tabakalar halinde yigin olusturulur. En üstüne naylon örtü örtülerek bastirilir. Böylece birkaç ay içerisinde hem zenginlestirilmis, hem de olgunlastirilmis ahir gübresi elde edilmis olur. Bölgesel tarim kuruluslariyla görüsülerek eksikligi duyulan, (topraga göre ) demir sülfat veya kireç gibi diger maddeler de gübreye ilave edilebilir.

Sadece ahir gübresi verilmesi yeterli ve dengeli bir besleme saglamaz. Bu yüzden, eksik maddelerin yeterince verilebilmesi amaciyla,toprak ve yaprak örnekleri alinarak, degerlendirilme raporuna göre gübreleme yapilmalidir.

Kirazlarda kimyasal gübreleme titizlik isteyen bir konudur. Toprak ve yaprak analizleriyle beraber, çiftçinin gözlemleri de önemlidir. Sadece bitki gelismesinin tesvik edilmesine yönelik bir gübreleme, gençlik kisirligi dönemini uzatarak, azman fakat verimsiz bahçeler meydana getirir. Gübrelemede azot- fosfor- potasyum dengesinin iyi kurulmasi gerekir. Bu dengenin kurulmasi,verime yatmada oldukça nazli davranan kirazlar için diger meyvelerden daha önemlidir.

Ülkemizde yaygin olarak bulunan ve kullanilan gübreler ile bazi özelliklerini kisaca açiklamak faydali olacaktir.

A- AZOTLU GÜBRELER

1 – Amonyum sülfat :

Toprak pH’inin 7’den yüksek oldugu topraklarda kullanilmasi daha uygundur. Çiftçiler tarafindan “ seker gübre “ olarak adlandirilir. Degisik renklerde olmasi degerini etkilemez. Nem alarak topaklasmasi azdir. Bu yüzden depolanmasi ve kullanilmasi kolaydir. Yogun olarak kiraz yetistirilen bölgelerimizden, Kemalpasa'nin büyük bir kismi hariç tutulursa, Honaz, Uluborlu, Dereçine, Sultandagi ve Aksehir'de genellikle pH yüksektir. Böyle arazilerde israrla Amonyum sülfat kullanmaya devam edilmesi faydali olacaktir. Içerisinde % 21 civarinda azot vardir.

2 – Amonyum nitrat :

Toprak pH’i 7’den düsükse kullanilmasi uygundur . Nem alinca topaklasir. Bu yüzden ambalajinin delinip yirtilmamasina özen gösterilmelidir. Depolarken istif yüksekligi 6-8 torbadan fazla olmamali ve yanici- yakici maddelerden uzak tutulmalidir. % 26 civarinda azot ihtiva eder.

3– Üre :

Bünyesinde fazla azot ihtiva eden bir gübredir. Bitki ihtiyaci fazla bile olsa bir kerede dekara 20 kg.dan fazla kullanilmamalidir. Ihtiyaç daha fazlaysa 2-3 kerede bölünerek kullanilmalidir. Toprak nemi yeterliyken kullanilip, hemen topraga karistirilmalidir. Yüzeye serpilip birakildiginda elverisliligi azalir. Geç dönemlerde yapilacak gübrelemelerde , üre yerine diger azotlu gübrelerin kullanilmasi daha uygundur. % 46 azot tasir.

B- FOSFORLU GÜBRELER

Süper fosfat veya Triple süperfosfat adiyla bildigimiz gübrelerdir. Triple süper fosfatta % 43-46 civarinda fosfor bulunur. Çözünürlügü azdir. Bu yüzden sonbaharda veya erken ilkbaharda kök derinligine verilir. Çizi, ocak,bant sekillerinde verilebilir. Genellikle 2-3 yilda bir verilmesi önerilirse de en uygunu analizlerle ihtiyaci belirleyip, ona göre gübreleme yapmaktir. Ahir gübresi yakilacaksa daha önce anlatildigi gibi fosforlu gübre ahir gübresiyle karistirilabilir.

C- POTASYUMLU GÜBRELER

Eskiden topraklarimiz potasyumca zengin sayilir ve potasyumlu gübrelerin kullanilmasi pek önerilmezdi. Ancak teknik uygulamalarin yogunlasmasi,yüksek verimli çesitlerin üretiminin artmasi,kalitenin ön plana çikmasiyla, potasyum kullanimi da artmistir. Potasyumlu gübreler Potasyum sülfat ve Potasyum nitrat formlarinda yaygin olarak üretilmektedir. Potasyum gübrelemesinin de analizlere göre yapilmasi gerekir.

D- KOMPOZE GÜBRELER

Meyvecilikte 15-15-15 ; 20-20-20 ; 15-15-0 ; 20-20-0 ; 18-46 (DAP ) gibi kompoze gübreler kullanilmaktadir. Bu rakamlardan ilk siradaki, gübredeki azot miktarini, ikinci siradaki fosfor miktarini, üçüncü siradaki de potasyum miktarini belirtir. Mesela ; 15-15-15 ‘in 100 kilosunun içinde 15 Kg. Azot, 15 Kg. fosfor, 15 Kg. potasyum vardir. 15-15-0 ‘in 100 kilosunda ise 15 Kg. azot, 15 Kg. fosfor vardir ve potasyum yoktur.

Bazi çiftçilerimiz, kompoze gübre kullandiklarinda ideal bir gübreleme yaptiklarini düsünerek, baskaca bitki besin elementi kullanmayi gereksiz görürler. Oysa toprak tipi,bitki çesidi, bitkinin yasi, sulama durumu gibi faktörler gübrelemeye dogrudan etki ederler. Sadece kompoze gübre kullanilmasi yetersiz olabilecegi gibi, bazi elementler de toprak istemedigi halde kullanilmis olabilirler. En dogrusu analizlere dayali gübreleme yapilmasidir.

Diamonyum fosfat da ( D.A.P. ) kompoze bir gübredir. 100 Kg.inda 18 Kg. azot ve 46 Kg. fosfor vardir. Bu gübre kullanilacaksa, ihtiyaç duyulan fosfora göre miktar hesaplanir. Eksik kalan azot daha sonraki uygulamalarla tamamlanir.

TOPRAK öRNEGI ALINMASI

Bahçe tesis edilmeden önce, topragin genel yapisi ve dikimden önce yapilabilecek toprak islah çalismalarinin bilinmesi amaciyla, 0-30 cm. 30-60 cm. 60-90 cm. derinliklerden toprak örnegi alinarak analiz yaptirilir. Toprak burgusu varsa bu is kolaylikla yapilir. Toprak burgusu edinilemiyorsa zor da olsa bel ve kürek yardimiyla da yapilabilir. Zorlugu yaninda bel ve kürekle yapilmasinin topragi tanima bakimindan bazi faydalari da vardir. Arazide birbirinden farkli yerler varsa, her farkli yer veya bölüm farkli bir tarlaymis gibi düsünülerek ayri örnekler alinir.

Arazi üzerinde degisik noktalar düz bir hat teskil etmeyecek sekilde belirlenir. Bu noktalar; yol kenari, gübre yigma yeri, tas veya kaya dibi, agaç alti, harman yeri, hayvan yatagi, su göllenen çukurlar, ot-sap-saman yigma ve yakma yeri olmamalidir. Araziyi iyi temsil eden yerler olmalidir.

