BİYOTEKNİK YÖNTEMLERİN TANIMI VE GELİŞİMİ

Dr. F. Özlem ALTINDİŞLİ

Dr. Tülin KILIÇ

Dr. Fatma ÖZSEMERCİ

Uzm. Tevfik TURANLI Dr. Cevdet KAPLAN Uzm. M. Fatih TOLGA Dr. Dilek TURANLI Uzm. Fatma IŞIK

Uzm. Erkan YILMAZ

Zirai Mücadele Araştırma İstasyonu Müdürlüğü-Bornova

Zararlıların biyolojik, fizyolojik ve davranış özellikleri üzerinde etkili olan bazı yapay veya doğal maddeleri kullanarak çiftleşme, beslenme, barınma gibi normal özelliklerini bozmak suretiyle uygulanan yöntemlere “Biyoteknik Yöntemler” adı verilir. Bu amaca ulaşmak için feromon, tuzak, feromon-tuzak sistemleri, cezbediciler, yumurtlamaya engel olucular, uzaklaştırıcılar beslenmeyi engelleyiciler, kısırlaştırıcılar, böcek gelişmesini engelleyiciler, böcek gelişmesini düzenleyiciler ve kısır böcek salınması gibi bazı doğal veya sentetik bileşik ya da yöntemlerden yararlanılır.

Biyoteknik yöntemlerin en büyük avantajı türe özgü oluşu ve çevre koşullarına kolay uyum sağlamasıdır. Bu yöntemler, özellikle ana veya ekonomik öneme sahip zararlılara karşı uygulanırsa, ilaç kullanımını en aza indirdiği ya da sıfırladığı için o alanda daha önceleri kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle bozulmuş olan doğal dengenin en kısa sürede yeniden kurulmasına katkıda bulunur.

Doğal dengenin yeniden kurulmasının sonucunda da daha az ekonomik öneme sahip olan zararlılar doğal düşmanlar tarafından kolaylıkla kontrol altına alınabilir, kimyasal mücadeleye duyulan gereksinim ise giderek azalır.

Biyoteknik yöntemlerde zararlılarla mücadele amacıyla bazı bileşiklere gereksinim duyulmaktadır. Bu bileşikler canlılarda doğal olarak bulunabileceği gibi sentetik olarak da üretilebilirler. Zararlı böceklerle mücadele amacıyla en geniş kullanım alanına sahip olan biyoteknik yöntem eşeysel (cinsel) feromon-tuzak sistemleridir. Eşeysel feromonların ve tuzaklar ile yayıcıların tarihsel gelişimine bakıldığında, dişi kelebeklerin erkek kelebekleri cezbedip onları kendi bulundukları noktaya çekme kabiliyetine sahip oldukları 120 yıl önce yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Feromonların yapay olarak üretilmeye başlamasından önce dişi kelebeklerin doğrudan cezbedici olarak yerleştirildiği tuzaklar ilk kez 100 yıl önce kullanılmıştır (Schneider, 1999). Biyoteknik mücadele tarihindeki en önemli gelişme İpekböceğinin eşeysel cezbedicisinin 1950’li yıllarda kimyasal olarak tanısının yapılması ve ardından Schneider’in ilk basit elektroantenogram sayesinde erkek kelebeklerin antenlerinin dişinin salgıladığı cezbedici maddeyi algılayan organ olduğunu ispatlamasıyla yaşanmıştır. Aynı tür içindeki dişilerin erkekleri kendine çekmek amacıyla salgıladığı bu tip cezbedici maddeler keşfedildikten sonra feromon olarak adlandırılmıştır. Dişi ipekböceklerinin eşeysel cezbedicisi 1959 yılında bombykol olarak dünyada tanısı yapılan ilk feromon olmuştur. Bu feromonun bulunuşundan sonra bilimadamlarının çalışmaları zararlı böceklerin koklama duyusu ve kokuya yönelimi üzerinde yoğunlaşmıştır.

Dünyada meyve zararlılarına karşı cezbedici besin veya kimyasal maddelerle hazırlanan tuzakların kullanılması 1920-1930 yılları arasında başlamıştır. Daha sonra 1950 ve 1960’lı yıllarda yukarıda bahsedilen buluşların ardından besin cezbedicilerinin yanı sıra sentetik eşeysel cezbediciler ve bunlardan hazırlanan tuzaklar da geliştirilmiştir. 1970’li yıllarda yapışkan tuzaklar araştırılmaya ve böceklerle mücadelede kullanılmaya başlanmıştır. 1980’den sonra ise kitle halinde tuzakla yakalama ve çiftleşmeyi engelleme tekniği birçok tarımsal zararlıya karşı denenmiş ve uygulamaya verilmeye başlamıştır. Kültür bitkilerine zarar veren böceklerle mücadele amacıyla biyoteknik yöntemlerin doğrudan kullanıldığı çalışmalar arasında dünyada pek çok ülkede en fazla başarıya ulaşan ve en geniş uygulama alanı bulan yöntem Elma içkurdu ve Salkım güvesi’ne karşı kullanılan çiftleşmeyi engelleme tekniğidir. Fikir olarak 1963 yılında doğan (Arn, 1992) bu teknik ile ilgili kapsamlı çalışmalar 1980’li yıllardan itibaren yoğunluk kazanmıştır. Önemli bağ alanlarına sahip olan Almanya, Fransa, İsviçre ve İtalya’ da bu yöntem Salkım güvesi ile mücadelede etkili bulunmuş ve denemeler yerini geniş alan uygulamalarına bırakmıştır.

Biyoteknik Yöntemler içerisinde kullanılan maddeler aşağıda gruplandırılmakta ve bitkilere zarar veren böceklerle mücadele amacıyla kullanımı konusunda bilgiler verilmektedir.

2.1. Cezbediciler

Kültür bitkilerinde ve böceklerde, zararlı böcekleri kendisine tadı, rengi, kokusu gibi özellikleriyle çektiği için “cezbedici” olarak adlandırılan maddeler bulunmaktadır. Bunlar feromonlar, besin cezbedicileri, yumurta bırakma cezbedicileri ve kairomonlar’dır. Biyoteknik yöntemler içerisinde geniş bir kullanım alanına sahip olan bu maddeler amaca yönelik olarak yalnız başına veya bir tuzak sistemi içinde kullanılabilirler. Aşağıda sırasıyla cezbediciler kısaca tanıtılmakta ve bunların tuzak sistemlerinde kullanımına ilişkin bilgiler verilmektedir.

2.1.1. Eşeysel feromonlar

Böceklerde iç salgı ve dış salgı bezleri olmak üzere iki tip salgı bezi vardır. Bazı dış salgı bezleri bir kanal vasıtasıyla salgılarını böceğin vücudunun dışına salgılarlar ki bu salgılardan biri de feromonlardır. Feromonlar böceklerin beslenme, çiftleşme, savunma, gizlenme vb. davranışlarını belirlemede etkilidir. Bu davranışlardaki özelliklerine ve biyolojik etkinliklerine göre feromonlar aşağıdaki gibi sınıflandırılabilirler (Öncüer, 2000).

-Çiftleşme veya eşeysel feromonlar

-Alarm feromonları

-Çiftleşmeyi arttıran feromonlar

-Toplanma feromonları

-İz-işaret feromonları

-Sosyal böceklerdeki kraliçe yetiştirme feromonları

Bu feromonlar içinde zararlı böceklerle mücadelede en fazla kullanılanı eşeysel feromonlardır. Eşeysel feromonlar erkek ve dişi böcek tarafından salgılanır. Bir eşey tarafından salgılanan bu feromon (koku) ile karşı eşey (karşı cins) çiftleşme bakımından uyarılmış olur. Eşeysel feromonlar böceklere karşı savaşta doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki şekilde kullanılırlar.

Feromonlar; dolaylı yoldan, zararlıların çıkış zamanını ve sayısını izleyip mücadeleye karar verme ve zamanını belirlemek amacıyla kullanılır. Bunun için türe özgü geliştirilmiş tuzaklardan yararlanılır. Eşeysel çekici tuzaklar değişik yapı ve formda olabilirler. Eşeylerin feromonları tuzakların içinde yer alan fitil ya da kapsüllere depolanarak kullanılır ve böylece karşı eşey tuzağa cezbedilmiş olur. Düzenli aralıklarla örneğin haftada bir kontrol edilen tuzaklardaki sayımlar sonucunda ergin sayısı ve ergin çıkış zamanı gibi zararlıyla mücadeleye yönelik bilgiler elde edilmiş olur. Bu tip feromonlu tuzaklardan dolayılı mücadele anlamında daha çok tahmin ve uyarı çalışmalarında yararlanılmaktadır. Örnek olarak Elma içkurdu, Doğu meyvegüvesi ve Salkım güvesi’ nin tahmin-uyarı çalışmalarında bu tuzaklar kullanılmaktadır.

Feromonlar tarımsal zararlılarla mücadele çalışmalarında doğrudan iki şekilde kullanılır. Bunların ilki zararlıların kitle halinde yakalanarak mücadele edilmesidir. Bu yöntemde amaç tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda belirli aralık ve yoğunlukta feromonlu cezbedici tuzaklar yerleştirilerek zararlıların kitle halinde yakalanıp sayılarının azaltılmasıdır. Bu çalışmalar özellikle ada gibi izole alanlar ya da kontrol altına alınabilen çok geniş alanlarda yapıldığında başarı oranı daha yüksektir. Ülkemizde bu yöntem özellikle Akdeniz meyvesineği, Zeytin sineği, Kiraz sineği ve bazı kelebek türlerine karşı başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu yöntemin genellikle olabildiğince geniş alanlarda ve böcek sayısının az olduğu yerlerde uygulanması önerilmektedir. Feromonların ikinci doğrudan uygulama şekli ise çiftleşmeyi engelleme tekniğidir. Bunun için, her türe özgü ayrı ayrı geliştirilmiş sentetik eşeysel feromonlar kapsüller içinde mücadele için belirlenmiş bölgeye uçaklar veya diğer bazı özel araçlar ile atılarak ve ya da insanlar tarafından belirli yoğunluklarda asılarak uygulanır. Bu uygulama sonucunda mücadele alanı feromonla doyurulmuş ve zararlı böceğin karşı eşeyi bulması ve çiftleşmesi engellenmiş olur. Böylece çiftleşme olmayacağı için üreme de engellenmiş olur. Bu yöntemin başarılı olabilmesi için mücadele yapılan zararlı türün döllenmek suretiyle üremesi gerekir. Ülkemizde bu yöntem Elma içkurdu, Salkım güvesi gibi zararlılara karşı başarılı şekilde uygulanmaktadır.

Feromonlar ayrıca zararlılara karşı doğrudan kısırlaştırıcı olan kemosterilantlarla bir arada kullanılabilir. Böylece feromonlar cezbedici olarak kullanılıp tuzağa gelen böcekler kısırlaştırılarak üremeleri engellenmiş ve sonraki döller için sayıları azaltılmış olur Feromonların parazitoit, predatör, bal arısı ve diğer tozlayıcı böcekler gibi yararlı organizmalar ile omurgalı hayvanlara ve insanlara bilinen herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Bu nedenle feromonlar Entegre mücadele, organik ve iyi tarım alanlarında alternatif bir mücadele şekli olarak başarılı bir şekilde kullanılmaktadırlar.

2.1.2. Besin cezbedicileri

Besin cezbedicileri, böceklerin ve özellikle sineklerin hem erkek hem de dişilerini çeken kimyasal maddelerdir. Melas gibi fermente veya bozulmuş kimyasal hammadde artıkları olabildikleri gibi, pekmez, amonyak türevleri, boraks tuzları, enzimatik asit ve protein hidrolizatlar gibi saf veya işlenmiş kimyasal maddeler ve preparatlar da olabilir. Bu kimyasalların kullanım amaçları türe göre değişmektedir. Örneğin; biamonyum fosfat Zeytin sineği için en iyi çekicidir. Meyve sinekleri kışı genellikle toprakta pupa döneminde geçirmektedirler. Uygun hava ve uygun toprak sıcaklığı ile nem olduğunda erginler topraktan çıkmaya başlarlar. Erginlerin ilk uçuşları besine doğru olduğu için biamonyum fosfat eriyiği ile hazırlanan besin tuzağının feromon tuzaklarına göre daha etkili bir cezbedici olduğu görülmüştür. Aynı şekilde amonyak ve boraks tuzları Akdeniz meyvesineği erginlerini de kısmen cezbeder. Besin cezbedicilerinin tarımsal alanlarda kullanımına yönelik olarak cam ve plastik malzemelerden Mc-phail şişe tuzakları geliştirilmiştir (Şekil 1). Özellikle bu tür tuzaklara konulan amonyum tuzları ile feromon kapsülü bulunan görsel sarı yapışkan tuzaklar tek tuzak gövdesinde bir araya getirilerek (Şekil 2) Zeytin sineği’ nin izlenmesinde kullanılmaktadırlar. Besin cezbedicileri ile mücadeleye yönelik değişik ülkelerde ve Türkiye’ de birçok başarılı çalışma yapılmıştır. Ülkemizde meyvesinekleri ile mücadelede genellikle içine cezbedici madde karıştırılmış klasik insektisitlerle yapılan ”zehirli yem kısmi dal ilaçlaması” hem kaplama ilaçlamadan daha az bir alana uygulanarak çevreyi daha az kirlettiği için hem de faydalı böcekleri koruduğu için Entegre mücadele programlarına uygun olmakta ve tercih edilmektedir.

Ülkemizde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı araştırmacıları tarafından yapılan çalışmalar neticesinde yerli bir cezbedici madde geliştirilerek preparat olarak üretilmiş ve Ziray ticari ismi ile satışa sunulmuştur. Bu cezbedici Zeytin sineği ve Akdeniz meyvesineği mücadelesinde kimyasallar ile karıştırılarak geniş alanlarda kullanılmaktadır (Serez ve Zümreoğlu, 2001).

Şekil 1.Mc phail tuzağı. Şekil 2. Feromonlu sarı yapışkan tuzak.

2.1.3. Yumurta bırakma cezbedicileri

Böceklerde döllenmiş dişilerin yumurtlama yerlerini seçmesinde, görme duyusu ile ilgili uyarıcılar, koku uyarıcıları ve tat uyarıcıları belirleyici olurlar. Yumurtlama davranışları ile ilgili kimyasal uyarıcılar, konukçu bitki, böcekler ve türler arasında, yumurtlama esnasında ve sonrasında üretilir ve salgılanırlar. Bu bileşiklerin algılanması böceklerin antenleri, ağız parçaları, bacaklarındaki duyu organları veya üreme organlarındaki tat alıcı ve koku alıcı yapılar yardımıyla olur. Dişinin yumurtlama yerini seçmesi konukçusunun kokusu ve yaşama ortamının kokusuyla yakından ilişkilidir. Konukçu bitkinin çıkardığı uçucu kimyasal maddeler bazı böcek türlerinin dişilerini cezbeder ve yumurtlama davranışlarını olumlu yönde etkiler. Yeşilkurt tütün ve domates bitkilerinin salgıladığı kimyasal uçucu maddelerden etkilenerek bu bitkilere yumurta bırakır. Bu uçucu maddeler böceklerin bitkiye zarar verebileceği dönemden daha erken ya da geç dönemde bitkiye uygulanarak yanlış zamanda yönelmelerini sağlamak veya farklı bitkiler üzerine uygulanıp hedef şaşırtmak amacıyla kullanılmaktadır (Serez ve Zümreoğlu, 2001).

2.1.4. Kairomonlar

Kairomonlar, bir organizma tarafından meydana getirilen ve yayıcı organizma için uygun olmamasına karşın alıcı bireylerde pozitif tepki oluşturan kimyasal maddelerdir. En çok tanınan ve üzerinde çalışılan kairomon armut esteri olup Elma içkurdu’ nu cezbetmede bazen tek başına bazen feromon veya görsel ve besin tuzakları ile birlikte kullanılır. Kairomonların çiftleşmeyi engelleme tekniğinin etkisini artırmak için kullanıldığı çalışmalar da mevcuttur.

2.2. Tuzaklar

Bitki zararlısı böceklerle mücadelede bu zararlıların erginlerinin doğaya çıkış zamanının belirlenmesinde renk, şekil, koku vb. böceklerin dikkatini çekecek bir ya da birden fazla özelliği bulunan özel olarak tasarlanmış yakalayıcı araçlara “tuzak” denir. Tuzaklar sadece böceğin ilk çıkış zamanını göstermekle kalmaz. Bazı durumlarda böceğe karşı ilaçlama zamanının belirlenmesinde veya doğrudan mücadele amacıyla kimyasal mücadeleye alternatif olarak kullanılır. Her iki durumda da tuzaklar kimyasal bitki koruma ürünü kullanımını azaltmaya yarar. Zararlılara karşı kullanılan tuzaklar genellikle besin, görsel, feromon, ışık ve su tuzakları olarak 5 grupta sınıflandırılırlar. Bu tuzaklar tek tek kullanılabildiği gibi besin+görsel, besin+feromon, görsel+feromon şeklinde ikili veya besin+görsel+feromon tuzakları şeklinde üçlü birleşim olarak tek bir tuzak gövdesi üzerinde de kullanılabilir. Bu şekilde bir zararlıya karşı birden fazla çekici özelliğin tek tuzakta bir arada kullanılması genel ismiyle “tuzak kombinasyonu” olarak adlandırılır.

2.2.1. Besin tuzakları

Besin tuzakları hazırlanırken genellikle fermente olabilen ve kokusuyla zararlı böceği çok uzak mesafelerden çekebilen maddeler kullanılır. Bu maddeler belirli oranda karıştırılarak uygun büyüklükteki kaplara konduktan sonra bitki veya ağaç dallarına bir ip ya da tel yardımıyla asılır. Kokuya gelen böcekler kabın ağız kısmından içindeki sıvı ortama düşerek yakalanırlar. Bu tip tuzakların her hafta kontrol edilerek eksilen miktarda sıvının eklenmesi ve 15 günde bir karışımın yenilenmesi zorunluluğu vardır. Öte yandan besin tuzakları, kolay bulunabilen, evde hazırlanabilen ve ucuz tuzaklar olması nedeniyle önemli avantajlara sahiptir. Örneğin kiraz bahçelerinde Yaprakbüken zararlısı ile mücadelede şarap, sirke, şeker ve sudan oluşan bir karışım oldukça başarılı bir şekilde kullanılabilir (Şekil 3). Amonyum tuzları meyvesinekleri için hazırlanan besin tuzaklarında etkili bir cezbedici olarak kullanılabilir.

2.2.2. Görsel Tuzaklar

Bazı renklerin zararlı böcekler için çekici olduğu bilinmektedir. Görsel ya da renk tuzaklarının yaygın kullanıldığı zararlılar meyvesinekleri, beyazsinek, thripsler ve yaprak galeri sinekleri’ dir. Örneğin sarı renk Zeytin sineği için en etkili renktir. Thripsleri ise en çok mavi renk cezbeder. Üzeri kurumayan bir yapışkanla kaplanan renkli karton ya da plastik dikdörtgen şeklinde tablalar, zararlının bulunduğu alana belirli aralıklarla yerleştirilir. Türe göre ağaç ya da bitki dallarına, seralarda ise bitkilerin 10-15 cm üzerine gelecek şekilde sırıklara bir ip ya da tel yardımıyla bu tablalar asılır (Şekil 4). Bu tuzakların olumsuz yönü ise yararlı böcekleri ya da hedef olmayan türleri de yakalamasıdır ve doğal dengenin bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bazen sarı rengin çekiciliğinden vaz geçilerek doğal düşmanları korumak amacıyla natürel tahta renginde tuzaklar besin cezbedicisi veya feromonla birlikte kullanılabilir. Tuzakların yakalama etkinliğini yitirmemesi için birkaç haftada bir ya da kirlendikçe yenisi ile değiştirilmesi önemlidir.

Şekil 3. Şaraplı besin tuzağı. Şekil 4. Sarı yapışkan görsel tuzaklar.

2.2.3. Feromon Tuzakları (Eşeysel Çekici Tuzaklar)

Kullanımına en sık rastlanan tuzaklar, türe özgü olan ve bireylerin çiftleşme çağrısı olarak karşı cinsi cezbetmek için salgıladığı feromon maddesi ve bu feromonla hazırlanan eşeysel çekici tuzaklardır. Dişi böceklerin çiftleşme çağrısı olarak vücutlarından çıkardığı koku erkekleri cezbeder. Her böcek türü kendi özel kokusuna sahiptir. Örneğin Salkım güvesi’nin kokusu Elma içkurdu’ nu cezbetmez. Bu kokular ya doğal olarak böceğin vücudundan elde edilerek ya da sentezi yapılıp üretilerek tuzak sistemlerinde kullanılır. Türe özgü feromon maddesi, kapsül ya da yayıcılara belirli miktarda emdirilir. Türü en çok cezbeden renk ve biçimde hazırlanan tuzağa kurumayan yapışkan sürülmüş bir tabla yerleştirilir (Şekil 5) ve bunun üzerine de feromon kapsülü tutturulur (Şekil 6). Hazırlanan bu tuzak sistemi bitkinin bir dalına veya yere çakılı bir sırığa telle ya da iple asılır. Bu tuzaklar bahçe veya tarla içinde uygun aralıkta ve yükseklikte, eğer mücadele edilen tür için önemli ise hâkim rüzgâr yönünde yerleştirilir. Feromonu algılayan karşı eşey tuzağı bulur ve yapışkan tabla üzerine düşerek tuzağa yakalanmış olur. Bir feromon tuzağından beklenen en önemli özellik, tuzak ömrü süresince feromonu en etkili miktara yakın oranda ve sürekli olarak yaymasıdır.

Şekil 5. Salkım güvesi tuzağı. Şekil 6. Eşeysel çekici tuzak içinde bulunan feromon kapsülü.

Feromon emdirilmiş yapışkan tuzaklar ambarlarda depo zararlılarına ve örtüaltı üretimde bazı sebze zararlılarına karşı da kullanılmaktadır. Ambarlarda genellikle depo zararlılarının ilk çıkışını, bulunma süresini ve sayıca durumunu izleme amaçlı kullanılmakta, tuzaklarda yakalanan erginler haftada bir sayılmakta, sayım sonuçları pestisit uygulanmasına karar vermede ya da uygulanan pestisitin etkisini değerlendirmede yardımcı olmaktadır (Vick ve ark. 1990).