Belirlenen noktalarda “ V “ seklinde çukurlar açilir. 3 adet temiz bez torba veya kova bulundurulur. Torba veya kovalara , hangi derinligi temsil ediyorsa isaret konulur. Çukurun kenarindan 3-4 cm. kalinliginda dilimler halinde, 0-30 cm.den bir dilim alinarak birinci torbaya ( veya kovaya ), 30-60 cm.den bir dilim alinarak ikinci torbaya, 60-90 cm.den bir dilim alinarak üçüncü torbaya dökülür. Ikinci çukurdan da gene ayni sekilde 0-30 cm.den alinan toprak birinci torbaya, 30-60 cm.’den alinan toprak ikinci torbaya, 60-90 cm.’den alinan toprak üçüncü torbaya konulur. Bu sekilde 10 civarinda çukurdan 30 civarinda örnek alinmis olur. Islem sonunda 0-30 cm. topraklari bir kapta; 30-60 cm. topraklari bir kapta; 60-90 cm. topraklari bir kapta toplanmis olacaktir. Daha sonra her kaptaki toprak kendi kendine iyice karistirilir. Içerisindeki tas,dal, kök vb. seyler temizlenerek 1 kg. civarinda toprak bez bir torbaya konulur. Böylece üç derinlik için üç ayri bez torbali (Torbalarda derinlikler yazilmis olacaktir. ) örnek elde edilmis olur.

Her torba için iki adet etiket hazirlanir. Etiketin birisi bez torbanin içine konulur. Digeri ise torbanin agzina baglanir. Etikette il, ilçe, köy ve mevki adi, çiftçinin adi- soyadi,alindigi tarih,alindigi derinlik, geçen yil hangi bitkinin ekildigi, gelecek yil ne ekilip- dikilecegi yazilmalidir. Bu sekilde ikiser etiketli üç adet bez torba dogrudan toprak tahlil laboratuarina veya tarim bakanligi il veya ilçe müdürlügüne ulastirilir. Analiz sonucu önerilerine göre toprak dikime hazirlanir. Toprak burgusu kullanildiginda da yapilacak islemler ayni, ancak daha kolay ve pratiktir.

Daha sonraki yillarda, belli bir problem yoksa, sadece yüzey ( 0-20 cm. ) örnekleri alinarak analiz yaptirilmasi , gübreleme için yeterlidir. Yüzey örnekleri alinirken de gene özellikli yerlerden örnek alinmaz. “V” seklinde bir çukur açilarak, “V” ‘ nin kenarindan 3-4 cm. kalinliginda bir dilim toprak alinir. 10 civarinda noktadan alinan bu dilimler bir kova veya torbada biriktirilir. Sonra iyice karistirilarak, tas, ot, kök vb. ayiklanir. 1 kg. kadari bez bir torbaya konularak daha önce anlatildigi gibi etiketlenir ve laboratuara teslim edilir.

YAPRAK öRNEGI ALINMASI

Yaprak örnekleri alinirken de, özellikleri bakimindan farkli olan yerler farkli bahçelermis gibi düsünülerek örnek alinir. Yapraklardaki besin elementleri, çeside, agacin yasina,anaca, mevsime, yapragin alindigi yere göre degisiklik gösterir. En uygun yaprak örnegi alma zamani, tam çiçeklenmeden itibaren 2-3 ay arasindaki zamandir.

Agacin iyi güneslenen omuz hizasindaki uç sürgünlerin orta yapraklari sapiyla birlikte alinir. Düz bir hat teskil etmeyecek sekilde agaçlar seçilir. Her agacin dört yönünden birer yaprak alinir. Bu sekilde 20-25 agaçtan 100 civarinda yaprak alinir. Toplanan yapraklar bez veya kagit torbalara konularak bekletilmeden laboratuara götürülür. Eger hemen götürülemeyecekse buzdolabinda veya buz kabinda muhafaza edilerek pörsümeleri önlenir.

KULLANILACAK GÜBRE MIKTARI

Kullanilacak gübre miktarina pek çok faktör etki eder. Bu yüzden basmakalip bir miktar önerisi pek anlam ifade etmez. Gübre miktarina etki eden önemli faktörler söyle özetlenebilir :

- Topragin yapisi

- Bitkilerin yasi

- Sulama miktari ve sulama sekli

- Bitkilerin verim miktari

- Anacin cinsi

- Bitkilerin genel gelisme ve kondisyonlari

- Ahir gübresi verilip verilmedigi

- Pazarin istekleri

Gibi faktörler verilecek gübre miktarlarini etkileyen önemli faktörlerdir. Analiz sonucuna dayanmayan bütün gübreleme önerileri, eksikliklerin giderilmesi konusunda yetersizdir. Ancak, bitki gelisimi çok dikkatli gözlenerek, aksakliklara nelerin sebep olacagi tahmin edilebilir.

Bitki gelisiminde genel bir yetersizlik ve zayiflik, yetersiz azot ve sulamayi akla getirir. Bitki gelisiminin hangi hallerde yetersiz sayilabilecegi konusu karmasik bir konu olmakla beraber, bazi genel kabullerde birlesmek daha pratik olabilir. Gübreleme, sulama, budama ve toprak özellikleriyle çok degisse de; bir yillik sürgünlerin uzunlugu bazi fikirler verir. Meyveye yatmamis agaçlarda 60-90 cm. arasinda olan sürgünler gelismenin gayet olumlu seyrettigini gösterir. 90 cm.den daha fazla gelisen sürgünler, agacin gereksiz yere fazla azotla beslendigini ve fazla sulandigini belirtir. Bu asiri gelisme, aslinda gurur duyulacak bir üstünlük degildir. Azman gelisme “ Gençlik kisirligi “ dönemini uzatarak, kirazlarin çok geç verime yatmalarina sebep olur. Genç bitkilerde yillik sürgün uzunlugu 60 cm. den daha kisa ise, bitki yeterince azot almiyor veya sulanamiyor demektir. Bu verilen ölçüler kesin rakamlar olmayip; genel bir fikir vermesi bakimindan verilmistir.

Verimdeki agaçlarda ise 40 cm. ile 60 cm. arasindaki sürgün uzunluklari yeterli sayilabilir. 40 cm.’ den daha kisa sürgünler çoksa yeterli gübreleme ve sulama yapilamiyor denilebilir.

Dikim yilindan itibaren, agaçlari hem erken verime yatirmak, hem de kaliteli ve bol ürün almak için düzenli bir gübreleme programi olusturulmalidir. Iyi bir program sadece verilecek gübre miktarlari demek degildir. Birinci yil bitkide yeterli sayida ve yeterli büyümeye sahip sürgünler elde etmek çok önemlidir. Birinci yil bu sürgünlerin elde edilememesi, ileri ki birkaç yilin verimsiz olarak kaybedilmesi demektir. Modern kiraz yetistiriciliginde amaç, biran önce verim almaktir. Bunu saglamanin iki yolundan birisi, agaca birinci yil bol sürgün verdirecek sekilde gübre verilmesi; digeri de yaz budamalari ile agaci terbiye etmektir. Kalem asilarinda anaç birkaç yasli oldugu için, genellikle gelisme yeterlidir. Ancak asili- standart fidan dikimlerinde, tedbirsiz davranilirsa,gelisme yetersizlikleri olmaktadir. Bu konuda denge çok önem tasir. Bitki ne zayif ve sürgünsüz kalmali; ne de çok asiri azmanlastirilmalidir. Ayrica iyi gelisme, budama bahsinde daha genis anlatilacagi gibi, mutlaka yaz budamalariyla terbiye edilmelidir.

Çiftçilere genel bir ölçü vermesi amaciyla, bitki gözlemleriyle ilgili bazi açiklamalar faydali olabilir. Bitki gelismesi, büyümesi, meyve iriliginin az olmasi, yapraklarin küçük ve istahsiz olmasi bibi görüntüler azot azligi ile ilgili olabilir. Dölleyici çesitler mevcut, iklim sartlari uygun, ari faaliyeti var; ancak çiçek gözü olusumu ve meyve tutumu az ise, fosfor alimiyla ilgili problem akla gelebilir. Meyve iriligi, miktari, agaç gelismesi normal; ancak meyve yumusak, narin kabuklu, tatsiz ve dayaniksiz ise potasyum ile ilgili yetersizlik düsünülebilir.

Bu anlatilanlarin isiginda, “En dogru gübreleme, mutlaka analizle belirlenir” prensibini de unutmadan, bazi ortalama degerler önermek gerekirse; verimli ve orta yastaki bir agaca, her yil, 2-3 kg. Amonyum sülfat; 1 kg. civarinda Triple süper fosfat; 1 kg. Potasyum sülfat verilebilir. önerilen rakamlar gene de kesin miktar olarak kabul edilemezler. Bitkinin gücü, yillik toplam verimi, toprak tipi, sulama durumu, budama sekli ve siddeti, piyasanin istekleri gibi faktörler, güre miktarlarini etkilerler. Fosforlu gübrelerin, her yil veya birkaç yilda bir verilmesi toprak tipi ile çok iliskili oldugu için, bu konuda, her yil mi verilmeli veya birkaç yilda bir verilse de olur mu sorusu pesin hükümle cevaplanamaz.

Gençlik döneminde ise, bitki gelisimi çok iyi takip edilmeli, bitki ne zayif kalmali, ne de azmanlasmalidir. Bitki basina 100-300 gr. Amonyum sülfat; 100-200 gr. Triple süperfosfat; 100-200 gr. Potasyum sülfat ve yeteri kadar, yanmis olmak kaydiyla ahir gübresi kullanilabilir.

GÜBRELEMEDE ZAMANLAMA

Son yillarda çözünürlügü ve elverisliligi yüksek formlarda gübrelerin üretilmesi ve mini sprink- damlama sulama sistemlerinin kullanilmasinin yayginlasmasi ile birlikte, gübre uygulama teknik ve zamanlari da degisiklige ugramaktadir. Modern sulama teknikleri ile sivi veya suda tamamen eriyebilir gübreler yayginlasmis ve çiftçilerin kullanimina sunulmustur. Bu yeniliklerden faydalanilmasi, elbette çiftçilerimize önemli faydalar ve kolayliklar saglayacaktir.

Ancak henüz çiftçilerimizin çogu, bu modern sistemlere sahip degildir. Bu yüzden klasik usullerle gübreleme yapmaktadirlar. Gübreleme uygulamasi henüz bahçe kurulmadan önce baslatilabilir. Bahçe kurulacak arazide, toprak hazirliklarinin bitiminde, son pullukla islemeden hemen önce “Depo gübrelemesi “ seklinde gübreleme yapilabilir. Bu uygulamada dekara 2-3 ton yanmis ahir gübresi, 50 kg. civarinda Triple süperfosfat verilerek pullukla karistirilir. Azotlu gübre ise dikim esnasinda, dikim topragina bitki basina 100 grami geçmeyecek sekilde karistirilarak uygulanabilir. Dikim yilinda bitki gelismesi yetersizse, daha sonra gene 100 grami geçmeyecek sekilde 2-3 defa daha azotlu gübre verilebilir.

Daha sonraki yillarda yapilacak uygulamalarda gene analize dayali olarak; gerekli fosfor ve potasyum uygulamalari sonbaharda veya erken ilkbaharda, azot uygulamalari ise erken ilkbaharda birinci dilim-çiçek dökümünden sonra ikinci dilim ve- hasattan hemen sonra üçüncü dilim olarak uygulanir. Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin verilme zamanlari toprak tipi ve diger toprak uygulamalariyla çok iliskili oldugu için, sonbaharda mi veya erken ilkbaharda mi verilmesinin uygun olacagi, bölgesel tarim kuruluslarinin daha dogru karar verebilecegi bir konudur. Kaldi ki yeni gübre formülleriyle, bu tartismalar artik önemini kaybetmektedir. Çünkü,eksikligi hissedildiginde hemen uygulanabilen formlar giderek yayginlasmaktadir.

Yukarida anlatilanlar, zaten çogu çiftçinin bildigi seylerin özetlenmesidir. Ancak farkli olarak hasattan hemen sonra da bir dilim azotlu gübre uygulamasi önerilmistir. Bu öneri, Hasatta örselenmis bitkilerin dinçlestirilmesi, gelecek yilin çiçek gözlerinin daha iyi gelismesi,hasattan sonraki uzun gelisme döneminde bitkinin gelismesini sürdürmesi bakimindan önemlidir. Bu gübreleme, hasatta yaralanan veya degisik sebeplerle kesilmesi gereken dallarin temizliginden hemen sonra, sulamayla birlestirilerek yapilirsa, agaçlar hasattaki stresi çabucak atlatarak, sonbahara kadar saglikli olarak gelismelerini sürdürürler.

Gübreleme konusunda çok karsilasilan sorulardan birisi de yaprak gübreleri ile ilgili olan sorulardir. Yaprak gübreleri, güvenilir olmalari sartiyla modern tarimin vazgeçilmez girdileri arasinda yerlerini almislardir. Kiraz yetistiricileri de, güvenilir yaprak gübrelerini gönül rahatligiyla kullanabilirler. Ancak; rastgele degil, gene yaprak ve toprak analizleriyle eksikligi belirlenen maddeleri içerenleri ve gerektigi kadar kullanmalidirlar.

SULAMA

Kirazda sulama, fidan dikimindeki “cansuyu “ ile baslar. Dikim ilkbaharda da yapilsa; sonbaharda da yapilsa cansuyu faydalidir. Baslangiçtaki 1-2 yil toprak islemeyle kurulacak sulama düzeni pek önemli degildir. Çiftçi kendisine kolay gelecek bir usülle bahçesini sulayabilir.

Kirazin nasil bir sulamadan hoslandiginin bilinmesi, çiftçinin sulama düzenini kurmasi bakimindan önemlidir. Ülkemizdeki ilkbahar yagmurlari genellikle “ ben “ dönemi öncesine kadar topragi nemli tutmaya yeterlidir. Ancak kurak giden yillarda çiçeklenme esnasinda topragin yeterince nemli olmasi saglanmalidir.