Örtüaltında Domates güvesi’ne karşı geliştirilen feromonlu yapışkan tuzaklar ise sarı veya şeffaf renklerde şerit şeklinde olup bu tuzaklar izleme amacıyla kullanıldığı gibi kitle halinde tuzakla yakalama amacıyla da kullanılmaktadır. Şeffaf renkli olanlar biyolojik mücadele uygulanan seralarda, sarı renkliler ise kimyasal mücadele yapılan seralarda kullanılmaktadır (Anonymous, 2013a) (Şekil 7 ve 8).

Şekil 7. Feromonlu sarı yapışkan tuzak (http://www.russellipm).

Şekil 8. Feromonlu şeffaf yapışkan tuzak (http://www.russellipm).

2.2.4. Işık tuzakları

Böceklerin ışığa yönelmesi eski çağlardan beri bilinmekte olup zaman zaman bilimsel amaçla onları toplama ve tarımsal savaşta bundan yararlanma yoluna gidilmiştir. Böceklerin bu özelliklerinden yararlanarak onları yakalamak için geliştirilen ışık tuzaklarında genel işleyiş; böceklerin çekici bir ışık cinsi olan morötesi ışık ile hazırlanan tuzağın içine çekilmesi ve orada tutulması veya öldürülmesidir. Diğer savaş yöntemlerinin etkili olmadığı dönemlerde ışık tuzaklarının pek çok zararlı böceğe karşı kullanıldığı yönünde bilgiler olmakla birlikte günümüzde ışık tuzaklarının açık alanlarda bir tarımsal savaş yöntemi olarak kullanılması pek mümkün görünmemektedir (Pehlivan, 1981). Çünkü doğada var olan böcek sayısına kıyasla, ışık tuzakları tarafından yakalanan böcek sayısı çok az olmaktadır. Işık tuzakları günümüzde genellikle araştırma çalışmalarında, belirli bir alanda böcek türlerinin belirlenmesinin zorunlu olduğu hallerde ve bazı zararlı böceklerin çıkış zamanları ile faal oldukları dönem ve yoğunluklarının saptanmasında kullanılmaktadır.

Dünyada çok fazla sayıda ışık tuzağı geliştirilmiştir. Başlıcaları Rothamsted tuzağı, Robinson tuzağı, Pensilvanya ve Teksas tuzağı, New Jersey tuzağı, Haufe–Burgess görsel tuzağı ve çukur tuzaklardır. Bunların içinde en yaygın olanı daha çok belirli bir alanda böcek türlerinin saptanması çalışmalarında kullanılan Robinson ışık tuzağıdır (Şekil 9) (Pehlivan, 1981; Southwood ve Henderson, 2000).

2.2.5. Su tuzakları

Su tuzakları, içi su ile doldurulmuş leğen şeklinde metal, cam ya da plastik kaptan oluşmaktadır. Tuzakta kullanılan kaplar çeşitli büyüklükte, yuvarlak veya kare şekilli olabilir. Suyun içine böceğin daha çok yakalanmasını sağlayan bir miktar deterjan konmaktadır (Raman, 1985). Şeffaf ya da renkli olabilen bu tuzaklar, kullanılacağı alanda belirli bir yüksekliğe yerleştirilmektedir. Daha çok böcek türlerinin saptanması ve böceklerin çıkış zamanı ile sayısını belirlemek için kullanılan su tuzakları, bazı hallerde kitle halinde yakalama amaçlı da uygulanabilmektedir. Beyaz renkli su tuzakları meyvesineklerinde etkili olup, kırmızı ve mavi renkli olanlar ise toprakta yaşayan ve ağaçta zarar yapan türleri çekmektedir. Yaprakbitleri için sarı renkli su tuzakları kullanılmaktadır (Şekil 10) (Southwood& Henderson, 2000). Ülkemizde elmada “Baklazınnı” için mavi renkli su tuzakları kullanılmaktadır. Elma bahçelerinde bu tuzağın kitle halinde yakalama amacıyla Baklazınnı’ na karşı kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler “4.1. Meyve Zararlıları İle Mücadelede Biyoteknik Yöntemler” bölümünde verilecektir.

Şekil 9.Robinson ışık tuzağı.

Şekil 10. Yaprakbitleri için kullanılan su tuzakları (www.caes.gov.tw).

2.2.6. Tuzak kombinasyonları

1. Besin-Görsel tuzak kombinasyonu

Sarı yapışkan görsel tuzaklar besin cezbedicisi olan amonyak kapsülü ile birlikte örneğin Kiraz sineği erginlerini izleyip mücadele zamanına karar vermede kullanılır. Bu tuzaklarda ilk erginler yakalanınca kimyasal ya da biyoteknik mücadele uygulanır.

2. Besin-Feromon tuzak kombinasyonu

Bu tuzak kombinasyonu zararlı böceğin hem erkek hem de dişi bireylerini çekmeyi, böylece tuzağın etkinliğini arttırmayı amaçlayan kombinasyonlardır. Zeytin sineği feromon tuzakları daha uzun mesafeli etkiye sahip olup erkekleri çeker, amonyum tuzları ile hazırlanan besin tuzakları ise kısa mesafeli dişi çekicileridir. Bu kombinasyonlar bireylerin çiftleşme şansını daha da azaltarak doğada sayılarının giderek düşmesini sağlar ve buna bağlı olarak böceğin olası zararını azaltır. Bu kombinasyonu hazırlamak için; doğal renkli ve 15x20 cm boyutlarındaki kontrplak levhalar, litresinde 25 g deltamethrin bulunan tarım ilacından 200 ml konarak hazırlanmış 10 litrelik karışıma 15 dakika süre ile daldırılır. Üzerine 20 ml’ lik amonyum karbonat dolu plastik şişe ve 50 mg’ lık feromon karışımıyla dolu yayıcılar yerleştirilerek Zeytin sineği’ ne karşı izleme veya kitle halinde tuzakla yakalama amaçlı kullanılır. Plastik şişelerin içinde yer alan amonyum karbonattan amonyağın buharlaşması için kapakta küçük bir delik açılmalıdır (Layık ve Kısmalı, 1994).

3. Görsel-Feromon tuzak kombinasyonu

Sarı renge boyanmış dikdörtgen şeklindeki sert plastik levhalar kurumayan bir yapışkanla kaplanıp üzerine feromon kapsülü yerleştirilerek kullanılır. Bu kombinasyon dünyada daha çok Zeytin sineği ile mücadelede kullanılmaktadır. Örtüaltı yetiştiricilikte Çiçek thripsi için feromon kapsülü, mavi renkli yapışkan tuzakla birlikte kullanılmaktadır.

4. Feromon-Besi-Görsel tuzak kombinasyonu

Türe özgü feromon kapsülü ile birlikte besin kaynağı olarak amonyum bikarbonat içeren plastik şişelerin yerleştirildiği sarı renkli Mc Phail tuzakları Zeytin sineği mücadelesinde kullanılmaktadır. Ayrıca sarı yapışkan tuzakları litresinde 25 g deltamethrin bulunan tarım ilacından 40 ml konarak hazırlanmış 10 litre karışıma 15 dakika süre ile daldırarak da kullanan ülkeler vardır. Bu metot dünyada “cezbet ve öldür” diye tanınmaktadır (Layık ve Kısmalı, 1994).

5. Işık-Feromon-Su tuzak kombinasyonu

Bu tuzak tipinin işlevi feromon ile erkek bireylerin, ışık ile her iki cinsiyetin (dişierkek) yakalanması esasına dayanmaktadır. Işık-feromon-su tuzağı; su dolu bir kabın ortasına yerleştirilmiş, erginin aktif olduğu dönemlerde ışık vermeye programlanmış güneş enerjisi ile çalışan bir lamba ile feromondan oluşmaktadır (Şekil 11). Tuzağa gelen böceklerin kaçışını önlemek için su içine bir miktar deterjan konulmakta ya da yüzeyini kaplayacak şekilde sıvı yağ kullanılmaktadır (Şekil 12). Kullanım süresince tuzaklarda suyun sürekli bulunmasına dikkat edilmelidir (Şekil 13). Domates güvesi’ ne karşı kullanılan bu tuzakların seralarda dekara 2 adet asılması önerilmektedir (Anonymous, 2013a). Ülkemizde de tuzağın domates güvesine karşı etkinliği ile ilgili ümit var sonuçlar alınmış olup çalışmalar devam etmektedir (Kılıç ve ark., 2012).

Şekil 11. Domates güvesi’ne karşı kullanılan ışık feromon-su tuzağı.

Şekil 12. Su bulunan kısmın yakından görünüşü.

Şekil 13. Işık-feromon-su tuzağı’ na su ilave edilmesi.

6. Feromon-Su tuzak kombinasyonu

Feromon-su tuzakları, içi su dolu bir kap ve kabı ortalayacak şekilde su üzerine yerleştirilmiş feromondan oluşmaktadır (Şekil 14 ve 15). Bu tuzaklarda su içine bir miktar sabun/deterjan katılmakta, feromonun çekişiyle tuzağa gelen birey su içine düşmektedir. Tuzakların kullanımında dikkat edilecek en önemli konu kaplarda sürekli su bulunmasının sağlanmasıdır. Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde kullanılan bu tuzakların kitle halinde yakalama amaçlı kullanımı Güney Amerika ve Asya ülkelerinde yaygındır (Anonymous, 2013b). Yurtdışında örtüaltı domates yetiştiriciliğinde Domates güvesi’ne karşı yaygın bir şekilde kullanılan feromon-su tuzaklarının pestisitlerle birlikte kullanıldığında daha etkili olduğu bildirilmektedir (Desneux ve ark., 2010). Domates güvesi’ ne karşı serada dekara 2-4 adet, tarlada ise 4-6 adet feromon-su tuzağı asılması önerilmektedir (Grienpink, 2010). Ülkemizde de bu zararlıya karşı feromon–su tuzaklarının etkinliği ile ilgili ümit var sonuçlar alınmış olup çalışmalar devam etmektedir (Kılıç ve ark., 2012).

(http://www.internationalpheromone.co.uk)

Şekil 14. Feromon-su tuzağı.

Şekil 15. Feromon-su tuzağı.

7. Kairomon-Feromon tuzağı kombinasyonu

Dünyada Elma içkurdu için kullanılan feromon tuzaklarına kairomon olarak armut esteri eklenerek bu tuzaklara hem erkek ve hem de dişi olmak üzere daha fazla birey çekilebilmektedir (Fernandez ve ark., 2010).

8. Kairomon-Feromon-Görsel-Besin tuzağı kombinasyonu

Elma içkurdu ergin uçuşunu izlemek amacıyla beyaz renkli Delta tipi feromon tuzakları içerisine besin olarak asetik asit ve kairomon olarak armut esteri eklenerek etkinliğinin artırıldığı bilinmektedir (Knight, 2010).

2.3. Tuzak ve feromonların zararlı böcekleri izleme amacıyla kullanımı

Tuzak ve feromonların zararlı böceklerle mücadelede dolaylı şekilde kullanılması, bu böceklerin izlenen alanda bulunup bulunmadığını, varsa doğada ilk görüldüğü tarihi ve ilaçlamayı gerektirecek sayıda olup olmadığını saptamak veya ilaçlamaya karar vermek şeklindedir. Zararlı böceğin varlığının saptanması, bu zararlının o bitkiye bulaşmadan ve zarar vermeden önce veya erken dönemde bu bulaşmayı tahmin etmede kullanılabilir. Böylece gerekli ve uygun mücadelenin ne zaman yapılacağı hakkında fikir sahibi olunabilir. Bazen, tuzaklarda yakalanmanın çok az olması, bizlere böcek sayısının çok az olduğunu ve bir ilaçlama yapmanın gereksiz olduğunu söyleyebilir. Günümüzde bitkilere zarar verme potansiyeli olan böcekleri saptamak ve sayıca durumunu izlemek konusunda özellikle feromon tuzakları çok gelişmiş ve birçok zararlı ile mücadele programının ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Örneğin Wing tipi tuzaklar Elma içkurdu ve Salkım güvesi kimyasal mücadele zamanını önceden üreticiye duyurmamızı sağlayan Tahmin ve Uyarı Metodu içerisinde ve biyoteknik bir yöntem olan çiftleşmeyi engelleme tekniği’ ni uygulama zamanını belirlemede çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu tuzaklar yardımıyla her iki zararlının da erkek kelebeklerinin çıkış zamanını ve çoğalmasını izlemek mümkündür. Salkım güvesi için kullanılan Wing tipi feromon tuzağı (Pherocon 1C) (Şekil 16) havaların ısınmaya başlamasıyla ilkbaharda (yaklaşık mart başı) 10 dekara 1 adet asılır.

Şekil 16.Wing tipi Salkım güvesi tuzağı.

Şekil 17.Salkım güvesi tuzağında feromon kapsülü.

Şekil 18. Feromon tuzağında Salkım güvesi kelebeği.

Şekil 19. Salkım güvesi kelebeklerinin sayılması.

Tuzağın yapışkan tablasına yerleştirilmiş olan feromon kapsülü (Şekil 17) içinde sentetik dişi feromonu (kokusu) bulunmaktadır. Bu kapsülden yayılan koku erkek kelebekleri kendine çeker ve tuzağa yapışmalarını sağlar (Şekil 18). Bu tuzaklarda Salkım güvesi erkekleri her hafta artan sayıda yakalanır. Bu tuzaklar her hafta kontrol edilerek yakalanan kelebekler sayılır ve tuzaktan uzaklaştırılır (Şekil 19). Tuzakta yakalanan erkek kelebek sayısı en yükseğe ulaşıp tekrar azalmaya başladığında Salkım güvesi’ nin yumurta bırakabileceği düşünülür ve kimyasal mücadele zamanını belirleyebilmek için salkımlar üzerinde zararlının yumurtaları aranmaya başlanır. Yumurta bulunduğunda ise gelişmesi izlenip içinden larva çıkışı tahmin edilerek ilaçlama zamanı üreticiye duyurulur (Anonymous, 2011a).

Kiraz sineği için mücadele zamanına karar vermede sarı yapışkan tuzak ve amonyak kapsülünden oluşan görsel-besin tuzak kombinasyonundan yararlanılır (Şekil 20). Farklı kiraz çeşitlerinin bulunduğu bahçelerde bu tuzaklar kullanılarak ilk Kiraz sineği erginlerinin yakalanması, kimyasal mücadele zamanının saptanması yönünden önemli ve gereklidir. Bölgelere göre değişse de genellikle nisan-mayıs aylarında amonyak kapsülü ile birlikte sarı yapışkan tuzaklar dekara 2 adet olmak şartıyla kiraz bahçelerinde ağaçların güneydoğu yönüne asılır. Bu tuzaklarda ilk ergin (Şekil 21) yakalandıktan sonra en geç bir hafta içinde kimyasal mücadele yapılmalıdır (Anonymous, 2011c).

Şekil 20. Kiraz sineği için görsel-besin tuzak kombinasyonu.

Şekil 21. Kiraz sineği ergini.

İzleme amaçlı kullanıma bir başka örnek ise eşeysel çekici tuzakların hem açık alan ve hem de örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde kullanımıdır. Domates güvesi (Şekil 22), Yeşilkurt (Şekil 23), Pamuk yaprakkurdu (Şekil 24), Bozkurt (Şekil 25), Çiçek thripsi (Şekil 26) ve Patates güvesi (Şekil 27) gibi zararlıların mücadele zamanına karar vermek için eşeysel çekici tuzaklar kullanılmaktadır.

Şekil 22. Domates güvesi ergini.   Şekil 23. Yeşilkurt ergini.

Şekil 24. Pamuk yaprakkurdu ergini. Şekil 25. Bozkurt ergini.

Şekil 26. Çiçek thripsi. Şekil 27. Patates güvesi ergini.

Eşeysel çekici delta tipi tuzaklar hem örtüaltı hem de açık alan domates yetiştiriciliğinde özellikle Domates güvesi ve Yeşilkurt için yaygın olarak kullanılmaktadır (Şekil 28, 29, 30 ve 31). Domates güvesi için feromon tuzaklar tarlada 10 dekara 3 adet, serada ise dekara 1 adet olacak şekilde kullanılmaktadır. Üretim dönemi başlangıcında asılan bu tuzaklar haftada bir kontrol edilip tuzakta ilk ergin görüldüğünde üretim alanının büyüklüğüne göre en az 100 bitki kontrol edilerek, bitkinin çiçek, yaprak, sap, meyve ve sürgünlerinde, yumurta ve larva aranmaktadır. İnceleme sonunda 100 bitkiden 3’ü yumurta ve larva ile bulaşık ise kimyasal mücadele uygulanır.

Şekil 28. Delta tipi tuzak.

Şekil 29. Serada Delta tipi tuzak.

Şekil 30. Delta tipi tuzakta gözlem.

Şekil 31. Delta tipi tuzağın yapışkan tablasında Domates güvesi erginleri.

Ülkemizde örtüaltı biber yetiştiriciliğinde Çiçek thripsi için ruhsatlı olan feromon kapsülü, mavi renkli yapışkan tuzakla birlikte kullanılmaktadır. Feromon kapsülü yapışkan tuzağın üst kısmına yerleştirilmektedir (Şekil 32). Dekara 5 adet önerilen tuzaklar bitkinin tepe kısmına yakın ve yerden 1 metre yüksekliğe gelecek şekilde asılır. Bitki boyu uzadıkça tuzaklar bitkinin tepe kısmına değmeyecek şekilde yükseltilir. Tuzaklar üretim dönemi süresince serada tutulur.

Şekil 32. Biber serasında Çiçek thripsi için kullanılan feromonlu mavi yapışkan tuzak (www. alphascents.com).

PamuktaYeşilkurt yoğunluğunu izlemek ve kimyasal mücadeleye karar vermek için uygun zamanın belirlenmesinde eşeysel çekici feromon tuzaklarından olan funnel tipi tuzaklardan yararlanılır (Şekil 33). Taraklanma dönemi öncesinde 50 dekara bir adet olacak şekilde, bitki boyunun 5-10 cm üstüne bir çıta yardımıyla hâkim rüzgârın yönü dikkate alınarak funnel tipi tuzaklar yerleştirilir. Tuzakların sepetlerine feromon, kova içine ise böcek öldürücü kimyasal ilaç yerleştirilir. Feromonlar 2-3 haftada bir, böcek öldürücü kimyasal ise 4-6 haftada bir yenilenir. Tuzaklar asıldıktan sonra haftada 2-3 kez periyodik olarak kontrol edilir. İlk kelebek tuzakta görüldükten sonra, pamuk bitkilerinde yumurta ve larva sayımı yapılır. Sayım sonucunda 3 m’ lik pamuk sırasında 3 adet larva görüldüğünde kimyasal mücadele yöntemi kullanılarak Yeşilkurt zararlısı ile daha kontrollü ve ekonomik bir savaşım gerçekleştirilir.

Pamukta Pamuk çizgili yaprakkurdu yoğunluğunu izlemek ve kimyasal mücadeleye karar vermek için uygun zamanın belirlenmesinde delta tipi feromon tuzaklardan yararlanılır (Şekil 34). Birinci çapa yapıldıktan sonra 50 dekara bir adet olacak şekilde, bitki boyunun 5-10 cm üstüne bir çıta yardımıyla hâkim rüzgârın yönü dikkate alınarak delta tipi feromon tuzakları yerleştirilir. Tuzaklar asıldıktan sonra her hafta kontrol edilir. İlk kelebek tuzakta görüldükten sonra, 100 bitkide 10 adet larva ya da yeni açılmış 2 yumurta paketi görüldüğünde kimyasal mücadele yöntemi kullanılarak Pamuk çizgili yaprakkurdu zararlısı ile daha başarılı savaşım gerçekleştirilir.

  

Şekil 33. Funnel tipi tuzak. Şekil 34. Delta tipi feromon tuzağı.

Mısır koçankurdu ve Mısırkurdu’ na karşı uygulanan kimyasal mücadele koruyucu bir yöntem olduğundan mücadele zamanının belirlenmesi çok önemlidir. Mücadele zamanının doğru bir şekilde saptanabilmesi için Robinson ışık tuzakları kullanılmaktadır (Şekil 35). Mısır ekilen sahalarda bitki boyu 40-50 cm iken ışık tuzaklarında yakalanan ergin birey sayısı haftada 5-10 adet olduğunda tarlalar haftada iki kez kontrol edilir. İlk yumurta paketi belirlenmeye çalışılır. İlk yumurta paketinin bulunmasıyla ilaçlamaya geçilir.

Şekil 35.Robinson ışık tuzağı.

2.4. Tuzak ve feromonların zararlılarla mücadele amacıyla doğrudan kullanımı

Zararlılarla mücadelede doğrudan kullanılan tuzak ve feromon sistemleri kitle halinde tuzakla yakalama yöntemi, cezbet ve öldür yöntemi, çiftleşmeyi engelleme tekniği ve oto-şaşırtma tekniğidir. Böceklerle sentetik feromonlar kullanılarak mücadele son on yılda büyük önem kazanmıştır. Özellikle çiftleşmeyi engelleme tekniği dünyada yaklaşık 20 farklı zararlıya karşı 600 bin hektardan fazla alanda kullanılır hale gelmiştir (Ogawa ve ark., 2005). Avrupa’ da en yaygın şekilde iki farklı Salkım güvesi türüne ve Elma içkurdu’ na karşı bu teknik kullanılmaktadır. Aşağıda feromon ve tuzak sistemlerinden yararlanılarak zararlı böceklerle nasıl mücadele edilebileceği hakkında genel bilgiler verilmektedir.