Kirazlar kuru toprak ve havadan hoslanmazlar. Buna karsilik topraktaki asiri suyu da sevmezler. Bu yüzden ne toprak kupkuru kalmali; ne de çamur haline getirilmelidir. Bu açiklamadan anlasilacagi gibi salma sulama, özellikle göllendire göllendire sulama hiç uygun degildir. En uygunu damla sulama veya mini sprinkle sulamadir. Ihracata uygun irilik ve kalitede üretim arzulandiginda, damlama veya mini sprink gerekli bir yatirimdir. Çiftçi bu sistemleri kuramiyorsa, bazi tedbirlerle kontrollü sulama yapmak zorundadir. Sulama esnasinda ve sonrasinda köklerin oksijensiz kalmasi önlenmelidir. Ben döneminden itibaren, hasada 4-5 gün kalincaya kadar kirazlar susuz kalmamalidir. Bu dönemde toprak devamli olarak hafifçe nemli tutulabilirse, mükemmel irilik ve kalite elde edilir.

Yetiskin agaçlarda sulama yapilirken, kök bogazi çevresi sulanmamalidir. Sulama düzeni olusturulurken, bitki gövdesinden 2-3 metre disaridan setler yapilir. Çiftçilerimizin çogu, zaten setleri bu sekilde hazirlamaktadir. Bu setlerin içi degil disi sulanmalidir. Çünkü etkili kök dagilma alani gövdede degil, taç izdüsümündedir. Gübreleme ve sulamanin taç izdüsümüne yapilmasi, hem kök yayilmasini tesvik eder, hem de kök bogazini mantari hastaliklardan korur. Zaten hemen gövdenin dibinin sulanip gübrelenmesi ile ,verilenlerden dogru dürüst randiman da alinamaz.

Agir topraklarda verilecek su miktari ve sulama araliklari daha fazla önem tasir. Böyle bahçelerde verilecek su miktari az ve sulama araliklari daha uzun olmalidir. önerilen sulama sistemleri kurulamiyorsa; tavalarin boyunun çok kisa tutulmasi ve göllenmeden suyun öbür tavaya geçirilmesi önerilebilir. Agir topraklarda fazla su kloroza ( sararma ) sebep olur. Anaç idris ise daha az su isteyecegi düsünülmelidir. Sulamadan sonra çok yüzlek olarak toprak islemesi yapilmalidir.

Bazen hasattan hemen önce bol ve üstüste sulamalarla meyve iriliginin artacagi düsünülmektedir. Bu düsünce kismen dogru olmakla beraber, meyve eti sertligini ve tadi olumsuz etkiledigi gibi, agaç sagligi açisindan da sakincalidir.

Hasattan sonra da kirazlarin sulanmaya ihtiyaci vardir. Çünkü çiçek gözleri olusmustur ve yaz boyunca bunlar gelisecektir. Yeni sürgünler gelismeye devam edecektir ve bitki su tüketecektir. Bu yüzden hasattan sonra kirazlar su stresi çekmemelidir. Gelecek yilin ürün miktarini en çok etkileyen faktörlerin basinda bu konu gelmektedir. Bu yüzden ihmal edilmemelidir.

Bazi yillarda yaz çok kurak gittigi gibi, sonbahar yagislari da gecikebilmektedir. Uzun bir kurak dönem yasanmissa, sonbahar yagislari da yagmamissa, sonbaharda hafif bir sulama yapilmasi faydalidir. Ancak bu sulama miktar ve süre olarak fazla olmamalidir. Ender olarak gerekli olan sonbahar sulamasi, toprak isleme öncesi tav suyu gibi de uygulanabilir. Sulanip, fosforlu gübre uygulanir ve yüzlek sürüm yapilabilir.

Gene ender olmakla beraber, bazen de kis çok kurak gidebilir. Bu durumda da hafif bir erken ilkbahar sulamasi yapilabilir. Ancak bu sulamalar temel bir sulama olmayip , hafif sulamalardir.

BUDAMA

Budama konusunun açiklanmasindan önce” gençlik kisirligi “ ve “ fizyolojik denge “ kavramlarinin bilinmesinde fayda vardir.

Gençlik Kisirligi : Bitkilerde su ve besin elementleri kökler tarafindan bünyeye alinir. Yapraklar ise karbonhidratlari sentezler ve bazi hormonlarin meydana gelmesini saglarlar. Genç bitkilerde anaç ve çeside bagli olmakla birlikte, köklerden alinan besin maddeleri orani ( özellikle azot ) ,yapraklarda sentezlenene göre fazladir. Bu yüzden bol ve kuvvetli sürgünler olusur, ancak çiçek gözü olusumu henüz yoktur. Bitkinin meyvesiz olarak bu sekilde gümrah gelistigi yillara “Gençlik Kisirligi Dönemi” denir. Bu dönem kirazlarda diger meyvelerin çogundan daha uzundur.

Fizyolojik Denge : Basit anlamda bitkilerde beslenme fizyolojisi toprak üstü (taç) ve toprakalti (kök) organlar tarafindan yönlendirilir. Yapraklar karbonhidratlari bitkiye kazandirirken, kökler madensel maddeleri ( özellikle azotu) alirlar. Kökler tarafindan alinan azot ( N ) , yapraklar tarafindan sentezlenen karbonhidratlardan ( CH ) fazlaysa, bitkide bol sürgün ve odungözü olusur. Yapraklarda sentezlenen karbonhidrat fazlaysa bol çiçekgözü olusur. Ikisi dengedeyse , fizyolojik denge kurulmustur.

Agaçlar için yapilan her sey fizyolojik dengenin daha erken saglanmasi, bu ahenk ve dengenin mümkün oldugu kadar uzunca sürdürülmesi amacina yöneliktir.

Budama da genel anlamda bu amacin gerçeklesmesi için yapilan çabalarin en önemlilerinden birisidir. Isik yogunlugunu artirmak amaciyla düzenli, kuvvetli ve dengeli taç olusturmak, asimilasyonu artirmak amaciyla bazi dallari uzun birakmak veya hiç kesmemek dar açilari genisletmek, zayif büyüyen dallarin açilarini daraltmak, fazla dallarin bir kismini seyreltmek, diger dallari egmek-bükmek fizyolojik denge kurulmasini hizlandiracak tedbirler olarak uygulanabilir.

Sürgün olusumunun azaldigi ileri dönemlerde ise, dallari kisa kesmek, açilari genislemis dallarin açilarini düzeltmek, meyve gözü ve dal seyreltmesi yapmak, düzenli azotlu gübre kullanmak gerekebilir.

Budama, meyve agaçlarinin düzgün ve kuvvetli bir taç olusturmalarini saglamak, verim çaginda uzun kalmalarini temin etmek, kuvvetten düsmüs agaçlari yeniden güçlendirerek bir süre daha yüksek kaliteli meyve vermelerini saglamaktir.

Budamanin Amaçlari :

1- Agaci en kisa zamanda ürün vermeye baslatmak ve onlari uzun süre verimde tutmak, yani fizyolojik dengeyi kisa zamanda olusturmak ve bunu uzun süre korumak.

2- Gövde üzerinde ana dallarin sayilarini ve dagilislarini düzenleyerek, agacin saglam, düzenli ve dengeli bir taç olusturmasini saglamak

3- Agaçlarin bakimini, meyvelerin toplanmasini,hastalik ve zararlilarla savas vb.teknik islerin uygulanmasini kolaylastirmak

4- Kurumus, hastalikli, ekolojik ve mekanik etkilerle zararlanmis, kirilmis dallar ile birbiri üzerine binmis ya da zayif, dar açili dallari kesmek.

5- Karbon asimilasyonunu artirmak amaciyla isigin agacin iç kisimlarina daha iyi girmesini saglamak ve yaprak yüzeyini artirmak

6- Meyvelerin kalitelerini iyilestirmek seklinde özetlenebilir.

Ekoloji, genel bakim uygulamalari,çesit,anaç vb. faktörlere göre degismekle beraber, budamada teknik anlamda bazi kurallara uyulmasi gerekir. Bu teknik kurallar asagidaki gibi özetlenebilir.

Budamanin teknik esaslari:

1- Fizyolojik denge budamada mutlaka dikkate alinmalidir. Matematiksel bir ölçü olmamakla beraber, bir yillik sürgün boyu, agacin verimi ve fizyolojik denge hakkinda bir fikir verebilir. Yetiskin bir agaçta yillik sürgün uzunlugu 40 – 60 cm. uzunlugundaysa yeterli görülmelidir. Bu ortalama bir ölçüdür. 40 cm’den kisa sürgünlerin fazlaligi su ve azot uygulamalarinin yetersizligini düsündürür. 60 cm.’den uzun sürgünlerin çoklugu ise su ve azot uygulamalarinin fazla yapildigini düsündürür. Gençlik döneminde asiri azmanlastirilmis agaçlarin budamayla kontrol edilmesi zor oldugu gibi gençlik kisirligi da lüzumsuz yere uzatilmis olur.

Saglikli fidanlarla kurulmus, tepe kesimi usülünce yapilmis, dengeli bir taç olusturulmus bahçelerde, dördüncü yildan itibaren verim alinmali, yedinci yildan itibaren ciddi gelir saglanmali, on üçüncü yildan itibaren artik bahçenin sabit bir verimi olmalidir. Agaçlar bu ölçüler içinde degilse:

A – Kirazin sevmedigi topraga ( agir, drenaji bozuk vb. ) dikim yapilmistir. (kloroz da görülebilir.)

B – Ana ve yardimci dallarin açilari dar kalmistir.

C – Dölleyici çesit programi eksik veya uygun degildir.

D – Gübreleme, sulama, budama, toprak isleme, hastalik ve zararlilarla mücadele hatalari yapilmaktadir.

Verim bir ölçü olarak degerlendirildiginde, 0900 ziraat çesidinde 12. Yildan itibaren, agaç basina en az 50 kg. ürün alinabilmelidir.

2 – Agaçta ana dallar tacin olusumunu saglar. Yardimci dallar agaca sekil verir. Meyve dallari ise generatif faaliyeti yönlendirir. Bu sebeple meyve agaçlarinin sekillendirilmesi döneminde mecbur kalinmadikça meyveli dallara dokunulmamalidir.

3 – Budamaya baslamadan önce agaçlarin toplu gelismesi incelenmelidir. Toplu bir degerlendirme yapilmadan, ana dallar üzerinde hatalar yapilabilir.

4 – Yardimci dal olusumu tesvik edilmelidir. Yardimci dallar, ana dallar üzerinde mümkün oldugu kadar esit uzaklikta ve ayni yönde olmalidir. Ana dallar ile yardimci dallar arasinda rekabet olmamalidir. Yardimci dallarin ana dal ile yaptigi açinin 45 derece civarinda olmasi ve gelismelerinin de esit olmasi ideal ölçülerdir.

5 – Ana dallar arasinda gelisme dengesiz ise, kuvvetli gelisen dallarin açisini açmak, zayif gelisen dallarin açisini daraltmak; kuvvetli gelisen dalda daha fazla yardimci dal ve meyve birakip, zayif gelisende dal ve meyve azaltmak gibi tedbirlerle denge kurulmasina yardimci olunmalidir.

6– Besin maddelerinin dagilmasi,depo edilmesi, meyve kalitesi ve gösterisinin iyi olmasi, isiktan esit yararlanma ve kültürel islemlerin kolaylikla uygulanabilmesi için agaçlarin taç olusumunda ahenkli bir simetriye özen gösterilmelidir.

7-Dallarin kisa kesilmesi vejetatif gelismeyi, hiç kesmemek- uzun birakmak- egmek generatif gelismeyi tesvik eder. Bu nedenle sürmesi istenen dal kisa kesilmeli, meyve dallarinin olusmasi isteniyorsa, dallar uzun birakilmali veya egilip bükülmelidir. Dal egimleri en çok yere paralel halde yapilmali, yay teskil ettirilmemelidir.

8-Ayni noktadan yanyana büyüyen ayni kuvvette dal olusumuna izin verilmemelidir. Bu gibi durumlarda genis açili dal birakilip, dar açili olan dal kesilmelidir.

9-Meyve agaçlarinda ana dallarin gövde ile yaptiklari açi 45-60 derece arasinda olmalidir. Uygun açili dallarda meyve gözü tesekkülü erken ve fazladir. Kirilma daha zor, dondan etkilenme ve zamklanma daha azdir.

10-Agaca tepeden bakildigi varsayilarak, belli açilar elde edilmeye çalisilmalidir. Üç ana dal birakilacak sistemlerde ana dallar arasinda 120 derece, dört ana dal birakilacak sistemlerde 90 derece, bes ana dal birakilacak sistemlerde 75 derece açi olmasi idealdir.

11-Sekil verilirken 1 yillik sürgünlerde mutlaka kesim yapilmalidir. Kesim, iyi gelismis bir dis gözün üzerinden ve dalin 1/3 ‘lük kismi atilacak (çikartilacak) sekilde yapilmalidir. Daha az kesmek dalda bosluklara, daha fazla kesmekse meyve gözü olusumunun gecikmesine sebep olur.

Budama zamani :

Budama sadece makasla dal kesimi gibi düsünülmemelidir. Dallarin açilarinin düzeltilmesi,egilmesi, bükülmesi gibi uygulamalar da budamadir. Dal kesimi seklindeki uygulamalar erken ilkbaharda yapilabilirler.

Yaz budamasi,agaçlarin sekillendirilme yillarinda mutlaka yapilmasi gereken teknik bir uygulamadir. Yaz budamalari yapilmadan iyi bir taç olusumunun saglanmasi zor oldugu gibi,gençlik kisirligi devresinin kisaltilmasi da hemen hemen imkansizdir. Sürgünlerin yesilden odunlasmaya basladigi günlerde dal seçimi, egme, bükme, uç alimi ve gerekliyse dal seyreltme seklinde yapilmalidir. Çok erken veya çok geç yapilmamalidir.

Kirazlarda modifiye-lider sekli genel olarak uygulanabilir. Bir yasli, saglikli, 120-180 cm. boyunda, kök olusumu iyi, gövde üzerindeki gözleri hasarsiz ve iyi gelismis fidanlarla bahçe kurulmalidir. Usulünce dikilen fidanlarin tepesi erken ilkbaharda 60-70 cm. yüksekten kesilir. Lider haricindeki dört ana dal yaz mevsiminde seçilir. Ana taci olusturacak bu dört dalin açilari düzeltilir. Topraktan itibaren ilk dalin mümkün oldukça asagida ve güneybatiya bakmasina gayret edilmelidir. Bazi çiftçiler çok kiymetli ve önemli olan bu dallari traktöre deger düsüncesiyle keserler. Oysa özellikle topraktan itibaren 40-50 cm. yükseklikte, güneybati yönündeki bir dal ileride görülebilecek olan “güney yanigini” önleme bakimindan çok faydali olacaktir.