2.4.1. Kitle halinde tuzakla yakalama yöntemi

Zararlılara karşı kimyasal ilaç kullanımını engellemeyi veya en aza indirmeyi hedefleyen yöntem, genellikle besin tuzakları, görsel tuzaklar, feromon tuzakları ya da bunların birleşimi halinde uygulanır. Kültür bitkisinin yetiştirildiği alana asılan izleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışı saptanır saptanmaz belirli aralıklarda yoğun olarak aynı tip tuzaklar yerleştirilir. Amaç, zararlının hedeflenen erkek veya dişi bireylerini bu tuzaklara çekip çok sayıda yakalayarak doğada bulunan erkek sayısının dişi sayısına oranını bozmaktır. Böylece o böceğin çiftleşme şansı azalacağı için doğada yumurta bırakamaz, zararlı sayısı ve zararı giderek azalır. Bazı durumlarda kimyasal mücadeleye gerek kalmaz ya da mümkün olan en az sayıda ilaçlama yapılabilir. Üzerinde önemle durulması gereken konular; tuzakların birbirine uzaklığı, belirli alanda bulunması gereken tuzak sayısı ve tuzaklardaki cezbedicilerin yenilenme aralığıdır. Yöntem pratiğe verilmeden önce hedef zararlı için en ekonomik ve en etkin olan uygulama saptanmış olmalıdır. Doğadan mümkün olduğunca en uzun sürede en fazla sayıda birey çekebilmesi için zaman zaman iki ya da üç farklı cezbedici aynı tuzağa yerleştirilerek kullanılabilir (Altındişli, 2004).

Türkiye’ de bu konuda başarılı bulunarak pratiğe verilmiş örnekler arasında şunlar sayılabilir:

- Ege Bölgesi’ nde kirazda Yaprakbüken’ e karşı şarap, sirke, şeker ve su karışımı kullanılmaktadır.

- Elma gövdekurdu için su, pekmez ve ekmek mayasından oluşan karışım Orta Anadolu Bölgesi’ nde feromon tuzaklarından daha başarılı bulunmuştur.

- Kiraz sineği için amonyak kapsülü takılmış sarı yapışkan tuzaklar besin-görsel tuzak kombinasyonu olarak kullanılır.

- Zeytin sineği için besin-feromon tuzak kombinasyonu mücadelede etkili bir yöntemdir.

- Elma içkurdu’na karşı feromon tuzakları ile kitle halinde tuzakla yakalama yöntemi.

- Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde Sera beyazsineği ve Yaprak galerisineği ile mücadelede sarı yapışkan tuzaklar kullanılabilir. Bu örnekler resimleri ile birlikte IV. Bölüm’ de daha ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

2.4.2. Cezbet ve öldür yöntemi

Bu yöntem, böceği öldürücü rol oynayan insektisiti doğada geniş bir alana bulaştırmadan veya bitki örtüsü üzerine yaymadan çok küçük miktarlarda ve sınırlı bir alanda ya da kapta kullanmak, bu zehirli karışıma cezbedici bir madde ekleyip böceği buraya bir an önce çekerek bitkiye zarar vermeden yakalamak ve öldürmektir. Dünyada bu yöntem uygulanırken cezbedici madde olarak genellikle feromon ya da kairomon kullanılır. Bugüne kadar dünyada ve Türkiye’ de alınan sonuçlar değerlendirildiğinde “cezbet ve öldür” yöntemi alışılmış mücadele sistemlerine göre bazı avantaj ve dezavantajlara sahiptir.

Bu yöntemin başarısı, uygulandığı zararlıya, bitki türüne, iklim koşullarına bağlıdır. Örneğin Zeytin sineği ve Kiraz sineği gibi meyvesinekleri mücadelesi için kullanıldığında alınan sonuçlar ilaçlamadan elde edilene yakın olmaktadır. Bu başarının nedeni kullanılan kombine tuzakların bu zararlıların hem erkek ve hem de dişilerine hitap edebilmesi, bu sayede çiftleşme şansının daha da düşmesidir. Ancak meyve sineklerinde kullanılan tuzakların sarı rengi yararlıları da çekmektedir. Bu duruma, yöntemin uygulanacağı bitki örtüsündeki yararlı sayısı göz önüne alınarak çözüm getirilebilir. Eğer kombine tuzak kullanılıyorsa sarı renk yerine doğal tahta renkli yapışkan tablalar tercih edilmelidir. Feromon tuzaklar tek başına kullanılarak yararlılar korunabilir. Sarı yapışkan tuzak kullanılmak zorunda ise yararlıların yoğunluğunun arttığı devrede tuzaklar uygulama alanından kaldırılmalıdır. Böylece biyolojik mücadelenin kendiliğinden devreye girmesi sağlanabilir (Layık ve Kısmalı, 1994).

Feromon ve insektisit karışımının kullanıldığı cezbet ve öldür yöntemi yurtdışında seralarda Domates güvesi’ ne karşı kullanılmaktadır. Bu karışım belirli sayıda damlalar halinde seraya dağıtılıp, erkek birey feromonla çekilerek insektisite değip ölmesi sağlanmaktadır (Anonymous 2013a).

2.4.3. Çiftleşmeyi engelleme tekniği

Fikir olarak 1963 yılında doğan (Arn, 1992) bu teknik ile ilgili kapsamlı çalışmalar 1980’li yıllardan itibaren yoğunluk kazanmıştır. Çiftleşmeyi engelleme tekniği, dünyada kimyasal kullanmak istemeyen üreticiler tarafından en çok tercih edilen biyoteknik yöntem olup 2002 yılında başta Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere tüm dünyada toplam 600 000 ha alanda kullanılmakta ve bu alan her geçen yıl artmaktadır (Ogawa ve ark., 2005). Önemli bağ alanlarına sahip olan Almanya, İsviçre ve Kuzey İtalya’ da bu yöntem Salkım güvesi ile mücadelede etkili bulunmuş ve denemeler yerini geniş alan uygulamalarına bırakmıştır (Kast, 2001; Charmillot ve ark., 2003; Varner ve ark., 2002). Örneğin İsviçre’de toplam bağ alanının %60’ına denk gelen 90 dekarda bu yöntem kullanılmaktadır (Kehrli ve ark., 2013). Halen feromonların ve yayıcıların biyolojik etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar devam etmektedir (Arn ve ark., 1997).

Bu yöntemin esası dişi böceklerin erkek böcekler tarafından kolay bulunabilmek ve çiftleşmek için vücutlarından yadıkları feromonun (kokunun)yapay olarak üretilip “yayıcı” denen ve genellikle polietilenden üretilen küçük aparatların içine doldurularak mücadele alanına asılmasıdır (Şekil 36). Bu yayıcılar belirli bir düzende asılırsa içlerinden salgıladıkları feromon ile uygulandıkları bahçe, bağ ya da tarlada yoğun bir koku bulutu oluşturulur. Bu koku bulutu ortamda bulunan dişilerin salgıladığı kokuyu örter. Erkekler bu yapay koku tarafından ya yanlış yöne doğru çekilir ya da yapay ve doğal kokuları birbirinden ayıramaz. Bazen de yapay koku tarafından yapılan yoğun uyarı sonucunda erkek böceklerin alıcıları veya merkezi sinir sistemi etkilenir, kokuya yönelimde azalmalar meydana gelir ve böcekler nereye gideceklerini şaşırırlar. Bunun sonucunda erkekler dişileri bulamaz ve çiftleşme gerçekleşmez. Dişiler içgüdüsel olarak yumurta bıraksa bile döllenmemiş yumurtalardan ürüne zarar verecek larva çıkmayacağı için ürünlerde zarar oluşmaz. Bu tekniğe “Çiftleşmeyi engelleme” denir. Bu yöntem sadece kokusunun kullanıldığı zararlıya etkili olduğu için kimyasal mücadeleden daha fazla doğal dengeyi koruyucudur. Ayrıca organik ve entegre üretim sistemlerinde de öncelikle tercih edilmesi gereken mücadele metotları arasındadır.

Ancak bu yöntemin başarılı olabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:

1. Böcek sayısı: Yöntemin başarısını belirleyen en önemli konudur. Bu yöntemin mücadelede başarılı olabilmesi için hedef böcek doğada az sayıda olmalıdır.

2. İnsektisit kullanımı: Böcek sayısının bilinmediği veya yüksek olduğu durumlarda önce ilaçlama yapılarak böcek sayısı düşürülmelidir. Bunun için mümkünse biyolojik preparatlar veya yararlılara en az zehirli etkiye sahip tarım ilacının seçilmesine özen gösterilmelidir.

3. Takip: Uygulamanın yapıldığı alanda böcek sayısı doğal düşmanların varlığı, sıcaklık, rüzgâr ve nem koşullarına bağlı olarak artabilir veya azalabilir. Bu nedenle böcek sayısının tuzaklar ve meyve sayımlarıyla sürekli izlenmesi, kontrol altında tutulması gerekir.

4. Göçler: Feromon uygulanan alanın 30-40 m civarında dolaşan çiftleşmiş dişilerin olabileceği unutulmamalıdır. Böcek türüne göre bu mesafe değişebilir. Sıcaklık ve bitki örtüsü de göçü etkiler. Değişik nedenlerle meydana gelecek böcek göçlerini yani bulaşmaları engellemek için uygulama alanının korunaklı hale getirilmesi gerekir. Bunun için o alanda doğal bir korunma söz konusu değilse, yani etrafı dağla ya da suyla çevrili değilse, sınırlarda daha fazla sayıda yayıcı kullanılarak göçten ve bulaşmadan korunma sağlanabilir.

5. Uygulama alanının özelliği: Bu alanın eğimli ve rüzgârlı olması, ağaçların düzensiz büyüklükte olması, uygulama alanının küçük ölçekli olması gibi durumlar çiftleşmeyi engelleme tekniğinin başarısını azaltabilir.

6. Kullanılan yayıcıların üretim tarihinin yeni olması gerekmektedir.

2.4.4. Oto şaşırtma tekniği

Yukarıda 2.4.3. bölümünde anlatılan klasik çiftleşmeyi engelleme tekniğine göre daha yeni bir teknoloji olan oto-şaşırtma tekniği ise, elektrostatik özelliğe sahip bir tozun dişi feromonu ile karıştırılarak hedef alana uygulanması esasına dayanır. Açık arazide yapılan uygulamalarda, dişi böceğin feromon kokusuna çekilen erkek böcekler, feromon ile karışık bulunan elektrostatik toza değdikleri anda vücutlarına bulaşan ve kendi antenlerini kaplayan feromon nedeniyle hem dişileri bulup çiftleşememekte, hem de uçtukları yönde yanlış feromon izi oluşturarak diğer erkekleri şaşırtmaktadır. Üstelik elektrostatik tozla ve feromonla temas etmiş olan erkeklerin vücutları feromonla kaplanacağı için aynı türün doğadaki diğer bireyleri tarafından artık birer dişi olarak algılanmakta ve dişilere ulaşsalar bile onlar gibi koktukları için reddedilmektedirler. Bu yöntem birçok ülkede deneme aşamasındadır ve A.B.D. ile İngiltere’ de Elma içkurdu’na karşı yeni ruhsatlandırılmıştır. Türkiye’ de de bu yöntem Exo yayıcıları (Şekil 37) ile Salkım güvesi’ne karşı 2012 yılında ruhsat almıştır (Altındişli ve Özsemerci, 2013).

Şekil 36. Salkım güvesi yayıcısı (Isonet-L).

Şekil 37. Oto-şaşırtma için Exo yayıcısı.

2.5. Böcek gelişmesini engelleyiciler ve düzenleyiciler

Tıpkı insanlarda ve hayvanlarda olduğu gibi böceklerde de gelişme ve büyüme hormonların kontrolü altındadır. Böceklerin yumurtadan ergin oluncaya kadar gelişmesini sağlayan hormonların en önemlileri beyin hormonu, juvenil hormon ya da gençlik hormonu ve metamorfoz yani deri değiştirmeyi dolayısıyla büyüme ve organların gelişmesini sağlayan başkalaşım hormonudur. Bu hormonlardan hangisinin miktarı kanda fazla ise o aktivite gerçekleşir. Böceklerin hayatlarına normal şekilde devam etmeleri için bu hormonların düzenli bir şekilde salgılanması gerekir. Bu düzen ise beyin hormonu tarafından sağlanır. Böceklerde hormon dengesinin bozulması ve dolayısıyla gelişmenin ve vücutlarını dış etkenlerden koruyan kitin maddesinin oluşumunun önlenmesi fikri 1956 yılında ortaya atılmıştır. Böcek Gelişme Engelleyici veya Böcek Gelişme Düzenleyici bileşikler böceklerin derisindeki kitin tabakasında birikir ve kitin sentezini engelleyerek larvaların gömlek değiştirme fonksiyonlarını önleyerek gelişmeyi durdurur. Özellikle son 30 yıldan bu yana insektisit amaçlı olarak geliştirilen, fakat klasik insektisitlerden farklı şekilde etki eden bu bileşikler ayrıca larvaların felç geçirmesine ve beslenmeyi keserek hareketsiz kalmasına neden olurlar. Bu bileşiklerden Böcek Gelişmesini Engelleyiciler’in larvisit etkisinin yanında ovisit yani yumurtaya etkisi de bulunmaktadır. Bu bileşikler, böceklerin yaşamsal faaliyetleri arasında yer alan yumurta içindeki gelişmesi, yumurtadan çıktıktan ergin oluncaya kadarki dönemlerde farklı vücut yapılarına sahip olması, gömlek değiştirmesi, kış uykusu geçirmesi, başkalaşım geçirmesi ve üremesi gibi biyolojik olaylarını engelleyebilir.

Böcek Gelişmesini Düzenleyici veya Böcek Gelişmesini Engelleyici bileşikler birçok kelebek türüne ve ambar zararlısı güvelere karşı yumurta ve larva döneminde kullanılmakta ve bu bileşiklerin kullanım alanı giderek yaygınlaşmaktadır. Böcek Gelişim Engelleyicilerinin çevreye ve yararlılara karşı daha az istenmeyen yan etkilere sahip olması avantaj sağlamaktadır. Aşağıda iki grup altında yer alan bu bileşikler doğal dengeyi koruyucu olup entegre mücadele programlarına uygundur.

2.5.1. Juvenil hormon analogları

Juvenil hormonu böceklerde fizyolojik olaylarda hormon dengesini sağlayan başlıca maddelerdendir. Bu hormon böceklerin yaşamlarındaki değişik evrelere geçişini sağlar, yani gençlik döneminden ileri yaşlara geçmesi için gerekli fizyolojik aktiviteleri düzenler. Böceklerin bünyesindeki bu hormonun dengesi bozulmak sureti ile böceğin gelişmesi geciktirilebilir, durdurulabilir ya da anormal gelişme meydana getirilebilir. Kimyasal yapısı ve biyolojik aktivitesi yönünden böceklerde juvenil hormon etkisi gösteren bileşikler JHA’ lar veya juvenoid olarak adlandırılır. Biyologların ve kimyagerlerin çalışmaları sonucunda böceklerin vücudunda salgılanan juvenil hormonuna benzeyen Juvenil Hormon Analogları (JHA) sentezlenmiş ve bazıları ticari preparat olarak Biyoteknik Mücadele kapsamında kullanıma hazır hale getirilmiştir. JHA’ lar doğrudan ya da dolaylı uygulamalarla böceklere verilebilir. JHA’ların en iyi bilinen etkisi başkalaşımı engellemeleridir. Yeni bırakılmış yumurtalara veya yumurta bırakan dişilere JHA uygulanması yumurtanın gelişmesinin engellenmesine neden olur. Doza ve uygulama zamanına bağlı olarak yumurta bir süre gelişir ancak sonra gelişme durur. Bazı durumlarda normal görünüşlü larva çıkar ancak hemen ölür. JHA böceğin ergin olmadan hemen önceki döneminde uygulanırsa, böcek ergin hale geçemez (Sehnal, 1985). Genç larvalara uygulanırsa bu bireyler de sağlıklı gelişemez ve çoğunlukla ergin olamadan ölürler (Şekil 38).

JHA’lar ilaçlara göre bazı avantajlara sahiptir. Bu avantajlar, türe özel olması, çok düşük miktardaki dozlarının bile etkili olması, gün ışığı almayan yerlerde uzun süre kalıcı olması ve sıcakkanlılara toksik olmamasıdır. Depolanmış tütünlerin önemli zararlılarından Tatlı kurt ve Tütün güvesi’ ne karşı Methoprene ZR-515 adlı JHA kullanıldığında her iki zararlının da gelişmesini engelleyerek üremeyi önlediği saptanmıştır (Kısmalı, 1988).

2.5.2. Benzoylurea, Acylurea, Precocene

Bu kimyasallar böceğin değişim gösterdiği yumurtadan çıkma, gömlek değiştirme, pupadan çıkma gibi çeşitli gelişme dönemlerinde etkisini gösterir. Bu dönemlerde gerçekleşen kitin sentezini engellemek ve öldürmek sureti ile etki gösterir. Böcek, derisi ya da kabuğu dışında gelişmesini normal olarak tamamlamasına rağmen, bu kabuğun en iç tabakasında kitin sentezinin engellenmesi sonucu kaslarını kullanıp deriyi atabilmek için yeterli desteği sağlayamaz veya deri iç baskıya dayanamayıp çatlar (Göktay ve Kısmalı, 1990).

Böceklerde kitin sentezini engelleyerek gelişmesini durduran Benzoylurea grubu insektisitler, böceklerin bitki üzerine yumurtalarını bırakmadan önce hedef yüzeyin ilaçla kaplanması şeklinde uygulanırlar. Bu durumda konukçu bitki üzerine bırakılan yumurtaların açılması engellendiği gibi, bu yumurtalar açılsa bile içinden çıkan larvalar gelişemeyerek veya deri değiştirmeleri engellenerek erken dönemde ölürler (Şekil 39). Ayrıca bu grupta yer alan insektisitlerle ilaçlanan yüzeye yumurta bırakmak amacıyla gelen dişiler değme yoluyla bu maddelerden etkilenirler ve başka yere yumurta bıraksalar bile sonuçta yumurtaları açılmaz (Matolin ve Kuldova, 1982). Diflubenzuron, teflubenzuron, flufenoxuron, lufenuron, fenoxycarb ve triflumuron gibi engelleyici bileşikler son yıllarda ülkemizde Elma içkurdu, Salkım güvesi, Pamuk yaprakkurdu ve diğer bazı zararlı kelebek türlerine karşı denenmiş ve başarılı sonuçlar alınarak pratikte insektisit olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak AB ile uyum amacıyla yapılan düzenlemelerde bu insektisitlerden bazıları yasaklanmıştır. Salkım güvesi’ nin larvaları genç yaşta iken yapılan triflumuron uygulaması bu larvalardan büyüyüp dişi olanların üreme gücünü engellemiş ve yumurta verimliliğini düşürmüştür (Altındişli ve Kısmalı, 1998).

Türkiye’ de bu etki şekline sahip tebufenozide ve lufenuron ile fenoxycarb karışımı Salkım güvesi’ne karşı ruhsatlı olup kullanım şekli hakkında 4.2 bölümünde bilgi verilmektedir.

Şekil 38. Salkım güvesi genç larva iken; A: Triflumuron uygulanmış, B: Sağlıklı larva.

Şekil 39.Salkım güvesi genç larva iken; A: Hydroprene uygulanmış, B: Sağlıklı larva.

2.6. Yumurtlamayı engelleyiciler

Böceklerin yumurtlama davranışı üzerine etkili olarak yumurta bırakmasına engel olan maddelere “yumurtlamayı engelleyiciler” adı verilir. Bazı kimyasal maddeler ve yumurtlamaya engel olucu feromonlar zararlılara karşı uygulanan biyoteknik yöntemler kapsamına girmektedirler. Bunlar genelde birer işaret feromonu niteliğindedir. Kiraz sineği ve Akdeniz meyvesineği dişileri zarar yaptığı meyvelere yumurtalarını bıraktıktan sonra salgıladığı bir feromonla meyveyi işaretler. Feromonun bırakıldığı meyve üzerine daha sonra bir başka Akdeniz meyvesineği dişisi gelirse bu feromonu algılayarak yumurta bırakmaktan vazgeçer. Bu nedenle bir meyveye genellikle birden fazla dişi yumurta bırakmaz. Meyvesineklerinin bu davranış özelliğinden mücadelede yararlanmak mümkündür. Bu özelliğe sahip maddeler kullanılarak meyvelerin ilaçlanması neticesinde meyvede herhangi bir yumurta bulunmazken dişiler böyle algıladığı için yumurtlama engellenebilmektedir (Öncüer, 2000). Yumurtlamayı engelleyici preparat kullanımının Entegre mücadele programına uygun bir yöntem olması ve tarım ilaçları gibi zehirli olmaması bu yöntemlerin avantajıdır.

2.7. Beslenmeyi engelleyiciler

Beslenme engelleyici özelliğe sahip olan maddeler, zararlının doğrudan ölümüne neden olmayıp, beslenmelerini engelleyerek veya azaltarak gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedirler. Bu maddeler daha çok ısırıcı çiğneyici ağız yapısına sahip böcekler için kullanılmakta olup, bitkilerin hızlı gelişme dönemlerinde sürgün ve yaprakların korunabilmeleri için sık aralıklarla uygulanmaları gerekmektedir (Alkan ve Gökçe, 2012; Karakoç ve Gökçe, 2013; Koul, 2005; Öncüer, 1995).

Zirai mücadelede böceklere karşı en çok kullanılan bitkisel kökenli insektisitlerden biri de Tespih ağacı ya da Neem ağacı adıyla bilinen Güney Asya kökenli bir ağacın (Şekil 40) yaprak ve meyvelerinden elde edilen “azadirachtin” maddesidir. Azadirachtin’in çok sayıda böcek türünün ergin ve larvalarında beslenmeyi engelleyici, üremeyi azaltıcı, kısırlaştırıcı, öldürücü, yumurta bırakmayı önleyici, gelişme ve büyümeyi aksatıcı etki yaptığı saptanmıştır (Kısmalı ve Madanlar, 1988). Bu madde, ilk olarak 1960 yılında Çöl çekirgesi için kullanılmaya başlanmıştır. 1960 ve 1980’li yıllarda pek çok böcek türüne karşı uygulandığı için en çok tanınan bitkisel kökenli insektisit olarak bilinmektedir (Ascher, 1993; Isman, 2006). Yapılan çalışmalarda Pamuk yaprakkurdu, Yeşilkurt ve Lahana güvesi larvalarında beslenmeyi engellediği saptanmıştır (Awad ve ark., 1998). Türkiye’ de azadirachtin içeren preparatlar meyve ve sebzelerde çeşitli zararlılara karşı ticari olarak ruhsatlıdır.