Dallar seçilirken aralarinda 90 derece civarinda açi ile, ana gövde üzerinde 20-25 cm. araliklarla olmasina gayret edilmelidir. Rakamlar ideal ölçüler olup, mümkün oldugunca bu ölçülere yaklasilmaya çalisilmalidir.

Çati, ana dallar ve açilar tesekkül ettikten sonraki yillarda ayni kurallarla diger katlar olusturulur. Meyveye yatincaya kadar dal açilarini açmak, yardimci dal olusumunu tesvik amaciyla uç kesimleri yapmak, uygunsuz dallari çikartmak gibi uygulamalar yapilir.

Yedinci yildan itibaren,lider dal onuncu yila kadar, her yil kademeli olarak kesilerek yokedilir. Bu uygulamayla agaçlar nispeten basik tutulabilirler.

Bakteriyel kanser vb. hastaliklarin bulasma ve yayilmasini önlemek amaciyla budamada kullanilan makas ve testereler çok sik olarak temizlenmelidir. Pratik olarak bir agaçtan öbür agaca geçerken mutlaka temizlenmelidir. Bu maksatla dezenfektanlar kullanilabildigi gibi, çamasir suyu da sulandirilarak kullanilabilir. Bir ölçü çamasir suyuna 3-4 ölçü su eklenerek basit bir temizleme karisimi elde edilebilir. Makas ve testereler üstübeç veya bez yardimiyla temizlenip, kurulanarak öbür agaca geçilir. Temizlik budamadan da önemli bir konudur ve mutlaka yapilmalidir. Budama yanlis yapilsa bile düzeltilebilmesi mümkündür. Ancak, hastaligin kendi elimizle bulastirilmasi ve yayilmasinin düzeltilmesi çok zor, pahali ve ugrastiricidir.

Kirazlar kalin ve zamansiz dal kesimlerinden hoslanmazlar. bu yüzden dikimden sonraki birkaç yilda taç olusturulmali, daha sonra mecbur kalinmadikça kalin dal kesiminden kaçinilmalidir. Mecburen kalin dal kesilecekse, budama mevsimi içinde kesilmeli, kesim yeri asi macunuyla kapatilmalidir. Hasat esnasinda veya baska zamanlarda kirilan, ayrilan,yaralanan dallar ise agaçlarda kuru olarak birakilmamali, agaçtan uzaklastirilarak yara yerleri macunlanmalidir.

Kirazlar genel olarak ömürleri boyunca budama isterler. Budama ayni zamanda kaliteli meyve elde edilmesi için de vazgeçilmez bir uygulamadir.

HASTALIK- ZARARLILAR VE MÜCADELESI

Kirazlarda yaygin olarak görülen hastaliklar bakteriyel kanser (Pseudomonas syringae ), dal yanikligi (Pseudomonas morsprunorum ) ve monilyadir. ( Monilia laxa ). Kiraz yetistiriciliginin yaygin oldugu yerlerde bakteriyel kanser daha tahripkar ve endise vericidir. Henüz tamamen kontrol edilebilir olmamakla beraber, bazi tedbirlerle siddet ve zarari azaltilabilmektedir.

Bakteriyel kanser ve zamklanma :

Kökün disinda agacin her yerinde görülebilir. Ancak en zararli hali gövde ve dallarda görülmesidir. Titiz bir incelemeyle dallarda bulasik yerler görülebilir. Ilk belirtisi, bulasik yerden itibaren, dalin ucuna dogru yapraklarin pörsümesi, sararmasi seklinde görülür. Bulasma yogun ve etkiliyse dalda giderek kuruma görülür ve bakteri gövdeye dogru ilerler. Meyvede enfeksiyon, içeri çökmüs siyah lekeler halindedir. Dalda bulasik kismin kabugu kaldirilirsa kahverengi ve eksi kokulu bir görüntüsü vardir.

Hastalik etmeni bakteridir. Bulasmalar Sonbaharda olur. Bakteri faaliyeti yazin durur. Sonbaharda tekrar aktif hale gelir. Yagmur, rüzgar, biçak, makas, testere gibi aletlerle diger dal ve agaçlara bulasir. Kisi hasta agaçlardaki kanserlerde, gözlerde, yaprak ve dallarda, bazi yabanci otlar ve dayanikli dallar üzerinde geçirir. Dallara bulasma Kasim ile Subat aylari arasinda gerçeklesir. Mücadele programinda bu bulasma döneminin çok iyi degerlendirilmesi gerekir.

Mücadele de birinci tedbir çögür, asi gözü, fidan v.b. materyallerin saglikli olmasidir. Fidanliklarda asi yerinin yüksek tutulmasi, gövdenin yabaniden teskil edilmesi pratik bir fayda saglayabilir. Bakteri yazin inaktif halde oldugu için hastalikli dallarin temizlenmesi de hasattan sonra Temmuz-Agustos aylarinda yapilmalidir. Kesimde dalin bulasik kisminin en az 25-30 cm altindan kesim yapilmalidir. Kesimde kullanilan makas ve testere sik sik dezenfektan veya sulandirilmis çamasir suyu ile temizlenmeli, yara yeri asi macunu ile kapatilmalidir. Budama artiklari bahçeden uzaklastirilmali ve yakilmalidir.

Dallara bulasma kasim-Subat arasinda gerçeklestigi için en iyi koruyucu ilaci olan bordo bulamaci uygulamalari sik sik bu dönemde tekrarlanmalidir.

Genel olarak asagidaki gibi bir uygulama koruyucu olabilir.

- Sonbaharda yapraklarin % 75-90’i dökülünce % 3’ lük bordo bulamaci,

- Ilkbaharda gözler uyanmadan önce % 1’lik bordo bulamaci uygulanir.

Kapama bahçelerin fazla oldugu yerlerde, komsularin isbirligi yaparak ayni anda ilaçlama yapmalari daha iyi korunmayi saglayacagindan isbirligine gidilmelidir.

Kiraz Dal Yanikligi (Pseudomonas Morsprunorum) :

Ince dallarda ve sürgünlerde kabukta esmer çökük lekeler görülür. Fazla sayida ve büyük olan lekeler dalin kurumasina yol açarlar. Lekelere tomurcuklarda da rastlanir. Dallarda lekeler kanser görünüsü alirlar. 1-2 yil geçince zamk meydana gelir. Yapraklarda sarimtirak lekeler olusur. Lakeler sonradan kuruyarak delinir. Yapraklar saçma ile delinmis gibidir.

Etmeni bakteridir. Bakterinin salgiladigi toksin zararlanmaya sebep olur. Konukçular hassasiyetine göre az veya çok etkilenirler. Ilkbaharda bulasik tomurcuklar açilinca bunlardan hastalikli yapraklar meydana gelir. Bulasik dallardan da yapraklara bulasmalar olur. Dallardaki yaralarda yazin bir degisiklik olmaz. Bakteri kabukta gizli olarak kalir.