Azadirachtin dışında organik tarım kapsamında özellikle yurtdışında yaygın olarak kullanılan bitkisel yağlar arasında yer alan ve bazı defne türlerinden elde edilen “Eugenol” isimli etkili madde, yaprakbitlerine, çekirgelere, Bozkurt ve Pamuk yaprakkurdu başta olmak üzere bazı kelebek türlerine karşı etkilidir (Güncan ve Durmuşoğlu, 2004).

Şekil 40. Azadirachtin elde edilen Tespih ağacının yaprak ve meyveleri.

2.8. Uzaklaştırıcılar

Uzaklaştırıcılar; zararlının konukçularına yaklaşmasını önleyen veya bulundukları ortamdan kaçmalarını sağlayan maddelerdir. Uzaklaştırıcılar zararlıları fiziksel ve kimyasal yolla etkilerler. Kimyasal yolla etkileme; doğadaki cezbedici kokuları maskeleyerek zararlının besine gelmesini engellemek veya uzaklaştırmak şeklindedir. Fiziksel yolla uzaklaştırmada ise ortamda bulunan tozlar, bazı yapışkanlar, bitkilerdeki diken, tüylülük vb. gibi doğal ve fiziksel yapılar etkili olur (Öncüer, 1995).

Bitkisel kökenli doğal insektisitler kapsamında değerlendirilen biber ve sarımsağın böceklerle mücadele ederken uzaklaştırıcı özelliğinden yararlanılmaktadır. “Capsaicin” isimli madde, biber bitkilerinin meyvelerinden elde edilmektedir. Böcek ve akarlarda uzaklaştırıcı olarak kullanılır. “Sarımsak özütü” böcekler için etkili bir uzaklaştırıcı olarak yıllardır kullanılmaktadır. Genellikle depolanmış ürün zararlılarından Börülce tohum böceği, Pirinç biti, Buğday biti, Değirmen güvesi ve Kuru meyve güvesi’ne karşı etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca sarımsağın, lahana zararlılarından Lahana yaprakgüvesi ve Lahana kelebeği zararını önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Sarımsak özütü bitkilerle beslenen böceklere genel bir uzaklaştırıcı olarak etki gösterdiği için bahçe ve sera bitkilerinde de kullanılabilir. Sarımsak, zararlı böcek bitkiye gelmeden önce kullanılmalıdır, aksi takdirde zararlı bitkiyle beslendikten sonra uzaklaştırıcı etkisi yeterli olmamaktadır (Copping, 2001; Güncan ve Durmuşoğlu, 2004). Sarımsak, Meksika ve Brezilya’ da ticari olarak ruhsatlıdır (Isman, 2006).

Bir diğer bitkisel ürün olan “Ryania”, Güney Amerika kökenli Ryania speciosa adlı bitkinin kök, yaprak ve gövdesinden elde edilmekte ve kelebek larvalarına değme ve mide zehiri yoluyla etkisini göstermektedir. Mısır kurdu, Elma içkurdu gibi zararlılara zehirli ve uzaklaştırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır. Ryania, zehirliliği nedeniyle kullanımına kısıtlama getirilen bitkisel kökenli doğal üç inseksit (ryania, nikotin, sabadilla) arasında yer almaktadır (Isman, 2006). Ryania’nın dere ve akarsu kenarlarındaki tarım alanlarında uygulanması önerilmemektedir (Güncan ve Durmuşoğlu 2004; Copping, 2001). ABD ve Hindistan’ da Ryania ticari olarak ruhsatlıdır (Isman, 2006).

Acı ağaç adlı bitkinin gövdesinden elde edilen “Quassine” özütü meyve yetiştiriciliğinde sorun olan unlubitlere ve testereli arılara karşı zehir ve uzaklaştırıcı olarak kullanılır.

2.9. Kısırlaştırıcılar (Kemosterilantlar)

Kısırlaştırıcılar uygulandıkları böcekler üzerinde yüksek oranda kısırlık meydana getirirler. Örneğin böceklerde sperm veya yumurta oluşumunu önleyebilir veya uygulandıktan sonra sperm ve yumurtanın ölümüne neden olabilirler. Ayrıca sperm veya yumurtayı öldürmeden içlerinde bulunan genetik materyali zarara uğratırlar. Bu gibi durumlarda sperm hareketliliğini ve canlılığını korumakla birlikte döllenme sonucunda döllenmiş yumurta oluşmasına rağmen yumurta açılmayıp ergin meydana gelmemektedir. Bu etki şeklinin avantajı kısırlaştırıcı madde uygulaması sonucunda kısırlaşmış bireylerin çiftleşme kabiliyetlerini kaybetmeksizin diğer normal erkeklerle rekabet edebilmeleridir. Bu yöntemle oluşturulan kısırlık dölden döle geçmeyip sadece uygulandığı döle karşı etkilidir (Serez ve Zümreoğlu, 2001).

Kimyasal maddelerle kısırlaştırma ilk kez Knipling tarafından 1937 yılında yapılmıştır. Bu çalışmada sivrisinek dişileri kısırlaştırılarak yumurtalık gelişmesi yavaşlatılmıştır. Ayrıca ev sineği dişilerinin besinlerine kimyasal bileşikler karıştırılarak çiftleşme ve yumurtlama faaliyetleri kontrol edilmiştir (Çanakçıoğlu, 1971; Borkovec, 1973). Kısırlaştırıcı kimyasal maddeler ile ilgili çalışmaların sayısı 1960-1980 yılları arasında artmıştır. Kısırlaştırıcılar erkek ve dişileri ayrı ayrı kısırlaştırdıkları gibi, hem erkek hem de dişileri birlikte kısırlaştırabilenler de vardır.

Kısırlaştırıcı kimyasal maddeler kanserojen etkiye sahiptir. Canlıların genlerinde kalıcı olabilen ani değişikliklere neden olduklarından geniş şekilde kullanılmaları sakıncalıdır. Memelilere karşı zehirlidirler (Wayland ve Hayes, 1964). Ayrıca çevre üzerinde de bazı olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle kullanımlarında çok dikkatli olunması ve çevreye zarar vermemesi için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu amaçla, cezbedici ve feromonlarla birlikte uygulanmaları önerilerek en azından hedef dışı organizmalara zararlı etkilerini önlemek mümkündür.

Kimyasal maddelerle kısırlaştırma yöntemi dünyada ev sinekleri, sivrisinekler, Zeytin sineği, Akdeniz meyvesineği, Pamuk yaprakkurdu, Elma içkurdu, İkinoktalı kırmızıörümcek, yaprakbitleri, Salkım güvesi ve Pamuk kırmızıörümceği’ne karşı uygulanmıştır (Jalil ve Morrison, 1969; Abdellatif, 1971; Azaryan ve ark., 1980; Sharma, 1981; Öncüer, 2000).

Kısırlaştırıcı kimyasal maddeler dünyada böceklerle mücadelede besinlerine karıştırılarak, püskürtme yoluyla insektisitler gibi uygulanarak (Şekil 41), izleme tuzaklarıyla birlikte asılarak ve diğer mücadele metotlarıyla birlikte kullanılmaktadır. Böcek gelişme düzenleyicilerinden olan lufenuron ve triflumuron’un Akdeniz meyvesineği’nin besinine karıştırılarak yumurtaların açılmasını azaltması nedeniyle kısırlaştırıcı etki gösterdiği saptanmıştır (Casana-Ginerve ark., 1999).

Bu konuda dünyada çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ermenistan’ da Elma içkurdu ve Salkım güvesi mücadelesinde kısırlaştırıcıların feromonlu besin tuzaklarıyla birlikte uygulandığında etkili oldukları saptanmıştır (Azaryan ve ark., 1980).

Şekil 41. Kemosterilantın püskürtülerek uygulanması (http://www.exportersindia.com/).

İspanya’ da Turunçgil alanlarında Akdeniz meyvesineği’ ne karşı sıvı lufenuron püskürtülerek ve protein jel içeren lufenuron Delta tipi tuzaklar ile birlikte deneme alanına asılarak uygulanmıştır. Çalışma sonucunda meyve zararında ve zarar görmüş meyvelerdeki yumurtaların açılma sayısında azalma olduğu görülmüştür. Lufenuron’un püskürtülerek uygulandığında etkisinin en az 2 hafta, tuzaklar ile birlikte uygulandığında 3 ay etkili olduğu saptanmıştır (Navarro ve ark., 2004). Turunçgil ve Trabzon Hurması’ nda aynı zararlıya karşı malathion ve lufenuron bulunan tuzaklar denenmiştir. Turunçgilde kısırlaştırıcı lufenuronlu tuzaklar ve malathion uygulamaları arasında meyve zararı bakımından önemli bir fark saptanmazken, Trabzon hurması’ nda lufenuron’un tuzaklarla birlikte uygulandığı alanlarda meyvede daha az zarar saptanmıştır (Navarro ve ark., 2010). Ayrıca, turunçgil, şeftali, kayısı ve Trabzon hurması’nda kısırlaştırıcı madde ile hazırlanan besin tuzakları her 10 dekara 24 adet asılarak kısır böcek salma yöntemi ile birlikte uygulandığında, zararlının ve zarar gören meyve sayısının azaldığı görülmüştür (Navarro ve ark., 2011).

2.10. Kısır böcek salma yöntemi

Bu yöntemde amaç böceklerin kısırlaştırılarak doğaya salınması, bu kısır böceklerin doğadaki normal böceklerle çiftleştiğinde yeni nesiller verememesidir. Bunun sonucunda, zararlı böcek sayısı azaltılarak veya yok edilerek zararı önlenmiş olur. Bu başarıya ulaşmak için kısırlaştırılan böceklerin doğaya salınması işlemine aralıksız olarak belirli bir süre devam edilmelidir. Yöntemin başarılı olabilmesi için gerekli bazı koşullar şunlardır;

- Kısırlaştırılacak böcek türünde üreme şekli erkek ile dişi bireylerin çiftleşmesi şeklinde olmalıdır.

- Zararlı böcek tercihen ada gibi sınırlı bir bölgede olmalıdır.

- Zararlı böcek kitle halinde yani çok sayıda ve kolay üretilebilmelidir.

- Kısırlaştırmanın böceklerin çiftleşme davranışlarına olumsuz etkisi olmamalıdır.

- Kısır erkekler hareketli olmalı ve doğaya kolayca yayılabilmelidir.

- Dişi böcekler ömürleri boyunca tercihen bir kez çiftleşmelidir.

- Erkek böcekler ömürleri boyunca birden fazla dişiyle çiftleşebilmelidir.

- Mücadele edilecek türün doğadaki sayısı çok yüksek olmamalıdır. Eğer yüksekse diğer mücadele yöntemlerinden biri ile önce zararlı böcek sayısı azaltılmalıdır.

- Kısırlaştırılarak doğaya salınan böcekler aynı türün doğada bulunan birey sayısından fazla olmalıdır.

- Salım için gerekli olan böcek sayısı, salımlar arasındaki mesafe ve salım tarihleri, salım alanlarına böceklerin taşınma yöntemleri gibi ayrıntıların belirli olduğu bir salım programı önceden planlanmalı ve hazırlanmalıdır.

Kısırlaştırma işleminde yöntem olarak radyasyondan veya gen transferinden yararlanılır. Aşağıda bu konu ile ilgili örnekler verilmektedir.

2.10.1. Radyasyon ile kısırlaştırma

Böceklerin kısırlaştırılmasında düşük dozda radyasyondan yararlanılır. Kısırlaştırma için doz böcek türlerine, erkek veya dişi oluşlarına göre değişir. Kısır böcek salma yöntemi’ nin dünyada başta Zeytin sineği, Kiraz sineği ve Akdeniz meyvesineği olmak üzere çoğunlukla Diptera türlerine karşı geniş alanda ve başarıyla uygulandığı bilinmektedir. Bunun yanısıra Elma içkurdu, Pembekurt gibi kelebek türlerine de aynı teknik uygulanmıştır. Türkiye’de Akdeniz meyvesineği’ne karşı ilk çalışma 1983 yılında Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü tarafından İzmir- Çeşme ilçesinde yapılmıştır. Bu çalışmada 20 dekarlık izole bir narenciye bahçesinde yaklaşık 3,2 milyon adet kısır böcek salınmıştır (Zümreoğlu, 1984).

Kısır böcek salma yöntem bazen kısırlaştırılmış bireylerin sağlıklı olanlarla rekabet edememesi, canlılığını sürdürememesi, uygulama alanına dışarıdan sağlıklı ve kısır olmayan bireylerin girmesi gibi nedenlerle zararlı böceğin yok edilmesinde yeterince başarılı olamaz. Bu durumda Kısır böcek salma yöntemi’ni biyolojik mücadele ya da ilaçlı mücadele gibi yöntemlerle birlikte uygulamak gerekebilir. Dünyada Akdeniz meyvesineği’ne karşı Kısır böcek salma yöntemi hem zararlının doğal düşmanı olan parazit böceğin salımı ile ve hem de kimyasal mücadele ile birlikte uygulanabilmektedir. Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü tarafından 2002-2005 yılları arasında Çanakkale-Gökçeada ilçesinde Kısır böcek salma yöntemi ve biyolojik mücadele Zeytin sineği’ ne karşı birlikte kullanılmıştır. Bu çalışmada hem kısırlaştırılmış Zeytin sineği erkek pupaları hem de Zeytin sineği parazitoiti Psytallia (=Opius) concolor bireyleri birlikte salınmıştır (Şekil 42 ve 43). Bu çalışma ile Dünya’ da ilk defa kitle halinde üretimde parazitoiti öldürmeyen ancak Akdeniz meyvesineği’ni kısırlaştıran radyasyon dozu 6 grad olarak bulunmuş ve yaklaşık 1 milyon adet parazitoit salımı yapılmıştır (Hepdurgun ve ark., 2009).

Şekil 42. Kısırlaştırılmış meyve sineği pupalarından ergin çıkışının beklendiği kafes.

Şekil 43. Kısırlaştırılmış Zeytin sineği pupaları ile beraber salınan parazitoit.

2.10.2. Böceklerde Gen transferi ile kısırlaştırma

Genetik mühendisliğinin sağladığı olanaklar doğrultusunda böceklerin genetik yapılarında bir takım değişiklikler yapılarak istenen özellikte böcek bireyleri elde edilebilir. Ancak bu tür çalışmalarda böceklerde olmasını istediğimiz özelliklerin sınırlı olması ve özelliklerin elde edilmesindeki zorluklar nedeniyle bu yöntemin dünyada kullanılması çok yaygın değildir. Ülkemizde ise genetik olarak böceklere müdahale edilen çalışma sayısı çok azdır ve şimdilik gen transferi yoluyla herhangi bir mücadele yöntemi yoktur. Genetik yollarla mücadele üç farklı şekilde yapılabilmektedir. Bunlar; işaretleme-belirleme, genetik cinsiyet belirleme, öldürücü gen taşıyan böcek salımı (Alphey ve ark., (2006)’dır. Bu çalışmaların yapılabilmesi için öncelikle zararlı olan böcek türünün genetik yapısının belirlenmesi gereklidir. Böceğin genetik yapısı belirlendikten sonra ikinci aşama istediğimiz özelliği taşıyan genin (örneğin cinsiyet geni) tespit edilmesidir.

İşaretleme–Belirleme

Bu yöntem, farklı şekillerde böceklere uygulanmaktadır. En yaygın yöntem böceklerin yumurta döneminde özel işlemlerle böceğin farklı renkte olmasını sağlayan gen parçasının eklenmesi ile elde edilebilir. Renk değişimleri böceğin herhangi bir parçasında olabildiği (Şekil 44) gibi en yaygın kullanılan işaretleme-belirleme yöntemi, böceğin göz renginin değiştirilmesidir. Diğer bir yöntemde kitle halinde üretilen böceğin larva döneminde, besinine boyama özelliği olan protein eklenerek beslenme sonucu böceğin genetiğine yerleşen boyanın böcekte, örneğin Elma içkurdu’nda, istenen özelliği sağlar. Akdeniz meyvesineği’ nin pupa döneminde boya proteini içeren toz madde serpilerek ergin dönemde istenen özellikte olması sağlanabilir (Morrison ve ark., 2010).

Bu işlemlerin yanında erkek böceklerin spermlerine boyama özelliği olan proteinler nakledilir. Boya nakledilen kısır erkek böcekler doğaya salındıktan sonra dişiler ile çiftleşir ve bunun sonucunda çiftleşmiş dişilerde diğer dişilerden farklı olarak renk değişimleri görülür (Alphey ve ark.,-2006). Bu yöntem sayesinde böceklerin tuzakla yakalanması sonucunda kısır bireyler ile çiftleşen dişiler rahat şekilde fark edilebilir. Tuzaklarda yakalanan bu dişi böceklerin tespiti kısır böcek salımı mücadelesinin başarısı hakkında net bilgiler elde edilmesini ve programın başarısı hakkında fikir edinilmesini sağlar. Bu yöntem dünyada Sirke sineği, Sivrisinek ve Akdeniz meyvesineği’ne uygulanarak denenmiştir (Alphey ve ark.,2006).

Şekil 44. Üstte: İşaretleyici gen parçası eklenmiş (sol) ve normal (sağ) meyve sineği larvaları ve pupaları, Altta: Dişi sinekler (ergin) (Morrison ve ark., 2010).

Genetik cinsiyet belirleme

Böceklerin doğada serbest dolaştığı yani hareketli olduğu durumda erkek–dişi ayrımı yapılması ve sayılarının tespit edilmesi çok zordur. Cinsiyet farklarının belirlenmesi böceklerin çiftleşme davranışı açısından önemlidir. Doğada dışarıdan müdahalenin olmadığı normal koşullarda erkek dişi oranının, zararlının çoğalmasını sağlayacak dengede olması üretici açısından ekonomik kayıplara neden olan bir durumdur. Eğer bu cinsiyet oranına müdahale edebilirsek böceklerin çiftleşme oranı, dolayısıyla zararlının sayısı düşürülmüş olur. Bunun için zararlı böceğin laboratuvar ortamında üretilerek aradan erkeklerin seçilip kısırlaştırıldıktan sonra kitle halinde doğaya salınması gereklidir (Alphey ve ark.,2006; Morrison ve ark., 2010). Erkeklerin seçilmesinin iki nedeni vardır. Bunlardan ilki dişi böcek kısırlaştırılmış dahi olsa doğaya salındığında yumurta koymak için meyveye zarar verebilir. İkincisi ise hem erkek hem dişi böceklerin kısırlaştırılıp doğaya salınması masrafı gereksiz yere arttırır. Çünkü kısır erkekler doğadaki kısır olmayan dişileri etkili şekilde aramaz, salınan kısır dişiler ile çiftleşir, kendisinden beklenen sağlıklı dişi ile çiftleşme becerisini ve sonuçta istediğimiz etkiyi gösteremez.

Böceklerin uyuşuk döneminde cinsiyetleri genellikle belirgin değildir ve ayrım yapılamaz. Cinsiyet ayrımı, genetik olarak böceğin gerekli gen parçasına belirleyici parçanın eklenmesi ya da dişilerin ısıya hassasiyet göstermesini sağlayan parçanın eklenmesi ile yapılabilir. Bunun sonucunda dişi böceklerin pupaları beyaz renkte, erkeklerin pupaları ise doğal renginde (kahverengi vs.) olur (Şekil 45). Bunun sonucunda erkekler rahat şekilde seçilip uygulanacak tarım alanında kullanılabilir. Bu şekilde belirlenip ayrılan erkekler radyasyon ile kısırlaştırma ve farklı mücadele yöntemlerinde de kullanılabilir. Tespit edilen dişiler ise farklı sıcaklıklarda ısıya maruz bırakılıp ölmesi sağlanır.

Şekil 45. Akdeniz meyvesineği pupaları (dişiler: beyaz, erkekler: kahverengi) (Morrison ve ark., 2010).

Öldürücü Gen Taşıyan Böcek Salımı

Bu yöntem, böceklerin yumurta döneminde öldürücü özellikte gen aktarımı yapılarak uygulanır. Kitle halinde olarak yetiştirilen böcekler yumurtadan çıktıktan sonra besinlerine öldürücü geni baskılayan maddeler eklenerek beslenme sonucu bireylerin ergin dönemine kadar yaşaması sağlanır (Alphey ve ark.,-2006; Morrison ve ark., 2010).

Mücadele amacıyla genetik transfer yapılan böceklerde ve kısır böcek salma yönteminde erkeklerin tercih edilmesinden dolayı günümüzde dişi böcekleri öldürme ile özelleşmiş genetik parça kullanılmaktadır. Bu özel genin aktarılmasıyla sonradan salımı yapılacak böceklerin yetiştirildiği ortamda dişilerin ölümü gerçekleşir ve sadece erkekler elde edilmiş olur. Üretimi yapılan erkekler zararlı ile mücadele edilecek alana salım yapılarak doğadaki dişiler ile çiftleşmesi sağlanır. Dişi böceği öldüren gen parçasını taşıyan erkek böcek ile doğada serbest bulunan dişi çiftleşmesi sonucu öldürücü gen parçası dişi bireye geçer ve ölüm gerçekleşir (Alphey ve ark.,-2006; Morrison ve ark., 2010). Bunun sonucunda doğada dişi böceklerin sayısı azaltılarak mücadele yapılmış olur.

Dünyada Meksika Meyvesineği, Karayipler meyvesineği, Doğu meyvesineği, Queensland meyvesineği, Zeytin sineği, Akdeniz meyvesineği ve Buğday kırma biti’ ne karşı kısır böcek salım yöntemi ile mücadele edilirken öldürücü gen taşıyan böcek salımından da yararlanılmaktadır (Alphey ve ark., 2006). Burada anlatılan gen transferi yoluyla mücadele yöntemlerine ek olarak zararlılara soğuğa karşı hassasiyet kazandırarak doğada kışlama esnasında ölmeleri ile zararlılık yeteneğinin azaltılması çalışmaları da devam etmektedir.

Bu haber 815 defa okunmuştur.

Sitemize reklam vermek için mail atınız.

Soru / Yorum Eklemek için Tıklayınız

..:: Sorular / Yorumlar ::..

Henüz yorum eklenmemiştir. Yorum Eklemek için Tıklayınız
-Tarım Kütüphanesi - 2007