Sonbaharda hasta yapraklar üzerinde yagmurla sürgün ve dallara geçer. Kisi kabuk üzerinde geçirir. Dala gözlerden çatlak ve yaralardan, budama yerlerinden geçer.

Daha önce bakteriyel kanser için önerilen tedbirler ile mücadelesi yapilir.

Monilya Hastaligi (Mumya=Sclerotinia laxa) :

Kirazlarin çiçek, sürgün ve meyvelerinde zarar yapar. Çiçeklerin taç yapraklari, disicik borusu ve erkek organlari kahverengilesir. Bu kahverengilesme daha sonra bütün çiçege yayilir. Bu olaya “Çiçek Yanikligi” denilir. Bulasmis disi organ meyve olusturamaz. Kuruyan çiçek demetleri bir miktar sürgünde kalir. Mantar daha sonra çiçek sapindan dala geçerek bazen dallarda kanser yaralari olusturur ve dali kurutabilir. Çiçekler saplari üzerinde kivrilir dala yapisir. Bu yapisma demet etrafindaki zamk salgisiyla olusur.

Meyvelerde genellikle olgunluga yakinken enfeksiyon yapar. Meyve kabugunda olusan bir veya birkaç kahverengi leke ile belirir. Lekelerin etrafinda açik kahverengi bir halka vardir. Çürüklük meyve etinin içine dogru gelisir. Fakat çukurlasmaz. Çürüklük önceleri yumusak ve kurudur. Bir süre sonra meyve burusur ve tamamen kurur.

Sürgünde olusan kuruma ve kanser yaralarina “ sürgün yanikligi “ denir. Ince dallar tamamen kurur. Kalin dallarda ise yaralar olusur. Yaralar 1-12 cm. uzunlugunda,kabugu siyah renklidir. Yara içeriye dogru gelisir. Yaranin etrafinda siskinlik meydana gelir. Yagmurlu ve nemli havalarda yara etrafinda zamklanma olur.

Etmeni mantardir. Kisi mumyalasmis meyvelerde ve kanserlesmis dallarda geçirir. Ilkbaharda, havalarin isinmasiyla spor kümeleri olusur ve bu sporlar çiçek, sürgün ve meyve enfeksiyonu yaparlar.

Mücadele için sonbaharda görülen kanserli ve mumya çiçekli dal ve kurumus dalciklar kesilerek yakilir. önceki yillarda hastalik görülen bahçelerde mutlaka ilaçlama yapilmalidir. Ilk ilaçlama çiçeklerin % 5-10'u ’çildiginda; ikinci ilaçlama ise tam çiçekte yapilmalidir. Etkili maddesi benomyl 50 , carbendazim 50 olan ilaçlar tarim kuruluslarinin önerisiyle kullanilabilir.

Kiraz sinegi :

Larvalari meyvelerin etli kisiminda beslenerek zarar verir. Hava sicakligi 20 derecenin üzerinde seyrettiginde zarari fazla olur. Ihraacatta toleransi olmadigindan, mücadelesi mutlaka yapilmalidir.

Ergin sinek 4-5 mm. boyundadir. Gözleri yesilimsi mavi, bacaklari siyahtir.

Son baharda yapilacak yüzlek sürüm mücadelede oldukça faydalidir. Kurtlu kirazlarin gömülmesi gerekir.

Ilaçli mücadele meyveler saman sarisi rengine ulastiginda tarim teskilatlarinin önerecegi ilaçlarla yapilmalidir. Konu önemli oldugu için ilaç etkili maddeleri asagida verilmistir.

Bromophos

Malathion

Diazinon

Trichlorphon

Cartap

Bioteknik anlamda yogunluk düsük ve orta seviyede ise sari yapiskan tuzaklarla mücadele yapilabir. Bunlarin disinda sezonun kurak,bulasmanin düsük oldugu hallerde kismi dal ilaçlamasi ile mücadele düsünülmelidir.

Diger zararlilar :

Genel zararlilardan kirmizi örümcek, kabuklu bitler,yazici böcek ve yaprak büken zaman zaman önemli sorunlar olarak karsimiza çikmaktadir. Kirmizi örümcegin hasat öncesi zararlari oldugu gibi, hasattan sonraki zarari da çok önemlidir. Hasattan sonra emgi sebebiyle gelecek yilin çiçek gözlerinin zayif kalmasina sebep olur. Bu yüzden hasattan sonraki bakim ve mücadele çok önem tasir.

Kabuklu bitin problem oldugu yerlerde, kis mücadelesi özellikle önem tasir. Çünkü tahribat hasada yakin dönemde artar. Bu dönemde ise kimyasal ilaç kullanilmasi hemen hemen imkansizdir. Ayrica salgilar ( ballama ) sebebiyle hasat zor ve cansikici bir hal alir. Ürün kalitesi düstügü gibi agaç da kuvvetten düser ve belki de kurur. Çiftçilerimizde kislik yaglarin agaç gelisimini durdurdugu seklinde bir kanaat vardir. Düzenli bakilan ve ilaçlamanin zamaninda yapildigi bahçelerde bu kanaat dogru degildir.

Kis mücadelesinde “kislik yaglar “ kullanilir. Yaygin olarak iki formülasyonu vardir. Bunlardan birisi gözler uyanmadan önce, don olmayan ,sakin bir günde kullanilir.

1- Petrol yagi 65 + DNOC 1.57 7 lt./95 lt. suya

2-Petrol yagi 72 + DNOC 2.4 3 lt./ 97 lt. suya.

Yazici böcekler de zaman zaman tahripkar olabilmektedir. Saldiriya ugrayan agaçlar 2-3 yilda tamamen kuruyabilir. Genellikle bakimsiz bahçelerin problemi olmakla birlikte, iyi bir mücadele programi yapilmadigi zaman yaygin ve genel bir problem haline gelmektedir. Bakimli ve güçlü agaçlara yumurta birakmazlar. herhangi bir sebeple ihmal edilmis bahçeler, çogalma ve kislama için çok uygundur. Bu yüzden sulama, gübreleme, budama eksiksiz yapilmali ve bahçede kuru dal , çali, çirpi birakilmamalidir.

Mart, haziran ve eylül aylarinda yilda üç defa agaçlara kuru tuzak dallar asilip; talaslanma basladiginda bu tuzak dallar yakilarak mücadele yapilabilir. Kimyasal mücadelede ergin çikisi önemlidir. Kuru dallardan ergin çikisi görülür görülmez ilk ilaçlama; bundan 10- 15 gün sonra ikinci ilaçlama yapilir. Ikinci nesil için temmuz- agustosta gözlemlerle ergin çikisi takip edilip ilk ilaçlama; 10-15 gün sonra ikinci ilaçlama olmak üzere yilda dört defa ilaçlama yapilmalidir. Kullanilacak ilaçlar ve mücadele programi için tarim kuruluslari ile birlikte çalisilmalidir. Kullanilabilecek etkili maddeler asagida belirtilmistir:

Carbarly 50 WP 100 lt. suya 200 gr.

Carbarly 85 WP ,, 100 gr.

Methiocarb 50 WP ,, 150 gr.

Azinphos Etyl 25 WP ,, 300 gr.

Azinphos Methyl 25 WP ,, 300 gr.

Kirmizi örümcekler hem bitki özsuyunu emerek hem de salgiladiklari toksik maddelerle zararli olurlar. Yapraklarda önce beyaz, daha sonra sari- kahverengi lekeler meydana gelir. Bu lekeler birleserek yapragin kuruyup ölmesine, dolayisiyla önemli derecede ürün kaybina sebep olurlar.

Bazi türleri çiçeklerin çanak yapraklarini ve çiçek buketlerindeki taze yapraklari emerler. Böylece gözlerin iyi tesekkül etmemesine yol açarlar.

Bazilari ise tomurcuklara saldirarak onlari zayiflatir ve meyve tutumunu önlerler. Gelecek yilin meyve gözleri normal tesekkül edemez ve meyve verimi düser.

Mücadelede kislik yaglar oldukça iyi sonuç verir. Yaz mücadelesinde çiçek taç yapraklarinin tamamen dökülmesinden sonra, tarim teskilatlarinin önerileri dogrultusunda ilaçlamalar yapilir. Yogunluguna göre birkaç ilaçlama gerekebilir.

HASAT

Kiraz hasadi fazla isgücü isteyen bir istir. Genis bahçelerde hasat konusu önceden planlanmali ve zamaninda bitirilmelidir. Bazen hasadin iki defada yapilmasi da gerekebilir.

Meyve özelligi bakimindan kiraz ne erken ne de geç hasat edilebilir. Erken hasat edildiginde açik renkli, az tatli ve küçük meyve elde edilir. Geç kalindiginda ise, kirazin dayanikliligi azalir, meyve yumusar, kararir ve saplari kurur. Bu yüzden tam zamaninda hasat edilmelidir. Bakim sartlari iyiyse, hasattan önceki 8-10 gün içerisinde çok önemli miktarlarda irilik, miktar artisi saglanabilir.

Hasatta meyve demeti sap dibinden tutularak burulur ve yukari dogru itilerek koparilir. Sapin ortasindan tutulmaz ve çekilerek koparilmaya çalisilmaz. Sapsiz olarak da hasat yapilmaz. Satista kirazin saplarinin yesil olmasi arzu edildiginden, saptan tutularak sapin örselenmesine meydan vermemelidir. Meyvenin koparildigi yerde gelecek yilin meyve gözleri de bulundugundan, çitanaklarin kirilmamasina özen gösterilmelidir. Toplama kovalari çok büyük olmamali, içerisine yumusak bez veya havali nylon geçirilerek berelenme ve ezilme önlenmelidir.

Biriktirme kasalari bahçenin en gölge ve serin yerinde olmali, toplanan meyveler güneste birakilmamalidir. Seçim ve ambalajlama bahçede yapilacaksa, uygun olmayan meyveler hemen ayiklanmalidir.

Yogun olarak kiraz yetistirilen bölgelerimizde pazarlama sorunu yoktur. ihraç edilecek kirazlar bazi islemlerden geçmek zorundadir. ön sogutma bu islemlerin en önemlisidir ve bu islem yapilmadan rekabete dayali ve gerçek degerde ihracat yapilmasi imkansizdir. ön sogutma islemi ciddi çalisan ihracatçilar tarafindan yapilmaktadir. ön sogutmada kirazlar kisa bir sürede ( 8 dakika ) 4 derecenin altinda sogutulurlar. Böylece bozulmalar önlenmis, dayaniklilik artirilmis ve meyvelere dinçlik kazandirilmis olur.

Daha sonra kirazlar soguk zincirin disina hiç çikmadan seçilir, boylanir ve Pazar isteklerine göre ambalajlanirlar.

Ihraç edilecek kirazlarda bazi özellikler bulunmalidir:

- Ürün iri iyi kaliteli ve homojen olmalidir

- Meyveler çeside has renk ve tat da olmalidir.

- ( 0900 Ziraat çesidi için ) meyve genisligi 22 mm. den fazla olmalidir.

- Meyveler tozsuz, kirsiz,eziksiz, yarasiz ve sapli olmalidir.

- Meyvede insan sagligina zararli ilaç kalintisi olmamalidir.

- Seçim çok iyi yapilmali, ambalaj iyi malzemeyle yapilmalidir.

- Kirazlar kesinlikle kurtsuz olmalidir.

Facebook'ta Yayınla>
Soru / Yorum Eklemek içinTıklayınız
..:: Sorular / Yorumlar ::..
Yazan : Bekir Coşkun
Yazılış Tarihi : 16.4.2017 17:27:59
  Merhabalar Sayin Hocam ,
Benim bir amatör Bahçıvan olak merak ettiğim konu ;
Neden kirazlar mükemmel çiceklenmesi varken meyve bağlaması nerdeyse 1000/1. Bu üzücü manzarayı artik 5 yildir izlemekteyim.Yapilan yorumlara bakilirsa , tozlanma surecindeki yağışlardan bahsediliyor .Bir onceki yillar fark etmedim ama bu sefer mükemmel çiçeklenme dönemindeyken yani 10 gün önce, 4 gun yağışlı geçti.Ve sonuć yine hüsran. Başka sebeplerde varmidir ?
Not:Kirazim avlumda, dalları binaya temas etmekte, kişlik ilaçlama yapmadım, sadece tomurcuk oncesi 100/1 bordo bulamacı yapıldı.
SAYGILARLA -Bursa İnegöl. B.Coşkun
Cevap vermek için tıklayınız...
------------------------
Yazan : ismet erkişi
Yazılış Tarihi : 28.2.2013 16:02:36
  öncelikle merhaba benim 2000 agaç kiraz agacım var ama çiçek dönemi güzel oluyor sonra sap kurusu yapıyor acaba neden bilginiz varsa yazarsanız menmun olurum
Cevap vermek için tıklayınız...
------------------------
Yazan : alaattin esmez
Yazılış Tarihi : 7.9.2012 14:07:12
  hayırlı günler, sayın ismail bey bu belgeyi hiç bir üçret gözetmeksizin yazdıgınız için çok teşekkür ederim.allah razı olsun gönlünüzde ne murat varsa yüce mevlam nasip eylesin.
Cevap vermek için tıklayınız...
------------------------
Yazan : Mustafa TURHAN
Yazılış Tarihi : 16.8.2012 11:11:43
  İsmail bey bilgi birikiminizi bizlerle paylaştığınız için sizlerden ALLAH razı olsun.Hayatınızda herşey gönlünüzce olsun.
Cevap vermek için tıklayınız...
------------------------
Yazan : Yusuf
Yazılış Tarihi : 14.8.2012 12:17:52
  Çok güzel teferruatlı bir şekilde hazırlanmış bir yazı,resimlendirme yapılmamıştır.Bu çok büyük bir eksikliktir.bence ggiderilmesi lazımdır.teşekkür ederim.
Cevap vermek için tıklayınız...
------------------------

Soru veya Yorum Eklemek için tıklayınız



Bu konuyla ilgili tüm soru ve yorumları Görmek için Tıklayınız.



Ne? nedir? Nasıldır? Nasıl yapılır? Ne zaman yapılır?
Copyright - Tarım Kütüphanesi - 2007